(...) “Ruh”, hem “bilen” ve hem de “bilinen”…
(...) Yanılmıyorsam, öyle oluyorum. İçeride çay olup olmadığını bilirken, “bilen”im; içeride çay olup olmadığını bildiğimi bilirken, “bilineni bilen”im. Peki “bilinen” ne? O da içeride çay olup olmadığını bilmem değil mi? Buna göre, bilen de, bilinen de “ben”im. Yâni ruhum. Yâni, hem hürriyet hem şuurum; hem kaçan tavşan, hem kovalayan tazıyım “ben”…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996), ‘Bilgi ve Düşünce Faaliyeti’ Hakkında Mülâkat, (Mülâkat soruları, Salih Mirzabeyoğlu’nun KÜLTÜR DAVAMIZ –Temel Meseleler- isimli eserinin 3. basımının 93–96 sahifelerinden iktibas edilmiştir.)