Ahh Beyoğlu ...
9/10
·352 syf.··
2026 19. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:22
__Çember Apartmanı deyınce, bir apartmanda yaşayan insanların hikayesidir herhalde diyerek okumaya başladım. Evet, apartmanda yaşayan insanların hikayesi.. Amaaaaa Bu apartman, bir şehirde
Çember ApartmanıDefne Suman · Doğan Kitap · 0472 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 21:01
"Bunlara verilecek en iyi isim bu; Sözde kızlar! Serbest kaldıkları zaman gördüğünüz şeyleri çekinmeden yapan bu mahlüklar, koca aramaya başlayınca sıkılgan, utangaç, tecrübesiz, saf görünmesini de pek iyi bilirler." (Sayfa: 119) Sözde Kızlar, yazarın o dönem İstanbul’unda ortaya çıkan, Batılılaşmayı sadece lüks, eğlence, sorumsuzluk ve yozlaşma olarak algılayan bir kesime yönelik sert bir eleştirisini yansıtıyor. Bir tarafta Anadolu’da canla başla süren bir Millî Mücadele vardır; diğer tarafta ise bu mücadeleye tamamen sırtını dönmüş, Şişli ve Beyoğlu barlarında gününü gün eden, millî ve manevi değerlerinden kopmuş bir kitle. Peyami Safa, bu zıtlığı muazzam bir toplumsal eleştiriyle gözler önüne sermiş. Kitap sadece bir, "yanlış Batılılaşma" ya da aşk romanı değil. Bir milletin varoluş mücadelesi verdiği en kritik tarihi dönemde, başkentin içine düştüğü ahlaki buhranın edebi bir vesikası önemi taşıyor. Peyami Safa, toplumsal bir yaraya parmak basarken bize şu soruyu sordurur: Ülke yanarken, kendi değerlerine yabancılaşarak ayakta kalmak mümkün müdür? ​Dönem romanlarını, toplumsal değişim sancılarını okumayı seviyorsanız, Sözde Kızlar sunduğu tarihi atmosferle zaman ayırmanız gereken bir klasik. İyi okumalar.
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202111,3bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Fatih Harbiye
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:33
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Türk edebiyatının Doğu ve Batı çatışmasını Şinasi ve Neriman’ın aşkı üzerinden anlatıyor. Özellikle yeni cumhuriyet ile birlikte yapılan devrimlerle keskin bir şekilde ülkenin modernleşme çabaları içerisinde geçirdiği değişimin halk üzerindeki etkilerini inceliyor. Fatih bölgesi geçmişin ve geleneğin kalesidir; Neriman burada doğmuş, yaşamı burada öğrenmiştir. Harbiye, yani Beyoğlu ise Batılılaşmanın merkezidir. Hızlı ve göz alıcı yaşam tarzıyla, modernleşme adı altında yozlaşma içindedir. ​Her karakterin savunduğu değerler vardır. Bu değişimlerin onlar üzerindeki psikolojik etkileri okuyucuya aktarılır. ​Neriman Doğu kültürü ile büyümüş, gençliğinin zirvesinde Batı ile tanışmış, yeni olanın cazibesine kapılmış; Garp ile Şark arasında sıkışmıştır. Romanın ana fikri bunun üzerine kurulmuştur. ​Şinasi, Fatih’in vücut bulmuş halidir. Geleneklerine bağlı, sakin, dürüst ve sabırlı bir karakterdir. Yeni olanın karşısında gelişmemiş, durduğu yerde kalmış gibi görünür. ​Macit, Batılılaşmanın sembolüdür. Şık giyinen, hızlı bir hayat yaşayan, zengin ve yüzeyseldir. Balo ve davetlere çok önem verir, ahlaki olarak yozlaşmıştır. ​Neriman’ın cazibesine kapıldığı bu yeni dünya, köksüz ve maneviyattan yoksun bir modernliğin göstergesidir. ​
Peyami Safa
Peyami Safa
Batı’nın bilim ve tekniğini almak için başlatılan bu hareketi destekler ama Batı’nın bize uymayan, ahlaki ve milli değerlerden uzak geleneklerinin milli kültürün üzerindeki yıkıcı etkisinin sanıldığından daha tehlikeli olduğunu savunur.
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,1bin okunma
6/10
·408 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 22:23
Liseden beri arkadaşlıkları devam eden 3 arkadaş. Selim, grubun mantıklı, çalışkan ve sakin çocuğu, aynı zamanda anlatıcı. Kenan zeki, cesur, uçlarda yaşayan bir çapkın. Nedim ise grubun kalanına maddi imkanlar oladak denk değil ve diğer iki arkadaş hep destek oluyor ayrıca dişe dokunur pek bir özelliği yok, dostluğundan başka. Kenan bir gün uçuk kaçık fikirlerini gerçekleştirirken ölümle burun buruna geliyor ve bu dünyada bir iz bırakma fikrine saplanıyor. İşlenmiş cinayetlerin olay yeri fotoğraflarını stüdyo ortamında yeniden çekme fikrine bu üç kafadar bir rakı masasında karar veriyor. Selim grubun mantıklısı ve en başından beri uzak durmak istiyor. Fikir Nedimden çıktı, Kenan zaten anında bayıldı. Roman Beyoğlu’nda sokak sokak, bina bina bir fihrist adeta. Bu açıdan harika bir rehber. Oturup baştan sona tüm lokantaların, sokakların ve binaların listesini çıkarasım geldi. Belki yapılmıştır ya da ben bir gün yaparım. Benim okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı ve maalesef beğenmedim. Yazım dili biraz tekrara düşüyor ve hiç işimize yaramayacak bazı yan hikayeler ile vakit kaybediyoruz. Ama beğenmeme sebebim bu değil. Tek nedeni sonu. Aslında hikayenin akışı, sizi soruşturmanın içine çekişi, bağlantılar vesaire oldukça başarılı kurgulanmıştı. Ama katil… Katili son dakika bence kendisi de bulamamış ve böyle bir son yazıvermiş. Ben böyle hissettim çünkü o kadar anlamsız ki. Katilin motivasyonu çok havada. Hatta yok. Neden o katil olsun ki? Açıkçası kitabı bitirince kaybettiğim zamana üzüldüm… Bir polisiye romanda yazım, işleyiş ve diğer her şey güzel olsa da sonu sizi tatmin etmeyince bütün hikaye sihrini kaybediyor bence.
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,8bin okunma
Puan vermedi·
Orta yaşı geride bırakmış, tüm yaşamları Beyoğlu’nda geçmiş üç arkadaş; Selim, Kenan ve Nihat. Selim’in ağzından dinlediğimiz hikâyede üç arkadaşın, Kenan’ın ölüm deneyiminin ardından değişen hayatları ele alınıyor. Kenan’ın ölümsüzlüğü keşfetme yoluna girdiğinde başlıyor hikayemiz. Yaptığı diğer işlerden sıkılan Kenan bu sefer unutulmaz bir sanatçı olmak için adım atıyor. Bu dünyadan gittiği zaman adı hatırlansın istiyor. Bu yüzden gerçekte yaşanmış cinayet fotoğraflarını tekrardan canlandırıp kareleyerek bir sergi açmayı planlıyor. Ancak o fotoğraflarda bulduklarıyla hepsinin hayatı değişmek üzere… Kitap Beyoğlu'nun tarihi, kültürel, sosyal, mimari ve edebi bütün özelliklerini yansıtmış. Sanki Beyoğlu'nda geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Ama betimlemeleri o kadar fazla ki kitabı durağanlaştırıyor ve doğal olarak okuyucuyu sıkıyor. Sonu şaşırtıcıydı evet ama polisiye okumayı seven okuyucuları tatmin etmeyebilir.
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,8bin okunma
Kusur, benim imzamdır.
10/10
·269 syf.··
2026 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 14:49
güneş tepede parıl parıl parlarken, kuşlar cıvıl cıvıl öterken ve en sevdiğim çiçek olan papatyalar gözlerimin içine bakarken, girdim bir kütüphaneye. bir kitabı aramaya başladım, bulamadım. "arayan bulamaz, ama bulanlar hep arayanlardandır." elime gelen bu kitabı alayım dedim; demedim, aldım. okudum. okudukça kayboldum. aman Allahım, neredeyim ben? yürüdüm de yürüdüm.. kocaman bir gözetleme kulesini -ki semte adını veren Galata Kulesi imiş- geçtikten sonra bir ney sesi ilişti kulağıma. vicdansız öyle bir terennüm ediyor ki, duysa bülbüller feryad edecek! ben bu sesi bir davet belledim de daha da yürüdüm. ses beni bir kapıya götürdü; attım sağ ayağımı içeriye doğru.. eski İstanbul sokaklarında dolaşırcasına bir okumaydı bu. Fatih ve Beyoğlu semtlerinde gezinirken, "ah, şu zamanda burada yürüsek neler görürdük?" sorusuna bizatihi bir cevaptı. o yolları musiki ile renklendirince, ah ne güzel bir yürümek.. musikinin yanına bir de tasavvuf girince, yorulmak namümkün. ​ son zamanlarda aklıma takılan bir düğümü de çözdü bu yolculuk: "senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim 'Gel' dememiz değil, ayrıca onların sana 'Git' demeleri. hiç kimseye 'kötüdür' deme. aslında onlar, bilmeden iyilik eden insanlardır." kalbimi haset ile kirletirken, tazyikli bir darbe, şifalı bir tokat oldu bu bana. teşekkürler İhsan Oktay ANAR
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma