.. henüz üzerinde sahte hiçbir şey yok. Kadınca bir sahtelikle değil, bir çocuk saflığı ile aklından geçen her şeyi söyler; canı istedi mi de güler. Bir erkek onu dilediğince yoğurabilir. Ortaya eşsiz bir kadın da çıkabilir, bir bela da!
Bir gün gelip bir misyonu olacak insan, bu misyonun ne olabileceğini kesin olarak sezmese bile, kendi hammaddesini gene de durmadan işleyen insandır. Bu hammadde o insanın kendi kabiliyetleri ve ihtiraslarıdır. Kendini yapan, kendini aşabilen ve çevresinden sivrilebilecek olan insan ancak bu soy insan’dır.
İnsan başlı başına bir zihin halini alıp unutmakla bütünleşebilir miydi? Bütünleşirdi! Bütünleşirdi çünkü bir şeyinin olmasını istiyorsa onun kadar tüketilebilir olduğunu kabullenmeliydi. Bütünleşirdi çünkü bir yere ait olmak istiyorsa o yer kadar bir alan kaplayabileceğine boyun eğmeliydi . İtaat, sahip olması istenilen biricik benlikti.
Bahanesi gitmekti dışlananın, oluşunda olumsuzlananın; kendi hayatında ıssızlaşıp ada mislince kuşatılanın intiharıydı başkalığı.. Ve miktarınca eyleme soyunan o sınanmış, o öznede kalıtsallaşmış ve başlı başına bir toplum haline gelmiş o helakin olağanlığında massedilenin kimliğiydi reddedilmek! Bu muydu gitmeyi kuşanmış bir ömrün son nefesi?