Bana kararsızlıkla gelmemelisin. Geleceksen, özgürce ve bilinçli bir isteklilikle gelmelisin.
Bunların eksikliğinden dolayı yitirmedik mi yitirdiklerimizi?
Birincisi, sıklıkla gerçekleşen koşullar altında kolaylıkla bilinçli bir şeye dönüşebilendir, bir diğeri ise bu dönüşümün zor olduğu ve yalnızca yoğun bir çaba karşısında gerçekleştiği ya da hiçbir şekilde bunun mümkün olmadığı şeklidir.
Ama insan bilincinin sadece yüzde üç kadarını kullanabiliyor, daha fazlasını değil. Her şey bilinçaltımızda. Dikkatimizi verdiğimiz şeylere bilinçli bir şekilde mi yaklaşıyoruz yoksa farkında olmadığımız bilinçaltı süreçler mi bunları etkiliyor? Verdiğimiz kararların ne kadarını kendi irademizle veriyoruz? Neyi seçtiğimiz, neyi sevdiğimiz, nelerden kaçınıp nelere çekildiğimiz, nasıl davrandığımız, hangi insanları kendimize yakın, hangilerini uzak bulduğumuz, çeşitli durumlarda gösterdiğimiz reaksiyonlar özgür irademizle mı yaptığımız şeyler yoksa bilinçaltımızda kayıtlı olan ve varlığını dahi bilmediğimiz inançlar neticesinde mi?"
(2. Kısım)
... kendimi ilk başta içinde bulduğum belirsizce sürüklenme halinden kurtulmayı başarmıştım. Peki bulduğum çözümün, keşfimin canalıcı
noktası neydi? ...
... her yerde "Şunu yapmalıyız, bunu yapmalıyız, daha cesur olmalıyız, komşumuzu daha çok sevmeliyiz, yalanlardan ve ikiyüzlülükten kurtulmalıyız," deniyor. Ama hiçbir yerde "Neyi yapacak gücümüz var?" sorusunu duymuyoruz. Kimsenin sormadığı bu soruya cevap da verilmediği için kendim bir cevap bulmaya çalıştım. Anladım ki çabalayarak yapabileceğim şeyler vardı ama çabalasam da yapamayacağım şeyler de vardı. Mesela "yap"
demekle hareket edebilirdim ama ustalıklı bir şekilde hareket edemezdim; kendimi ne kadar tembel hissedersem hissedeyim kalkıp
tenis oynamaya gidebilirdim ama sırf söylemekle "çift hata" yapmaya
engel olamazdım. Normal şartlar altında aklıma gelen her
şeyi söylemeye ya da hiçbir şey söylememeye kendimi zorlayabilirdim
ama söyleyeceğim şeyin ilginç olmasını zorla sağlayamazdım.
Bazen irademi kullanarak bir duygumu belli etmeyebilirdim
ama zorla kendime bir şey hissettiremezdim.* Doğrudan gayret
göstererek birini sevemez, kendimi mutlu edemezdim. **Peki tamamen
irademin kontrolü altında olan ne vardı?** En azından potansiyel
olarak bu şekilde kontrol edilebilecek tek şey bana dikkat gibi
görünüyordu. Belli bir yöne baktığımda **gördüğüm şeyleri kontrol
edemezdim ama en azından genel olarak ne yöne bakacağımı
kontrol edebilirdim. Aynı zamanda dikkatimle ne yaptığım, gözlemlemeden onu kendi kendine dolanmaya mı bıraktığım** yoksa
hareketsiz ve beklentili mi tuttuğum, duyargalarımı bedenimin
ötesine mi uzattığım yoksa beynimin içinde iğne deliği kadar bir
aydınlık noktaya mı daralttığını da gördüğüm şeyi belirliyordu.
... bencilliğin irade
En önemli şey olan irade terbiyesinin hiçbir yerde doğrudan ve bilinçli olarak öğretilmediğini düşünmek üzücü değil mi? Bu yönde yapılan her şey tesadüfen, başka bir şey gözetilerek yapılıyor.