"Celal Şengör'ün Görüşleri Ne Değildir?"
5/10
·304 syf.··
2026 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
TL:DR Yazar, bilim ile dinin bağdaşabilir olduğunu, yeni ateizmin bilimi propaganda aracı olarak kullanması nedeniyle zedelediğini ve halkın bu manipülatif söylemleri sorgulamadan benimseyip bilimi olduğundan farkı kavradığını iddia etmiş. Yeni ateizmin Türkiye'deki ana temsilcisi olarak Celâl Şengör'ü seçmiş ve çoğunlukla onun üzerinden ilerliyor. Bu kitap nedir, ne değildir? • Celal Şengör'ün ve birkaç diğer ateistin şahsi dünya görüşündeki tutarsızlıklar veya boşlukların tespiti. • Bilime sınırlarının ötesinde anlamlar yüklenmesinin doğurabileceği sorunların tartışılması. • Doğa bilimlerinin evrenin anlaşılması için önemli bir araç olması fakat anlamlandırılması için felsefe gibi sosyal bilimlere de ihtiyaç duymasının temellendirilmesi. • Sekülerleşmenin yalnızca bilimsel gelişmelerle açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir süreç olduğunun temellendirilmesi. • Kaynakça zengin • İnsanların putlaştırılması ve söylemlerinin bağnazca kabul edilmesinin ana sebebi olan halkın eleştirel düşünceden yoksunluğuna ve bunun sebeplerine hiç değinilmemiş. • Yazar, din ile bilimin bağdaşabileceğini devamlı olarak otoriteye başvurma safsatasına yaslanarak temellendirmeye çalışmış. Sürekli olarak din ile bilimin birbirini dışlamasının zorunlu olmadığını savunan veya ima eden kişilerin isimleri sayılmakta fakat ne yazarın kendi kattığı bir argüman zinciri var, ne de isimlerini saydığı kişilerin mantıkları ortaya konur. • Kötülük problemi veya kozmolojik argümandaki gedikler çok dar bir perspektifte objektiflikten uzak şekilde ele alınarak geçiştirilmiş. • Yeni ateistleri eleştirdiği veri çarpıtma ve tarihi tek taraflı aktarma hatasını kendisi de birçok kez yapmış. Arap toplumunun veya genel olarak dinlerin bilime/felsefeye katkısı köpürtülerek anlatılsa da MÖ 7. yüzyılda
Din
Bilim Ne Değildir?Alper Bilgili · Timaş Yayınları · 2025462 okunma
8/10
·148 syf.··
2026 1. kitabı
Öncelikle kitabı okumaya başladığımız ilk andan sonuna kadar vurgulanan anlatılmaya çalışılan temel fikir yaşadığımız olaylara başımızdan geçenlere hatta tüm hayatımıza islam çerçevesi ile bakmak yazarın da belirttiği gibi hayatımıza islam çerçevesinde bakabilmek hayatımızı müslümanca yaşayabilmek için hayatımızda gayri islami bir şey bulunmamalıdır çünkü ancak islami konulara müslümanca şekilde bakılabilir bu da islamda düzenlenmeyen konulara değil nasıl bakacağız sorusuyla muhatap olmak hayatımızda yeri bile olmamalıdır . Ayrıca kitapta yine bir çok kez bahsedildiği ve benim de katıldığım bir görüş ise günümüzün en büyük putu en büyük tabusu bilimdir bilimin bir tabu haline gelmesini yazar evvelki asırlara ait dogmaları yıkmışlardır belki, ama bu eski dogmaların bedeli insana yeni bir dogmaya mal olmuştur. Sözleriyle açıklamıştır Yine kitapta en beğendiğim kısımlardan biri günümüz insanlarının müslümanlara karşı tavrını özetleyen yazarın tespitidir Kureyş müşriklerinin bu tavrı günümüzde de devam etmektedir. İslâm'ın mücerret doğrularına karşı fazlaca bir hassasiyet göstermeyen günümüz cahiliyesi, iş bu doğruların sonuçlarını ilân etmeye ve uygulamaya gelince birden bire İslâm düşmanı kimliklerini açığa vuruveriyorlar. Kitabın önemle üzerinde durduğu bir diğer önemli husus ise müslümanı diğer bir insandan ayıran şeyin Allah rızası kazanmak saikiyle hareket etmesidir müslüman sırf bu bakış açısı sebebiyle doğruyu yanlışı bilir ahlakı şekillenir çünkü Allah rızası kazanmak saiki Allaha uygun bir yaşam tarzını islama uygun bir ahlakı yanında getirir bu da müminler ile kafirleri birbirinden ayıran önemli farklardandır Ayrıca kitapta bahsedilen müslüman temsilcidir tebliğcidir bu temsil ve tebliğ ise ancak onun haraketleri ve bu hareketlerinin dışa vurumu ile mümkün
Müslümanca Düşünme Üzerine DenemelerRasim Özdenören · İz Yayınları · 202110,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Sam Kean'in bu kitabının Türkçe'ye çevrilmesinde emeği geçen herkese öncelikle çok teşekkür ederim. Bu kitabın kendisini etkilediğini konuşmalarımızda söyleyen ve Doğa Filozofu'nun kurucusu değerli dostum Mete Esencan'a da çok teşekkür ederim. Onun sayesinde bu kitabı bulmak konusunda epey ısrar etmiş olabilirim :D ama ısrarıma değen bir kitap oldu Kayıp Kaşık. Kimya, herkesin çok da severek ilgilenmediği bir bilimdir -en azından popüler kültürde öyle- ama gerçek şu ki kimya aslında hayatımızın her yerinde var. Kimyanın temeli elementlere ve elementler de periyodik tabloya dayanıyor. Sam Kean, Kayıp Kaşık'ta elementleri ve periyodik tabloyu o kadar güzel bir şekilde anlatıyor ki, bu kitabı kimyaya ilgi duyan herkese mutlaka, kimyayı çok da sevmeyen ama üstüne okuyacağım bir kitap bulabilir miyim diye düşünenlere de kesinlikle tavsiye ederim. Hem bir bilim okuryazarı hem de kimya mezunu bir pozitif bilimsever olarak beni tatmin eden bir kitap oldu. Bilime ilgi duyan herkesin, okurken merak edip üstüne biraz daha araştırma yapacağı konu veya konuları mutlaka bulacağına inandığım bir kitap oldu Kayıp Kaşık. Dilerim, kitabın basımı devam eder ve özellikle bilime gönül veren genç insanlar da bu kitabı fiziksel olarak da ellerinde bulundurabilirler.
Kayıp KaşıkSam Kean · Kolektif Kitap · 201348 okunma
Mecazdan hakikate açılan, sazla söylenmiş bir aşk irfanı
Puan vermedi·200 syf.··
2026 15. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 23:56
Bu kitap, 19. yüzyıl Türk halk şairi Âşık Seyrâni’nin şiirlerini ve şiir geleneğini sade bir dille sunar. Kitap, Âşık Seyrânî’yi yalnızca bir halk şairi olarak değil, hakikati hiciv ve irfan diliyle söyleyen bir tasavvuf eri olarak da okuma imkânı verir. Bu kitapta Âşık Seyrânî, mecazî aşktan ilâhî aşka uzanan tasavvufî yolculuğu halk diliyle dile getirir. Sevgili kimi zaman bir insan suretinde görünse de şiirlerin asıl yönü, benliği eriten ve hakikate çağıran ilâhî aşktır. Seyrânî’nin aşkı bir duygu taşkınlığı değil, nefsin terbiye edilerek Hakk’a yönelmesidir. Halk şairi, halkın gözü, kulağı, kalbi ve dilidir. Halkın derdi, dileği, sevgisi ve nefreti, Âşığın dilinde, telinde şekillenir. O, bir bakıma çağının aynasıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da belirttiği gibi Seyrâni, Tanzimatın getirdiği huzursuzluklara, yoz­laşmaya, Batı taklitçiliğine karşı, dini ve milli değerlerine bağlı halkın gösterdiği tepkinin bir sözcüsü durumundadır. Sahici, halkçı bir ses arayan okuyucular için keyifli bir giriş niteliğindedir. İncelemeye soru-cevap şeklinde devam edecek olursak.. Ding an sich Okur Hocamızın şu suali üzerine #296335215 Cevabım; Kıymetli Hocam, sorularınızın tamamı bir kitaba konu olacak muhtevada, her biri, bir makale olacak çapta, çok boyutlu ve derinlikli.. Konulara vakıf bir uzman olarak akademik bir dil ile sorularınızı cevaplamayı arzu ederdim, lakin bu konuların cahili, ancak ilgi duyan bir talibi olarak, cehaletimden aldığım cesaret, talebeliğimin mazuriyeti ile bir kaç cümle yazmaya gayret edeceğim.. ​Tasavvufun "Deli-Dâhi" Dengesi: Akıl mı, Aşk mı?
Şiir
Aşık SeyraniHasan Avni Yüksel · Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları · 19873 okunma
Puan vermedi·468 syf.··
2026 3. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 02:12
KONU VE TARİHSEL ÇERÇEVE 18. ve 19.yy da intihar üzerine çalışmalar dönemin frenologlarının, tabiplerinin, ırk teorisyenlerinin, psikologlarının ve kriminolglarının arasında, dönemin sağduyusal ve ideolojik mantıkları çerçevesinde yürütülüyordu. Algı çekimsel güçlerin etrafında yürütülen bu çalışmalarda, Frenologlar kafatası ölçümleri ve suç, intihar, üstünlük ve astlık ilişkileri kovalayarak, tabipler delilik hallerini eksene alıp frenologların fikrinin, ırk teorisyenleri ırkı merkeze alıp önceki ikilinin, psikologlar davranış bilimleri merkezinde önceki üçünün, kriminologlar mahkumlar ve müntehirler üzerinde odaklanarak önceki dörtlünün ekseninde sürdürüyordu. Bir çok isim zikredilebilir; Ferry, Morselli, Quetelet, Lombrosso Michelet ve dahası. Bu çalışmalar için temel veriler mahkumlar, müntehirler, "deliler" veya dönemin dava istatistikleridir. Aynı dönemde Sosyoloji Bilimi önce Condorcet, Rousseau, Hobbes, Montesqieu, Vico gibi disiplin öncesi filozoflarca, sonra Comte'un Durkheim, in, Marx'ın, Weber ve Simmel'in doğrudan disiplinel katkılarıya aheste aheste şekillenmektedir. Bu süreç aynı zamanda sosyolojinin özerk ve verisi kendine özgü bir bilim dalı olduğunun savaşımını yansıtır. Vico'nun Yeni Bilim'inden Marks'ın Tarihsel Materyalizmi'ne Comte'un Sosyoloji'sinden Durkheim'in Yapısal İşlevselciğine, ordan Weber'in Anlayıcı Yorumlayıcı Sosyoloji'sine ve Simmel'in Formel Sosyolojisine Avrupayı dolanıp şekillenen sosyoloji bilimi temel mirasını ve bilim olma saygınlığını bu süreçte oluşturup kazanır. Disiplinin teorisi, pratiği ve zamansal gelişimi dikkate alındığında Durkheim şüphesiz merkezde konumlanıyor. Comte teorik ve epistemolojik hazırlayıcıdır. Marx ideolojik saiklerin baskın olmasıyla kenarda durur. Weber ve Simmel ise tarihsel konumlanışlarıyla
Sosyoloji
İntiharEmile Durkheim · Pozitif Yayınları · 2013953 okunma
Saatçi mi kör, yoksa biz mi Saatçi arıyoruz?
9/10
·418 syf.·
2026 1. kitabı
Richard Dawkins'in Kör Saatçi adlı eseri, biyolojik karmaşıklığın kökenini Darwinci bir bakış açısıyla açıklayan, evrim kuramının en güçlü savunmalarından biri olarak kabul edilir. Kitap, biyolojik tasarımdaki zarafetin, bilinçli bir tasarımcı yerine "kör" bir süreç olan "doğal seçilimle" nasıl oluştuğunu derinlemesine analiz eder. 1. Tasarım Yanılsaması ve Kör Saatçi Kavramı Kitabın temel argümanı, 18. yüzyıl tanrıbilimcisi William Paley'in "Tasarım Savı"na bir yanıttır. Paley, bir çalılıkta bulduğumuz saatin karmaşıklığının onun bir yapımcısı olduğuna delil teşkil etmesi gibi, canlılardaki (örneğin insan gözündeki) karmaşıklığın da bir "Tasarımcı"ya (Tanrı) işaret ettiğini savunuyordu. Dawkins, bu analojinin yanlış olduğunu, çünkü doğadaki tek saatçinin "fiziğin amaçsız kuvvetleri" olduğunu belirtir. Doğal seçilim bir saatçidir; ancak 'kördür', çünkü ileriyi görmez, plan yapmaz ve bir amacı yoktur. 2. Karmaşıklığın Tanımı ve İstatistiki Olasılık Dawkins'e göre biyoloji, "bir amaç için tasarlanmış görüntüsü veren karmaşık şeylerle" uğraşan bir bilimdir. Karmaşıklığı ise "belirlenmiş bir yönde istatistiksel açıdan olasılık dışı olma" niteliğiyle tanımlar. Bir canlıyı oluşturan parçaların rastlantısal olarak bir araya gelme olasılığı (örneğin hemoglobin molekülünün şans eseri oluşması), evrenin yaşından daha uzun bir süre gerektirecek kadar düşüktür. 3. Tek-Basamaklı Seçilim vs. Birikimli Seçilim Eserin en çarpıcı analizlerinden biri, rastlantı ile seçilim arasındaki farktır. Dawkins, evrimin "şans eseri" olduğu mitini yıkar. "Tek-basamaklı seçilim" (saf rastlantı), karmaşık yapılar oluşturamaz. Ancak "birikimli seçilim", her adımda elde edilen küçük bir ilerlemeyi bir sonraki adım için temel alarak, imkansız görünen sonuçlara şaşırtıcı bir hızla ulaşır. 4. "Yarım
Kör SaatçiRichard Dawkins · Tübitak Yayınları · 20101,455 okunma