“Sözlerimi bitirmeden önce, son bir şey daha söylemek istiyorum, beyler. Thomas Jefferson bütün insanların eşit yaratıldığını söylemişti. Yankiler ve Washington’daki yönetici takımının kadın üyeleri her fırsatta bize bu sözleri hatırlatmaya bayılırlar. Şu an içinde olduğumuz miladi 1935 senesinde, bazı kişiler bu sözleri olur olmadık yerde kullanma eğilimi sergiliyorlar. Aklıma gelen en saçma örnek, yaygın eğitimin başında olan kişilerin çalışkan öğrencilerin yanı sıra aptal ve tembel olanları da üst sınıfa geçirmesidir. Size büyük bir ciddiyetle, bütün insanlar eşit yaratıldığı için geri kalan çocukların muazzam bir aşağılık kompleksine kapılacağını söylerler.
Bazı insanların inanmamızı istediği gibi, bütün insanların eşit yaratılmadığını biliyoruz. Bazıları diğerlerinden daha zekidir, bazıları doğuştan daha fazla fırsata sahiptir, bazı erkekler diğerlerinden daha çok para kazanır, bazı kadınlar diğerlerinden daha iyi kek pişirir ve bazıları da çoğu insanın sınırlarını aşan becerilerle dünyaya gelir.
Ama bu ülkede insanlar tek bir durumda eşit yaratılmış olurlar: Yoksul bir insanı bir Rockefeller’la, aptal bir insanı Einstein’la ve cahil bir insanı bir yüksek okul dekanıyla eşit tutan tek bir kurum vardır. Hukuk kurumudur bu, beyler. Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesi, ülkedeki en basit Sulh Ceza Mahkemesi ya da hizmet ettiğiniz bu saygıdeğer mahkeme gibi. Mahkemelerimizin de her kurum gibi kusurları var ama bu ülkedeki mahkemeler bütün insanları eşit kılan kurumlardır ve mahkemelerimizin hepsinde herkes eşittir.
Mahkemelerimizin ve jüri sisteminin dürüstlüğüne inanıyorum ancak kadar idealist değilim. Bu, benim için bir ideal değil, yaşanan, işleyen bir gerçektir. Beyler, bir mahkeme ancak jüri üyeleri olan sizlerden daha iyi değildir. Bir mahkeme ancak onu oluşturan
Gençliğinde bile usluluğu ve ciddiliği ile tanılan Fahim Bey'i birçok beyler ve paşalar kendilerine damat etmek istemişler ama o zengin bir eve içgüveyi olarak girmeye razı olmamış, kimsesiz ve orta halli bir kadınla evlenmeyi tercih etmiş. Kızlarını Fahim Bey'e vermek istemiş olan o eski babaların ne kadar hakları varmış. O ekser erkekler gibi geçici ve adi münasebetlere düşmez ve haremi Saffet Hanım'a asla ihanet etmezmiş. Babam, "O gayet evcümend olduğu gibi, haremine karşı da o kadar düşkündür ki," diyordu, "benim gibi pek sevdiği bir arkadaşının hatırı için de olsa hiçbir gün evine yarım saat bile geç dönmeye razı olmaz. Seni onunla ilk görüştürdüğüm akşam bunu sen de görmüştün. O kadar ısrar ettim de, bak, biraz olsun kaldı mıydı? O hep böyledir. İnandığı kaideleri hayatında tatbik etmek için her zaman her türlü fedakârlığı ihtiyar eder, ve, akşam oldu mu, kurulmuş bir saat gibi, doktorların tavsiyesini yerine getirmek için de yürüye yürüye evine vaktinde yetişir!"
"Ah beyler,işler tabloya,aritmetige,yalnızca iki kere iki dört edere vardığında irade mi kalır? İki kere iki,benim iradem olmadan da dört eder.Boyle irade mi olur!"
Tuğrul Bey o dönemlerde, kendisine karşı silahlı mücadeleye girişen akrabası İbrahim Yinal'ın isyanını bastırmakla uğraşıyordu. Devam eden mücadelede Tuğrul Bey, İbrahim Yinal'ı Zem Kalesi'ne çekilmek zorunda bırakmış ve orada ele geçirmişti. O tarihte İstanbul'da yönetimi elinde bulunduran Konstantin Monumak, bütün Asya'yı titreten bu hükümdarla işbirliği yapmak istedi ve barış önerisinde bulunmak üzere elçiler (Sayfa 317) gönderdi. Tuğrul Bey barış önerisini kabul etti. Tuğrul Bey o tarihlerde Diyarbakır'ın yönetimini yeğeni Kutalmış'a bırakmıştı. Kutalmış'ın Diyarba-kır'da bulunması Arap Beylerini endişelendiriyordu. Bu Beyler, o kadar güçlenmişlerdi ki halifeyi Bağdat'ta ellerinde esir bulundurabiliyorlardı.
"Dolambaçlı yollara sapmayı sevmeyen ve maskeyi sadece maskeli balolarda takan insanlar vardır beyler. En önemli iş olarak çizmeleriyle parkeleri cilalamayı görmeyen insanlar. Pantolonlarının üstlerine tam oturmasını yaşamdaki en büyük mutluluk saymayan insanlar beyler."
Şunu ekleyeyim ki, dört beş ay sonra Truva'dan Tiberius'a başsağlığı dilemek için bir heyet geldiğinde, Tiberius onlara teşekkür etti ve "Ben de Hektor için size başsağlığı dilerim beyler," dedi.