Puan vermedi·232 syf.··
2026 321. kitabı
Dino Buzzati, Tatar Çölü (Il deserto dei Tartari) adlı bu kült ve varoluşçu modern klasik romanında, genç bir subay olan Giovanni Drogo'nun, uçsuz bucaksız bir çölün sınırında yer alan ve ne zaman geleceği belli olmayan meçhul bir düşmana karşı savunma hattı oluşturan gizemli Bastiani Kalesi’ne tayin edilmesiyle başlayan hayat hikayesini konu alır. Yazar; Drogo'nun hiçbir hareketin, hiçbir savaşın yaşanmadığı bu kalede düşmanın gelmesini ve hayatına anlam katacak o büyük zafer anını bekleyerek geçirdiği yılları anlatırken; zamanın acımasızca akıp gidişini, alışkanlıkların insanı uyuşturan hapishanesini, umudu, yalnızlığı ve bir ömrün beyhude beklentilerle nasıl tüketildiğini, alegorik, büyüleyici, melankolik ve felsefi bir dille işler.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Sayın Tanpınar, ​Bu mektup geçmiş zamanın tozlu raflarına terk edilmiş bir özlemin yankısını taşımaktadır. İstanbul’un tüm ihtişamıyla yansıdığı o tabloların nesneleşmiş anlara atılmış bir çentiktir harflerim ve her bir cümlem yaşanmamış günlerin çetelesini tuttuğum ruznâmeden alıntıdır. Zamana çentik atmaya başladığım o ilk andan itibaren bu güne değin süren bu gecikmişlik hâli, Mübarek’in çarkları arasında daha da bilenerek dışavurmaya devam ediyor. ​Eskimiş yüzlerin bir izdüşümü olan bu gecikmişlik beyanı, aklımı kalbimin çekmecesinden çıkardığım o "geniş zaman" algısına ram olduğum şu ezelî ve ebedî saniyeden itibaren nihayete eriyor. Kalemim parmaklarımın esaretinden kurtulup ürkek ve marazlı sözcüklerim, kırık kanatlarıyla Boğaz’ın sisli sularına doğru yola çıkmaya hazırlanıyor. Zarfımı anın geniş ufkuna emanet ediyor, pulunu geleceğin meçhul boşluğuna mühürleyip tüm zamanları içine alan bu müşterek iç döküşü, bu hüzünlü senfoniyi sizinle paylaşıyorum. ​İnsan, fikirlerini de büyütürmüş meğer kendi tenhalığında... Ben de büyüttüm yıllarca söylencelerin ağırlığını omuzlarımda. Tıpkı Nuri Efendi’nin saatlere yüklediği anlamlar gibi suyun derinliğindeyken ağır, yüzeye çıktığında "incir çekirdeğini" dahi doldurmayacak anlamlar... Şimdi bu anlamları "sahnemin dışında" bırakıp bu içi boş ama muazzam derecedeki ağırlıktan, dipsizliğin o derin uğultusundan kurtuluyorum nihayet. ​Evvelce zatıalinize arz ettiğim o "sükût provası" meselesi –doğrusu ben bu durumu aristokratik bir inzivada ruh terbiyesi sanıyordum ki yanılmışım– zihnimde, metruk bir mabedin estetiğiyle örülmüş bir girdaba dönüştü. Dayanılmaz hâle gelen bu trajik ciddiyeti, bu yapay mukaddesatı muhafaza edebilmek uğruna kalbime çıkan tüm yolları kapattım. İçimde filizlenen taze sürgünleri titiz bir bahçıvan
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201053,1bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·228 syf.··
2026 11. kitabı
Işığın O Kör Edici Yokluğu / Tahar Ben Jelloun 1971 ‘ de Fas’ta, II. Hasan döneminde başarısız bir darbe girişimi gerçekleşiyor. Sonrasında üst düzey askerler idam edilirken, alt rütbedekiler de Tazmamart Zindanı olarak adlandırılan çok kimsenin bilmediği ve ışığın neredeyse hiç olmadığı tek kişilik hücrelerde zorlu bir hayat sürmeye gönderiliyor. Baş karakterimiz Aziz’ in ağzından oradaki geçen zamanda yaşadıkları anlatılıyor. Kitabın en ilginç yanı da yazar, bu zindanda kalmış eski bir mahkumun tanık olduğu gerçek olaylara dayanarak bir hikaye yazmış. Bir insan hiçliğe, kör edici bir karanlığa, açlığa, ölüme, hastalığa, umutsuzluğa, hem fiziksel hem de zihinsel işkencelere ne kadar süre dayanabilir, nasıl dayanabilir? Okurken bu soruları düşünüyorsunuz sürekli. Kitabın dilinin sade akıcı ve anlaşılır olması daha da okunabilir bir hal almasını sağlamış yoksa hiç kolay bir kitap değil bu kitap. Umut iyi bir şey mi yoksa beyhude bir çaba mı umut… sorgulatan cinsten bir hikaye. Yazardan okuduğum ikinci kitaptı bu kitap. Ben beğendim yazarın dilini hikaye anlatma şeklini de sevdim. Araya serpiştirdiği sorgulatan, hayat dersi niteliğinde sözleri de çok hoştu. Konu ilgilinizi çektiyse okuyun mutlaka derim. Keyifli okumalar dilerim
Işığın O Kör Edici YokluğuTahar Ben Jelloun · Sia Kitap · 2020700 okunma
"Hırçın rüzgar gibi geçti Beyhude Ömrüm"
10/10
·212 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:49
"İnsanoğlu dünyaya niçin gelir? Herhalde bir bahçe kurmaya gelir. Bu düşünceyle gülümsüyorum. Dünya dediğimiz de bir gurbet değil mi?" İncelememe 69. sayfadan bir alıntı yaparak başlamak istedim. Sahiden de dünya hayatını bir bahçe ile metaforlaştırabilir miyiz? Bence metaforun âlâsı olur. Peygamberimiz de diyordu ya hani; kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa elindeki fidanı dik, diye. İşte son gün bile bahçeyi donatmamızı isteyen bir dinimiz var, daha ne olsun.. Üretmenin, emeğin, faydalı olmanın bu denli önem arz etmesine bir bahçeden yola çıkarak varabiliriz. Ya da bir bahçeye doğru yol alarak varabiliriz.. Hikayenin bütününe dönelim. Tam bir Anadolu insanının Anadolu yaşantısından esintileri getirip önüne seriyor. Betimlemeleri kuvvetli olan kitapları ayrı severim. İşte bu konuda güzel hissettirdi Beyhude Ömrüm.. Bir meyve bahçesinde hangi meyvelerin olabileceğini önceden öngörüp meyve tedarikinizi yapmanız tavsiyemdir. Zira bir armut anlatışı var Mustafa Kutlu'nun, o an armut olsa da yesem dedirtir. Kayısıya geldiğimde şükür ki bir koşu meyveyi alıp kitabın başına oturabildim. Kitabı tam bahçenin sefasının sürüleceği yaz günleri okumanızı ayrıca tavsiye ederim. Bu sıcak günlerde okumak ayrı zevkliydi. Köylerin zamanla terk edilişi tam da hikayede anlatıldığı gibi oluyor. Şahit olduğumuz o uzun süreç hep de böyle akıyor insanların hayatında. Yavaş yavaş, eksile eksile, özlene özlene.. Kaçınılmaz sona gidiliyor kâr mı tam da bilinemeden... Kitabı sonuyla da çok sevdim. Her kötü son üzmez. Bir tamamlanmışlık olsun yeter ki. Gözün arkada kalmaması belki de huzurların en güzelidir.. Ne ile geçerse ömür, onun esintisi vurmaz mı son kez yüze? Bir ölümün, ayazın içinde sıcak bir gözyaşı ile gelmesine huzur diyebilir miyiz? Pek tabii bence. Hikaye iki mevsimi
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,1bin okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 13:43
Mustafa Kutlu’nun Beyhude Ömrüm adlı eseri, kurak ve kıraç topraklarda herkesin imkânsız gördüğü bir idealin peşinden koşarak Islak Kaya’dan su çıkaran ve orada yeşillikler içinde bir cennet bahçesi kuran adsız bir Anadolu köylüsünün dokunaklı hikâyesini anlatır. Ancak modernleşmenin, değişen çağın ve köyden kente göçün acımasızlığıyla ana karakterin çocukları toprağı bırakıp İstanbul’a gider; onun hayatını adadığı bu kutsal sığınak, yeni nesil için sadece bir yük haline gelir. Kitabın adındaki beyhude kelimesi, dışarıdan bakanlar için ömrün nihayetinde kuruyup gidecek bir bahçeye harcanmasını simgelese de, yazar bize asıl değerin varılacak sonuçta değil, bir ideal uğruna verilen emek ve sadakatte saklı olduğunu fısıldar. Şehrin betonlaşmış hızı karşısında toprağın ve sabrın kutsallığını hatırlatan bu sıcak taşra hikâyesi, insanın doğayla ve kendi özüyle kurduğu derin, hüzünlü ve anlamlı bağı tek bir solukta yüzümüze çarpar. Beyhude Ömrüm Mustafa Kutlu
Alıntı
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,1bin okunma
Albert Camus - Yabancı
Puan vermedi·110 syf.··
2026 1. kitabı
SENTEZ ENTELEKTÜEL OTURUM | HAZİRAN AYI İLK KİTABI (01-07)./06.2026 ​KİTAP KİMLİĞİ ​Kitap Adı: Yabancı ​Yazar: Albert Camus ​Tür: Kurgu (Roman) ​Sayfa Sayısı: 112 ​Odak Noktası: Absürdizm Varoluşçuluk, Bireysel Yabancılaşma ve Toplumsal İkiyüzlülük ​ ​Soru: Yazarın bu eserde inşa ettiği düşünce dünyası, bugünün modern insanı için bir "çözüm" mü sunuyor, yoksa sadece "sorunu" mu derinleştiriyor? ​ Cevap: Camus aslında sorunu derinleştirerek radikal bir çözümün kapısını aralıyor. Modern insan, toplumsal beklentilerin, dijital onaylanma arzularının ve yapay mutluluk illüzyonlarının arasında sıkışmış durumda. Meursault’nun hikayesi, bu yapaylığı ve hayatın anlam arayışını tamamen sıfırlayarak yüzümüze sert bir gerçeği çarpıyor: Hayatın önceden belirlenmiş hiçbir ilahi veya toplumsal anlamı yoktur. ​Bu ilk bakışta nihilizm (hiççilik) gibi görünüp sorunu derinleştirse de, aslında Camus’nün Absürd (Saçma) felsefesinin özüdür. Çözüm, bu anlamsızlığı kabul edip hayata karşı isyan etmektir. Kitabın sonunda Meursault’nun idam edilmeden hemen önce dünyanın o "tatlı kayıtsızlığına" kendini açması ve mutlu olduğunu fark etmesi modern insana şunu söyler: Gerçek özgürlük, sistemin dayattığı maskeleri fırlatıp atarak yaşamın saçmalığını kucaklamak ve her şeye rağmen dürüstçe yaşayabilmektir. Camus bize hazır bir reçete sunmaz, bizi özgürleştirecek olan o sarsıcı teşhisi koyar. PARADOKS SEANSI: FİKİR ÇARPIŞMASI ​ Vaka: Meursault’nun işlediği cinayet tamamen kaçınılmaz bir doğa olayının (güneşin ve sıcağın) getirdiği anlık bir cinnet halidir; dolayısıyla Meursault bir katil değil, trajik bir kurbandır. ​1. Savunma Hattı: Çoğunluğun aksine, bu iddiayı destekleyen en güçlü kanıt kitaptaki hangi olay veya cümledir? ​Kitaptan Kanıt: Romanın mahkeme sahnesinde Meursault'nun
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma