Leonid Andreyev’in okuduğum ilk kitabı oldu. Yazarın dili ilk başta oldukça ağır geldi, fakat kitap ilerledikçe alıştım. En güzeli ise kitap bitti, ve ciddi şekilde üstüne düşünmeye başladım. Yazarın ele alış şekli ile çok rahat “ kim haklı” diyebilir ve kendinizi farklı bir boyuttan olaya bakarken bulabilirsiniz. Açıkçası hemen yazarın en çok okunan kitaplarını da sipariş ettim.
Yahuda bildiğiniz gibi iki cihanda lanetlenmiş, 30 gümüşe İsa Mesih’i satmış ve ölümüne sebep olmuş kişidir. Kitabın başı itibarı ile çirkin, hırsız, yalancı, yalnız, kimse tarafından sevilmeyen ve yanında olmasını istemeyeceği biridir. Buna rağmen İsa ona yanında yer verir ve “bizden” kabul eder. Diğerlerinden gelen itirazlara rağmen Yahuda, İsa tarafından kabul görür. Fakat İsa’nın Yahuda’ya tavrı, diğerlerine yakınlığı ve Yahuda’yi görmezden gelişi bir süre sonra rahatsız etmeye başlar Yahuda’yı..
Derken Yahuda ihanet eder ve bence kitap buradan itibaren farklı bir boyuta geçer. Yahuda ihanete rağmen sürekli yanında yer alan havarileri silahlanın, kendinizi savunun diye uyarır hatta gittikleri yerde iyi karşılanmayacaklarını sürekli söyler. İsa’nın yakalanması ile asıl paradoks başlar. Yahuda İsa yakalandığında, karakolda işkence görürken, yargılanırken ve hatta çarmağa gerilirken hep yanındadır. Hep o mucizeyi bekler, işte şimdi insanlar ondaki farklılığı anlayacak, kurtarıcımız geldi diye onu kurtaracaklar diye bekler. Ta ki çarmakta son nefesini verene kadar, umutla bekler Yahuda... Belki de bu yüzden sık sık tekrarladığı “ kim kandırıyor Yahuda’yı “ repliği bu tepkinin sonucudur.
Ve yazarın anlatımı ile havariler konusunda da Yahuda’ya hak vermeye başlıyorsun. İsa yakalanırken onu savunmak yerine hemen kaçan, İsa mahkemede iken hiçbir şey yapmayan ( Yahuda havariye gidip, halkı