"Demokratik yöntemi siyasal yaşamlarında gerçekleştirememiş toplumların önündeki en büyük engel; toplumdaki sağlıksız, kalıplaşmış insan sayısının çoğunlukta olmasıdır."
Bazı geceler rüzgar hafiften eserken, köpek ve mısır fidesine daha derin sorular sorardı ihtiyar. Biliyor musunuz derdi, Baozhang hayattayken köye gelen bir alim, dünyanın döndüğünü söylemişti, dünyanın kendi etrafında bir tur atmasıyla bir gün oluşuyormuş, siz söyleyin bakalım, o alim bunu kıçından mı uyduruyordu acaba? Dünya dönüyorsa, geceleri uyurken neden yataktan düşmüyoruz o zaman? Sürahideki su neden dökülmüyor, kuyu suyu neden dışarıya akmıyor, insanlar neden hep başları gökyüzüne dönük bir şekilde yürümüyorlar o zaman? O adamın dediğine bakacak olursak, diye ekledi ihtiyar, uyuduğumuz zaman yataktan düşmememizin nedeni dünyanın bizi emmesi olurdu ama bir düşünün bakalım, eğer dünya bizi emerek içine çekiyorsa, yürürken ayaklarımızı nasıl yukarıya kaldırabiliyoruz o zaman?
Lakabım buydu. Bayılırdım. Bahçede- çok geniş bir bahçemiz vardı- "Ben babamın yavru geyiğiyim! Babamın yavru geyiğiyim!" diye şarkı söyleyerek hoplayıp dururdum. bunun ne kadar kötücül bir lakap olduğunu çok sonradan fark ettim.
Efendim?
Gülümsüyor.
Babam geyikleri vururdu Mösyö Boustouler.
Hayal gibi bir şeydi karşımda duran. Burası Orhan'ın berbat bir hastalığa yakalanıp berbat bir şekilde yitip gittiği dünyayla aynı yer miydi yani? Biz şu anda aynı dünyada mıydık?