Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!...
İnsanlarla o kadar içten birlikte oluyoruz ki, bunun yaşam boyu sürecek bir bağ olduğunu sanıyoruz ve onlar birden bir anda gözden ve gönülden uzaklaşıyorlar, gerçek bu.
Bugün tam da bunu düşünüyordum, belki de ömrümüzün sonuna kadar yan yana, birlikte olacağımızı düşündüğümüz insanlar beklemediğimiz nedenlerden veya belki de hiçbir nedeni olmadan yanımızdan ayrılıyorlar ve geriye buruk şekilde hatırladığımız anıları kalıyor. Hislerimi çok güzel özetleyen bir alıntı 🙂
Tolstoy'a göre kadın, salt çocuk doğurmak içindir.
Nietzsche'ye göre ise kadın doğası gereği kötü ve vahşidir.
Çok okunan bazı yazar ve filozofların kadınlar hakkındaki görüşleri ne yazık ki hastalıklıdır.
Spoiler içerir!
İlk olarak söylemek isterim ki (ki bundan biraz utanıyorum..) ben kitabın 161. Sayfasına kadar Day’i kız sanıyordum. Bana hep öyle gelmişti. Davranışları konuşmaları hatta kitapta bahsedilene dış görünüşü. Ve ayrıca 161. Sayfaya kadar Day’in cinsiyetini belirten en ufak kelime de yoktu. (Bay, bayan, hanımefendi, kadın, erkek, kız…) ben Day’in “Anne benim Daniel” demesi ile Day’in erkek olduğunu anladım. Benim için küçük bir hayal kırıklığıydı. Ne de olsa kitabın yarısını Day’in kız olduğunu düşünerek geçirmiştim. Onun dışında gerçekten çok güzeldi. Kurgusu, ana karakterlerin hissettiği, hissettirdiği çoğu şey baya gerçekçiydi.
EfsaneMarie Lu · Pegasus Yayınları · 20144,349 okunma
Erkek olduğu ilk sayfalarda geçiyordu ama ben de bu kararsızlığa düştüğüm için tekrar dönüp baktığımda erkek olduğunu anlamıştım ilk başta okurken erkek olduğu hiç dikkat çekmiyor, okurken erkek olduğunu bildiğim halde ben de kafa karışıklığı yaşadım 😅