Nicos Kazancakis giriş yazısında şöyle der: "Hayatımda beni etkileyen kişiler Buda, Nietzsche, Homeros Bergson ve Zorba ". Buradan Zorba karakteri hayali bir karakter değildir. Onu etkileyen, sarsan, doğrusunu sorgulatan kişidir. O yüzden eserin iz bırakmasına hizmet eden iki karakterin insan, aşk , kadın gibi hayata dair sohbetleri. Diğer öğeler olaylar, zaman, mekan, diğer karakterler biraz daha gölgede kalıyor. En azından benim için.
Peki bu karakterler kim?
Basil ve Aleksi Zorba.
Birbirlerinden farklı iki uç diyebileceğimiz iki karakter. Bu uç karakterlerin birbirleriyle birlikteliği ile oluşan bütünlük.Ki ben bu birlikteliği yaşamın kendisi olarak yorumluyorum. Zitliklarin uyumu/Karsitlarin birliği.
Bu karakterler neyi simgeliyor?
Basil karakteri sorgulayan, okuyan, yazan entelektüel bir tip. Zorba ise yaşamaktan her bir zerresine kadar keyif alan bir tip.
Bu eser beni Antik çağdan itibaren sorgulanan şu soruya tekrar götürdü: Nasıl yaşamalı ?
Hayatina anlam yaratmak ya da yaşamak için ne yapmalıyız ?
Basil gibi bir duruş mu sergileyelim yoksa Zorba gibi mi ? Basil gibi okumakla hemhal olmuş ancak onu yaşamında eritememis ,uygulayamamis ki yazma eyleminde bile can cekistigini gördüğümüz biri gibi mi ?Yoksa Zorba gibi tam anlamıyla hayatın içinden geçen hem fizik gücünü kullanıp çalışan hem santur çalan, şarkılar söyleyen, dans eden , flört eden biri gibi mi ? Bu sırada aklıma şu soru takılıyor Basil için: onu tatmin ettiğinden mi böyle yoksa onun içinde bir konfor oluşturdugu için mi ? Burada eserde geçen bir diyaloğu vermek istiyorum. " Anladigima göre zatialiniz aç kalmadı hiç , adam öldürmedi, çalmadı,suç islemedi. Öyleyse dünyayı nasıl anlarsın sen ? Dedi ve devam etti. "Olgunlasmamis bir beyin, gün görmemiş bir ten." Çünkü Zorbanın kendisi savaşlara