Demek herbir ağacın, herbir yıldızın cüz'î birer tesbihatı olduğu gibi; zeminin de ve zeminin herbir kıt'asının da ve herbir dağ ve derenin de ve berr ve bahrının da ve göklerin herbir feleğinin de ve her bir burcunun da birer tesbih-i küllîsi vardır.
Hz. Ali minberden şu hutbeyi veriyordu: “Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yok etsinler. Zira halkı helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kuran’ı terk etmeleridir.” İbni Abdül Berr, Camiul Beyanil İlm
Sayfa 135 - İstanbul Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
" Yâ Rabbe’l-âlemîn! Yâ İlahe’l-evvelîne ve’l-âhirîn! Yâ Rabbe’s-semavati ve’l-aradîn! Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın talimiyle ve Kur’an-ı Hakîm’in dersiyle anladım ve iman ettim ki: Nasıl sema, feza, arz, berr ve bahir, şecer, nebat, hayvan; efradıyla, eczasıyla, zerratıyla seni biliyorlar, tanıyorlar ve varlığına ve birliğine şehadet ve delâlet ve işaret ediyorlar. Öyle de kâinatın hülâsası olan zîhayat ve zîhayatın hülâsası olan insan ve insanın hülâsası olan enbiya, evliya, asfiyanın hülâsası olan kalplerinin ve akıllarının müşahedat ve keşfiyat ve ilhamat ve istihracatıyla, yüzer icma ve yüzer tevatür kuvvetinde bir kat’iyetle senin vücub‑u vücuduna ve senin vahdaniyet ve ehadiyetine şehadet edip, ihbar ediyorlar. Mu’cizat ve keramat ve yakînî bürhanlarıyla haberlerini ispat ediyorlar. " Risale-i Nur - Asâ-yı Mûsa / s.210
Sayfa 210 - Rnk·Kitabı okudu
1623'e gelindiğinde Dürzi emir yine o kadar güç kazanmıştı ki Safed, Nablus ve Aclun sancakbeylikleri konusunda çıkan bir ihtilafta, Şam valisinin, Harfûşların, onların Yeniçeri müttefiklerinin ve bir tür bölgesel diplomatik devrimle yanları- na çektikleri Seyfoğullarının kuvvetlerini bozguna uğratmayı başardı. Vali esir alındı, Yunus Harfûş, Fahreddin'in dostu olan bir Bedevi tarafından yakalanıp Selemiye'de hapse atıldı, Baʻalbek Kalesi ve Bekaa'daki diğer kaleler ele geçirilip yerle bir edildi. Bu yüzden, Maʻnoğullarının (Şihabi müttefikleriyle birlikte) hem Kuzey Trablusşam'dan Kuzey Filistin'e kadar uzanan bölgedeki aşiret reisleri üzerinde, hem de Osmanlı idaresinin bölgede uyguladığı kısıtlamaların dışında bir egemenlik kurmayı başardığı "Ayncar Muharebesi", Lübnan tarihinin milliyetçi anlatısının can alıcı safhalarından biri haline gelmiştir. 19. yüzyılda Lübnan tarihçileri Fahreddin'in Osmanlılar tarafından resmen "sultanü'l-berr" ([Suriye] toprağın[ın] sultanı) olarak tanındığını iddia edeceklerdir.
Sayfa 93 - Fahreddin Ma'noğlu'yla Rekabet·Kitabı okudu
Alıntı
Allah Rahim’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber Allah’ın isimlerini anlamaya çalışıyorduk. Allah’ın isimlerini anlamak; Allah’ı, Allah’ın kendini tanıttığı gibi tanımaya çalışmak demektir. Bu yüzden Allah’ı tanımaya çalışırken Fatiha’daki isimlerle tanımaya başladık; ama Fatiha’daki isimleri anlamaya çalışmadan önce temel olan, öz olan, anlaşılması gereken, yaratılışın sebebi olan ismi; yani Allah’ın sevmesiyle ilgili olan Vedud ismini anlamaya çalıştık. Vedud isminin; seven, sevilmeyi isteyen, sevilmeye layık olan anlamına geldiğini söyledik. Sonra nüzul sırasına göre Fatiha’daki isimlere başladık. Fatiha tam olarak inmiş olan ilk suredir. Alak Suresi’nin ilk beş ayeti ilk inen ayetlerdir; ama tam olarak inen ilk sure Fatiha Suresi’dir. Bu yüzden işe Fatiha Suresi’yle başladık. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “Fatiha ümmül kitaptır (kitapların anasıdır), Kur’an’ın özetidir, özüdür”(Darekutni, Salat, Babu Vucubi Kıraati Bismillah) buyurur. Kur’an’ın anlaşılması için önce Fatiha’nın anlaşılması gerekir. Biri Fatiha’yı öz olarak bilir, öğrenirse Kur’an’ı özetle anlamış olur. Bunun için biz de Allah’ı isimlerinden tanımaya çalışırken Fatiha’yla, Allah’ın Fatiha’daki isimleriyle tanımaya başladık ve önce onları kısaca öğrenelim, dedik. El hamdu lillâhi rabbil âlemin:(Fatiha /1) “Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir.” Rabbimizi Fatiha’daki isimleriyle tanımaya çalışırken ilk önce bu ayette geçen, Hamid ismini, devamında Rab ismini, sonra da “er rahmânir rahîm”(Fatiha /2) ayetinde geçen Rahman ismini anlamaya çalışmıştık. Şimdi biraz da Rahim ismini anlamaya çalışacağız
Sayfa 113·Kitabı okuyor
İbn-i Abdil Berr şöyle anlatıyor; Resulullah(s.a.s)’in şöyle dediği sabit olmuştur: “Bir Müslüman, dünyadayken tanıdığı bir kardeşinin kabrine uğrar ve selam verirse; Allah Teala ölüye ruhunu geri iade eder de arkadaşının selamını alır.” Bu hadis ölünün kabrini ziyarete geleni tanıdığına ve selamını aldığına kesin bir delildir.
Sayfa 11 - İz Yayıncılık