Kişi nereye kadar evet nereye kadar hayır sınırlarıyla çevrili olduğunu saptamadığı sürece, çaresizlik, çözümsüzlük ve sıkışmışlık içinde bulacaktır kendini.
Değersizlik hissiyle baş edebilmenin temel yollarından biri, dışarıdan gelecek hiçbir onayın beklentisi içine düşmemektir. Kimin, hangi konuda, ne düşündüğünü belirleyici bir faktör olarak kabul etmemek gerekir. Dış seslerin ve faktörlerin alınacak kararlarda ya da zihinsel olarak oluşturulacak düşüncede majör bir güce ve etkiye sahip olması doğru değil...
Sınırlar, katı kurallar ve prensipler değildir. Başkalarına ördüğünüz duvarlar da olamaz... Sizi ulaşılmaz değil, sağlıklı ve mutlu kılmak üzere işlevsel olmalıdır sınırlarınız.
Önceliklerinizi sürekli değiştirirseniz ne olur?
Daha çok sevilmek, sayılmak, huzur ortamında yaşamak, çatışmadan uzak kalmak uğruna gözden çıkardığınız sınırlarınız hapishanenize dönüşür.
Tereddütsüz, kaygısız, kararlı, saygılı, dirençsiz ve en önemlisi de suçluluk hissi barındırmayan, kendinden emin bir hayır varlık ve benlik alanınızın en güçlü muhafızıdır.