135 yıl önce yazılmış 9 hikaye.
8/10
·84 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:54
Kediler hikayesi ne kadar güldürmüş olsada sonraki hikayeler düşündürdü. Özellikle Düğün ve Pandomima hikayeleri üzücü geldi bana. Ama Arlezyalı hikayesi (Daudet’nin L’Arlesienne hikayesinin çevirisiymiş) ile Pandomima hikayelerinin alt metininin benzer olduğunu okuduğunuzda rahat hissedebiliyorsunuz.
Duygu ve Düşünce
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
Bir yolculuğa çıkmak gerek...
10/10
·256 syf.··
2026 17. kitabı
Bu kitaba dair yorumumu ve düşüncelerimi nasıl paylaşacağımı bilmiyorum. İyiki okumuşum, iyiki hayatımın bu evresinde okumuşum diyorum. Kendisi, davranışları ve geçmişi üzerinde düşünen, düşünmek isteyenlere de muhakkak okumalarını tavsiye ediyorum. Neden benzer şeyleri yaşıyorum, neden benzer insanlarla karşılaşıyorum diye merak edenler bu kitabı okuduktan sonra cevabını bulacaklar Allah'ın izniyle. İyileşmek için eve dönmek, içine, geçmişine dönmek, çocukluğunu hatırlamak, geçmişin izlerini takip etmek ve bir yolculuğa çıkmak gerek. Bu yolculukta bu kitap size çok güzel eşlik edecektir diye düşünüyorum zira bana çok güzel eşlik etti. Bu kitap hayatın belli evrelerinde tekrar tekrar okunmalı diye düşünüyorum.
Herkes Evine Dönmek İsterTuba Karacan · Profil Kitap · 2020403 okunma
Reklam
Soyang-ri’nin Kitap Mutfağı
6/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:31
Seoul’un karmaşasından kaçıp küçük bir köye sığınan Yujin’in, eski bir evi kitap mutfağına dönüştürmesi ve burayı hem kafe hem konaklama yeri yapması fikri baştan sona çok çekici geldi. Tarçınlı kurabiyelerin kokusu, pencereden görünen dağ manzarası, ateş böcekleriyle dolu yaz geceleri ve raflardaki kitaplar… Okurken gerçekten o köydeymişim gibi hissettim, huzur doldu içime. Yujin’in kendi yaralarını da yanına alıp bu mekânı kurması ve farklı hayatlardan konukların burada kısa süreliğine de olsa kendilerine gelmesi güzel işlenmiş. Her konuğun kendi hikâyesiyle gelip, mutfakta sohbet ederken veya kitapların arasında gezinirken bir nebze iyileşmesi, küçük mutlulukların gücünü hatırlatıyor. Özellikle mevsim değişimlerini ve doğayla iç içe geçen günlük ritüelleri anlatan kısımlar çok akıcı ve sıcacık. Fakat tam 6 puan vermemin sebebi var: Hikâye yer yer fazla “her şey yoluna girecek” moduna giriyor, karakterlerin dönüşümleri biraz hızlı ve yüzeysel kalıyor. Benzer “kitap kafe + iyileşme” temalı romanları sevenler için de yeterince yeni bir tat sunmuyor maalesef. Tempo oldukça yavaş, bu da bazı bölümlerde sayfaları çevirirken “acaba bir şey olacak mı” dedirtti. Yine de eğer hayatın gürültüsünden bunaldığınız bir dönemdeseniz, yeni başlangıç hayalleri kuruyorsanız veya sadece birkaç saatliğine sakin bir köşeye kaçmak istiyorsanız keyifle okuyacağınız bir kitap. Okuduktan sonra insanın içi ısınıyor, kitaplara ve küçük ritüellere olan sevgisi tazeleniyor. Özellikle sonbahar-kış aylarında battaniye altında okumak için biçilmiş kaftan. Kısaca: Büyük bir edebi başyapıt değil ama samimi, sıcak ve iyi niyetli bir mola kitabı. Ben okuduğuma memnun oldum, ara sıra o mutfağın ve köyün havası aklıma geliyor hâlâ. Kim Jee-Hye’ye teşekkürler. İyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Soyang-ri'nin Kitap MutfağıKim Jee-Hye · Athica Yayınları · 2025654 okunma
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
Sophie, düğününe sayılı günler kala nişanlısının onu aldattığını öğrenir. Ancak düğünü iptal etmesi sandığı kadar kolay değildir; çünkü nişanlısının babası, kendi babasının patronudur ve düğünün iptali babasının kariyerini tehlikeye atabilir. Tam bu sırada bir arkadaşının önerisiyle sıra dışı bir plan yapar: Düğüne bir yabancı gelip itiraz edecek, nişanlısının ihanetini ortaya çıkaracak ve Sophie bu durumdan suçlu taraf olmadan kurtulacaktır. Bu görev için tutulan kişi ise Max’tir. Plan kusursuz işler ve yolları ayrılır. Aradan geçen dört ay sonra Max yeniden ortaya çıkıp Sophie’den benzer bir durumda olan arkadaşına yardım etmesini isteyene kadar… Okuduğum en tatlı kitaplardan birisiyle geldim. Özellikle son zamanlarda bu kadar tatlı ve erkek karakterine aşık olduğum bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. İkilinin sahneleri o kadar tatlı, o kadar güzeldi ki resmen sırıtarak okuyordum sürekli. Karakterlerimiz zamanla aralarındaki uyumu ve çekimi fark eder. Fakat ne Sophie ne de Max bir ilişki arayışı içindedir. Böyle karakterlerin zamanla hissettikleri duyguları kabullenmelerini çok seviyorum. İkilinin arasında en sevdiğim durum ise birbirlerine uyum sağlamak için çabalamıyor olmalarıydı; çünkü zaten yan yana geldiklerinde her şey olması gerektiği gibi akıyor. Sahte ilişki havası, düğün basma maceraları, eğlenceli mesajlaşmalar ve aralarındaki inkâr edilemeyen çekim derken kitap boyunca bir an bile sıkılmadım. Kesinlikle yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum ve bu kitabını da herkese gözüm kapalı öneriyorum!
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202622 okunma
Kadının Adı Yok
8/10
·182 syf.··
2026 22. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 21:25
Ana karakterin arkasında duramayacağım kararlar aldığı, uyguladığı eserleri okumaktan pek keyif almam ama ahlaki açıdan gri ve siyah zon hattında giden bir ana karakteri takip ettiğim bu eserde biraz arada kaldım. Yazarın kadının toplumdaki yerini eleştirmek için kaleme aldığı eser bunu ev içi sömürülen emek, kadının iş hayatındaki yeri ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden güzel yansıtmış ama kör noktaları çokça olanda bir anlatıya şu şekilde sahip ezilen olmaktan, ezenlerin oyununu oynayarak kaçmaya çalışan bir ana karakter görüyoruz, ‘baba’ olursa otorite sahibi olursa mutlu olacağını düşünen ana karakterimizin gözünden kendisi gibi bir hayatı seçmeyen tüm kadınların perişanlığına şahit oluyoruz, benzer şekilde sistem eleştirisi bakımından zayıf kalıyor denebilir kadınları çok çabalamaya çalışırsanız başarırsınız şeklinde resmediyor sistemin bireyleri başarısız yapmak için tasarlandığını fark edemiyor pek çok noktasında, tabiki burda yaptığım çoğu eleştiriyi günümüz lensinden bakarak yazıyorum ve belki bu lense sahip olmamın sebeplerinden başında bu ve bunun gibi kitapların etkisinde kalmış kadınların evrilmiş, gelişmiş fikirlerinin bugünlerde bana ulaşabilmiş olması bu yönüyle Türkiye de feminist hareketin çarklarını döndüren ses getiren bir eser, umuyorum ki kitapta ki karamsar ve depresif yaşamları bugün ve yarın kimse yaşamaz ve eşit,aydınlık bir geleceğin ortakları oluruz.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
4/10
·288 syf.··
2026 7. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:54
Kitabın konusu bilinçaltımıza yaptığımız telkinler ile hayatımızı kontrol altına alabileceğimizi ve istediğimiz şeyleri doğru telkinler ile elde edebileceğimizi ele alıyor. Kitabı başta okuduğumda bilimsel dayanakları olan nesnel incelemelerin olacağı bir kitap olacağını düşünerek okumaya başladım. Keza yazarın giriş kısmında yazdıkları insanı kitabı okumaya ikna ediyor. 20 bölümden oluşan bu kitapta her bölümde insanın yaşamıyla ilgili problemleri çözmeye odaklı bir bölüm olduğunu görüyoruz. Ancak yazar bu bölümleri oluştururken sürekli bir tekrara ve bilimsellikten uzak anlatılar yaparak -örneğin, " bir yakınımın başına bu gelmişti", "bana ulaşan biri böyle anlatmıştı" gibi- her bölümde nerdeyse aynı şeyi okumamıza sebep oluyor. Kitap anlatmak istediği şeyi okura aşılıyor.Ama bunu kitap boyunca aynı kelimelerle, benzer olaylarla ve aynı bakış açısı ile yapınca okuyucuda sürekli aynı şeyi okumuş gibi hissettiriyor. Bu da kitabı okumayı oldukça zorlaştırıyor. Joseph Murphy
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma
Reklam
Reklam