Bilişsel-davranışçı terapinin temel kavramı, davranışsal ve duygusal tepkilerimizin bilişlerimiz ile olan biteni algılayışımız tarafından yönlendiriliyor ve son derece etkileniyor olduğudur. Bu şu demektir; anksiyeteli, kızgın, üzgün olmamızın nedeni anksiyeteli, kızgın, üzgün olmak için nedenlerimizin olduğunu düşünmemizdir. Bu kendiliğinden oluşan bir durum değildir, olaylara ilişkin algılarımız, beklentilerimiz ve yorumlamalarımız duygularımızdan sorumludur.
Batı toplumundaki insanlar için beden ayrı bir varlıktır, bir 'şey'dir, bir 'o'dur, makinevâri ve nesneldir, düşünce ve duygudan ayrıdır. Batılı olmayan toplumların üyesi için ise beden sosyal ilişkileri benliğe bağlayan bir açık sistemdir; bütüncül bir evren içinde birbiriyle ilişkili unsurlar arasında bir dengedir. Duygu ve biliş, bedensel süreçlere katılmıştır. Beden-benlik, bireysel kişinin sekülerleşmiş mahremiyeti değil, kutsal ve toplum-merkezli bir dünyanın, diğer insanlarla insanî ilişkileri önemseyen bir iletişim sisteminin organik bir parçasıdır.
Beyin işlerini gizlilik içinde halleder ve fikirleri müthiş birer sihir ürünüymüş gibi sunar size. Bu devasa operasyon sisteminin bilinç ve biliş tarafından eşilip deşilmesine izin vermez. Beyin gösterisini kılık değiştirerek - “ incognito ”- icra eder.
Bilişsel terapinin ilk ilkesi tüm duygularımızın bilişlerinizle ya da düşüncelerinizle yaratıldığıdır. Biliş olaylara bakışınız, algılarınız, zihinsel tutumlarınız ve inançlarınız demektir. Buna dünyayı nasıl yorumladığınız bir kişi ya da bir şey hakkında kendinize söyledikleriniz de dahildir. Şu anda böyle hissetmenizin nedeni, şimdi düşünmekte olduğunuz şeylerdir.
Bilişsel terapi, kendi kendinize öğrenebileceğiniz, çabuk etkili *duygu durum düzenleyici* bir yöntemdir. Belirtilerden kurtulup kişisel gelişiminizden tat almanıza ve böylece ilerideki iniş çıkışlarınızı en aza indirip depresyon ile daha başarılı bir şekilde mücadele etmenize yardımcı olacaktır.