"Kadere inanırım ben. Shakespeare'in o unutulmaz dizelerinde dediği gibi: 'Ne kadar gelişigüzel belirlesek de amaçlarımızı, onlara biçim veren ilahi bir güç var.'"
"Tanıklık ettiğim her günbatımı, güneşin battığı yer kadar uzak ve o batış kadar zarif olan Batı'ya gitme isteği uyandırır içimde. Sanki güneş her gün batıya göç etmek için doğmakta ve onu takip etmemiz için bizi kışkırtmaktadır."
"Ne oldu? Yapmayı unuttuğu bir şeyi mi anımsadı birden? Ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, her şeye karşın sağ kalmak, direnmek olduğunu mu anladı giderayak? Yoksa bilinçsiz canlı etin ölüme kendiliğinden bir tepkisi miydi bu?"
"adım zebercet. zebercet. bu otelin yöneticisiyim. 28 kasım 1950'de doğdum. 7 aylık. annem 44 yaşındaymış o zaman. babamdan büyük. 4 kez düşük yapmış bana kadar. sünnet olduğum yaz öldü. 1960'da. ilkokul 3'teydim. ortaokul 2'den ayrıldım. bir süre aylak dolaştım. sonra askerlik. 71'de terhis oldum. babam birkaç yıl önce öldü. oteli ben yönetiyorum. 80'den beri. sorumluluk isteyen bir iş. adım zebercet. oysa ben sizinkini bilmiyorum. gecikmeli ankara treni ile geldiniz. 3 gün önce. kaydınızı yapamadım. adınızı söylemediniz. döneceğinizi biliyorum gittiğiniz köyden. hacı rahmanlı'dan. bir haftaya kadar dönerim dediniz..."
bu replik aynı adla uyarlanan 1987 yapımı ömer kavur'un filminden. zebercet'i tüm yönleriyle anlatan bir monolog. yusuf atılgan'ın aylak adam ile birlikte yazdığı iki önemli romanından biri anayurt oteli. yazar, bilinç akışı tekniğini bolca kullanmış bu eserinde, belki bu yüzden zebercet bu kadar sağlam bir karakter olmuş. yine de ben aylak adam'ı daha çok sevmiştim sanırım.
7/10.