Yunan filozofu Eflatun da şöyle yazıyor: “Başta insanlar erkek ve kadın aynı bedende var olmak suretiyle yaratılmışlardı. Her bedenin dört kolu ve dört bacağı vardı. Bedenleri yuvarlaktı ve yuvarlanıp duruyorlar, kendilerini elleri ve ayaklarıyla hareket ettiriyorlardı. Zaman geçtikçe tanrılara karşı saygısızlık yapmaya başladılar. Kurban sunmayı bıraktılar, hatta Olimpos Dağı’na yuvarlanarak çıkıp tanrıları tahtlarından indirmek için onlara saldırmaya başladılar. Bir tanrı; “Hepsini öldürelim, bizim için tehlikeliler!” dedi. Bir diğeri, “Hayır, benim daha iyi bir fikrim var. Bedenlerini ikiye bölelim, böylece sadece iki kolları ve iki bacakları olur. Yuvarlak olmazlar ve yuvarlanmazlar. Sayıları iki katına çıkacağı için bize şimdikinin iki katı kurban sunarlar. En önemlisi de her biri diğer yarısını aramakla o kadar meşgul olur ki bizi rahatsız edecek vakit bulamazlar!” dedi.
Ömür Hanım...
Gelmiyorsun, gitmiyorsun
Sesin yok, yüzün yok
Canımın ilmekleri arasında bir ishak kuşu
Sabahlar, çiy düşmüş uykusuzluk
Akşamlar, gözyaşı lambalarından bir sokak.
Uzağın yok, yakının yok
Bir senden yapılmış odalarda
Seni seviyorum.
Ey sözüme merhametler bağışlayan kadın
Hatıran bütün pencerelerin baktığı yol
Hatıran insan olmanın sonsuz harfleri.
Dünya bitti, diyecek bir gün zamanın sahibi
Gövdem bir yaşam acısı, geleceğim yanına
Taşa, toprağa, ota, böceğe
Karışa dönüşe yeniden başlayacağız hayata.
18 Mart-15 Eylül