Müslümanlar, peygamberlerinin ilkelerinden uzaklaştıkça, peygamberlerinin öğrettiklerini terk eder ve bu öğretilerin yerini anlamı belirsiz, tuhaf alışkanlıklar alır.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bidat sahiplerine uymak!
Seyit Kutub İslama dönüş yaparken Ehl-i Sünnet âlimlerini değil bidat sahiplerini kendisine mehaz kabul etmiştir. Kur'an-ı kerim ve hadis-i şerifleri hep kendi aklı ile çözmeye ve değerlendirmeye yeltenmiştir. İşte bu hâl onu çoğu yerde yanlış anlamalara yöneltmiştir.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Toplumun Kökleri
Çünkü İslamiyet kuru bir gelenekçilik değil, bir inanç- dusunce- davranis- butunlugudur.
Sayfa 100·Kitabı okudu
İbn Mes'ud (radıyallahu anh) şöyle demiştir: İlim (dünyadan) kaldırılmadan önce ilme sarılın; ilmin kaldırılması ise alimlerin gitmesidir. İlme sarılın, çünkü herhangi biriniz ona ne zaman ihtiyaç duyacağını veya ne zaman elindekine muhtaç olunacağını bilemez. Sizden sonra öyle topluluklar bulacaksınız ki, onlar sizi Allah’ın Kitabı’na davet ettiklerini iddia edecekler, oysa onu sırtlarının arkasına atmış olacaklardır. Bu yüzden ilme sarılın; bidat çıkarmaktan (tebdi’), aşırılığa kaçmaktan (tanattu’) ve derinlere dalıp güçlük çıkarmaktan (ta'ammuk) sakının. Size gereken, eski olana (sahabe yoluna) bağlı kalmaktır. Dârimî (144), İbn Vaddâh - el-Bida' (163), Muhammed b. Nasr el-Mervezî - es-Sünne (80)
Bidat ve sapkınlık ehlinden gelecek şüpheleri bertaraf etmek
Kelâmın gayesi, Ehl-i sünnet inancını Ehl-i sünnet üzere muhafaza etmek ve onu bidatçilerin karıştırıp bozmalarından korumaktır.
Sayfa 29 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Bir din adamı, hangi asrda bulunursa bulunsun,
Peygamberin ve Eshâbının bildirdiklerine uymazsa, sözleri, işleri ve i’tikâdı bunların bildirdiklerine uygun olmazsa ve nefsine, düşüncelerine uyarak islâmiyyetin dışına taşarsa ve aklına uyarak islâmiyyetin inceliklerine karşı gelir, anlıyamadığı bilgilerde dört mezhebin dışına taşarsa, bu kimsenin kötü din adamı olduğu anlaşılır. Allahü teâlâ bunun kalbini mühürlemişdir. Gözleri hak yolu göremez. Kulakları doğru sözü işitemez. Buna, kıyâmetde büyük azâb vardır. Allahü teâlâ, bunu sevmez. Bunun gibi olanlar, Peygamberlerin düşmanıdırlar. Bunlar, kendilerini doğru yolda sanır. Yapdıklarını beğenirler. Hâlbuki, bunlar şeytânın yolundadırlar. Bunlardan aklını toparlayıp doğruya dönebilen çok azdır. Bunların her sözü tatlı olur. Yaldızlı olur. Fâideli görünür. Hâlbuki, düşündükleri, beğendikleri şeyler hep kötüdür. Ahmakları aldatarak kötü yola, felâkete sürüklerler. Sözleri, kar yığınları gibi parlak, lekesiz görünür. Fekat, hakîkat güneşi karşısında eriyip giderler. Allahü teâlânın kalblerini karartdığı ve mühürlediği bu kötü din adamlarına (Bid’at ehli), ya’nî mezhebsiz din adamı denir. Bunlar, i’tikâdları ve amelleri, Kur’ân-ı kerîme ve Hadîs-i şerîflere ve icmâ’ı ümmete uymıyan kimselerdir. Bunlar doğru yoldan sapmış olup, müslimânları da felâkete sürüklemekdedirler. Bunlara uyanlar, Cehenneme gideceklerdir.Selef-i sâlihîn zemânında ve sonra gelen din adamları arasında böyle bozuk olanlar çok vardı. Müslimânlar arasında bunların bulunması, insanın bir uzvunun kangren [veyâ kanser] olmasına benzer. Bu yarayı yok etmedikce, sağlam kısmlar da felâketden kurtulamaz. Bunlar, bulaşıcı hastalık mikrobu taşıyan hastalar gibidir. Bunlara yaklaşanlar zarar görür. Bunların zararına yakalanmamak için yanlarına yaklaşmamak lâzımdır.
Sayfa 496 - Hakîkat Kitâbevi·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı