Bipolar bozuklukla ilgili en kapsamlı ve en güvenilir Türkçe eser
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 03:43
Bipolar Bozukluğu tanımak, yönetmek ve birlikte yaşama üzerine kolektif bir çalışmayla yazılmış bir kitap. Bu bozukluğa sahip bir yakınınız veya kendiniz için okuyacağınız en kapsamlı Türkçe eser olduğunu düşünüyorum. Tam olarak bir rehber ve kılavuz niteliğinde. Yer yer bilimsel veriler, ilaçlarla ilgili bilgilendirmeler, tıp literatüründe yer alan açıklamalar yapmasına rağmen o kadar akıcı ve o kadar detaylı bir kitap ki, gerçekten çok severek okudum, inanılmaz faydalı buldum. Hastalığın tanısının nasıl koyulduğu, yaşam deneyimleri, Bipolar bozukluğun hastalık mı yoksa kişilik mi olduğu, Bipolar bozukluğun nörobiyolojisi ve beyin kimyası, Bipolar bozuklukta duygudurum dalgalanmaları, Hastalık dönemi sonrası yaşamı yeniden yoluna koyma, İntihar düşünceleri, Bipolar bozuklukta kullanılan ilaçlar, bipolar bozukluk ve hukuki durumlar ve daha bir sürü sayamadığım alt başlıkla gerçekten kıymetli bir kitap. Kitabın tam da ihtiyacımızın olduğu bir dönemde çıkması da ayrı bir güzellik oldu bizim için.
Psikoloji /Psikiyatri
Bipolar BozuklukKolektif · Psikonet Yayınları · 20262 okunma
Çocuklara dair altı harfli bir başlık: Tu kaka!
5/10
·248 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:48
Eserin dili sıcak, samimi, cana yakın ve oldukça akıcı. Mizah öğesini de güzel ele almış Yaşar. Ammavelakinnnn! İşlenilen temalar acaba gerçekten karakterlerin yaşamlarıyla uyumlu mu? Büyüklere saygı, yalnızlık, yabancılaşma, vefa, aile… Ana karakterlerden Selime teyze ile başlayalım. Yaşlanıp çocukları tarafından unutulmuş, kendi halinde, kocası Mustafa’nın ölümü ile yalnız kalmış, tatlı bir nine. Mi acaba? Beni bu kadar rahatsız eden kahramanın göklere çıkarılması çok ilginç geldi. Selime teyze, çocuklarının onu yalnız bırakmasından dert yanıyor ama kendisi çocuklarının ne kadar yanında olmayı seçiyor? İstediği şey çocuklarının onu yanına alması, onların hayatlarına dahil olmak, sosyalleşmek… Peki çocukların hayatları güllük gülistanlık mı? Kesinlikle hayır! Oğullarından Erkan , zengin ve kültürlü bir ailenin kızı ile evlenip sosyokültürel açıdan uçuruma düşmüş bir evlat. Annesini özlediğini söylese de hep ailesine yetmek için çok çalışmak zorunda. Karısı tatillerde Bülent ile baş başa tatile gitmek istiyor. Selime teyze ise niye onu da götürmüyorlar ya da neden onda kalmıyorlar diye dert yanıyor. Hatta karısını boşayıp yanına gelmesini diliyor ki torunlarına kendi baksın. Bu mudur olması gereken annelik? Nerde çocuğuna destek, nerde çocuğunun mutluluğuyla mutlu olma? Kızlarından Meral’e ne demeli? Bipolar bozukluk gibi çok ciddi bir hastalığı olan bir kadın. İyi ve kötü anları zirvede yaşıyor. Annesi kötü anına denk gelince bir daha aramıyor sormuyor uzun süre. Neden? Çünkü çocuklar annelerini arayıp sormalı. Meral tü ka ka! Ne faydası var ki onun? En üzüldüğüm karakter Meral sanırım. Çaresiz… Tekne kazıntısı olarak doğmuş doktor Yıldız var bir de. Aslında istememişler ama olmuş işte. Mustafa Bey ölünce Selime teyze kızın yüzüne bile bakmamış. Kız, hem öksüz
Edebiyat & Roman
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·104 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 11:53
Kitabı oldukça beğendim. Olumlu yanlari benim icin oldukça fazlaydı. Tek kusuru tıp dilini çok fazla kullanmış olmasıydı yazarın. Sürekli Google'dan yardım almak zorunda kaldım. Neyse fena olmadı birkaç terim öğrenmiş olduk bu vesileyle. Ama daha açıklayıcı olabilirdi tabi tıbbi terimler kullanmak yerine. Herneyse işte, bunun dışında bir kusuru yoktu bence. Gerçekten ilginç bir kitapti. Çok fazla bilgi edindim bipolar bozukluk ve diğer hastalıklar arasındaki farklar hakkında. Oldukça bilgilendirici ve fazla uzatmadan direk konuya girilen bir kitap olmuş. Yazar boş boş konuşmamış. Olduğu gibi anlatmış her şeyi. Kesinlikle tavsiye ederim okumanızı.
Bipolar BozuklukSerenay Özen · Siyah Beyaz Yayınları · 2020131 okunma
Puan vermedi·248 syf.·
2026 1. kitabı
Dikkat! Sürpriz bozan (spoiler) içerir. Genel yorum: Dili yüzeysel geldi bana ancak hissiyatı yer yer veriyor. Hikâyesi güçlü beğendim. İlk defa bir Şermin Yaşar kitabı okudum. Ben de benzer şeyler yaşadım diyerek kendinize pay bulabileceğiniz yer yer kızıp yer yer hak verebileceğiniz güçlü bir kitap. Genel anlamda daha detaylı olarak Selime teyzenin hikâyesi anlatılmış ve Meltem’in verdiği telkin üzere Selime teyzenin hikâyesi çözüme kavuşuyor diyebiliriz. Meltem tarafının biraz eksik kaldığını düşünüyorum; biraz daha detay eklenebilirdi. Uzun zamandır kitap okumamışsanız ve bir yerden başlayayım beni sarsın akıcı ilerlesin diyorsanız okuyabileceğiniz kitaplardan biri. Tema: Yalnızlık Konu: Yaşlanınca çocukları tarafından terk edilen Selime teyzenin ve çocuk yaşta ailesi tarafından bakılmayıp büyüklerin eline bırakılmış Meltem’in yaşadığı yalnızlık duygusu ve sevgi ihtiyaçları Olay Örgüsü Karakter Analizi: Selime teyze düşünceme göre bencil ve sürekli beni aramadınız sormadınız diyor ancak eşi yaşarken hep çocukları 2. plandaydı ve 2. planda bıraktığı kişilerden öncelik beklemesi bana biraz bencilce geliyor. Meral mesela evlenmiş, boşanmış, bipolar bozukluğu var, ağzını yüzünü değiştirmiş, İstanbul’da yaşıyor, yalnızlıktan köpek sahiplenmiş, kendini alışverişe vurmuş, evi dağınık, ilaç kullanıyor... Aslında bağırıyor: "Benimle ilgilenin, elimden tutun!" diye ancak Selime teyze kendini düşünüyor; Meral’in de en az Selime teyze kadar sevilmeye ihtiyacı var. Erkan mesela annesinin istediği değil de kültürel farklılıkları olan biriyle evlenmiş. Devlet memuru, saçları dökülmüş, aldığı para yetmiyor, kayınbabası ev vermiş evlenirken sürekli kayınbabası gel bizim yanımızda çalış kazan diye baskı yapıyor ancak Erkan babasına verdiği sözden dolayı
İnceleme & Yorum
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
Bir Aşk Hikayesi
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:55
"Mükemmel daireler doğada mevcut değildir. Öte yandan altıgenler oldukça sık görülür." Seninle Eterde Yalnız Olivie Blake'in ikinci kitabı. Yazardan şimdiye dek okuduğum dördüncü kitap ve daha kitaba başlarken bile inanılmaz düşük puanına rağmen hayal kırıklığına uğramayacağımı biliyordum. Olivie Blake herkese hitap eden bir kaleme sahip değil ve bu kitabı okurken bunu çok daha net bir şekilde anladım. Açıkçası bu durum bence harika, yazar sanki sadece belli kafa yapılarına bir şeyler sunuyor ve sonunda zihnimi anlayan bir kalem görmek beni mutlu ediyor. Öncelikle bu kitap konusunu anlatabileceğim bir kitap değil. Karakterleri anlatabileceğim ve olay örgüsü üzerine yorum yapabileceğim bir kitap da değil. Bu kitabın tam olarak bir konusu yok, doğru düzgün bir olay örgüsü yok, karakterleri derin ama onları birkaç paragraflık bir incelemede anlatmam da pek mümkün değil. Ben de size hislerimi anlatacağım. Bu kişiden kişiye değişir elbet ama son zamanlarda bir kitabı okumaya karar verdiğimde beni cezbeden şeyin konusu olmadığını, kitabı okuyan insanlarda bıraktığı hisler olduğunu fark ettim. Artık kitapları bir şeyler hissettirebiliyorsa okumak istiyorum. Yani ne diyorduk, ben de size hislerimi anlatacağım. Eğer bu kitabı okuyup beğenmediyseniz incelememi de hiç sevmeyeceksiniz çünkü benim zihnim de bu kitap kadar karışık. Aldo bir dahi. Regan ise bipolar bir ressam. Yollarını kesiştiren belki de kaderdir, üzerine düşünmemiz gereken şey bu değil. Aldo zamanın gizemini çözmeye çalışıyor, zaman yolculuğuna kafayı takmış durumda. Elinde çözmesi gereken bir problem olmak zorunda yoksa yaşamaya nasıl devam edeceğini bilmiyor. Regan ise mahkeme kararıyla psikoterapi görüyor, sanat müzesinde tur rehberliği yapıyor ama yıllardır kendini sanatçı olarak bile görmüyor. Eskizleri
Seninle Eterde YalnızOlivie Blake · Martı Yayınları · 2023133 okunma
Beyninizi yakmaya hazır mısınız? /797. İnceleme
Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 23:37
Kendime ithaf edilmiş bir kitap olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum incelememe… Şaka değil gerçek! “Bu kitabı hastalara ve özverili hasta yakınlarına ithaf ediyorum.” Yaklaşık bir ay kadar önce gördüm Sayın Oytun Erbaş’ı ve kitabını imzalarken bir de ilaç yazdı bana. “Adama bak hasta mıdır nedir,” derken meğer ben hastaymışım da bilmiyormuşum. “Hacı hacıyı Mekke’de, deli deliyi dakkada bulur,” sözü geldi aklıma. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ne der bir yazar, “Ağlanacak halime kahkaham kalmadı.” “Ne kadar çok entelektüel gelişim, o kadar sağlıklı bir ruh hali.” İnsanlığın varlığını “kısa boylu” insanlara borçlu olduğunu biliyor muydunuz? İyi ki onlar var, olmasalardı olmazmışız. “Herkes uzun boylu olsaydı, Buzul Çağı’nda tek bir insan ayakta kalamazdı. Oysa aramızda kısa boylular vardı ve kısa boyluların ısı kaybı uzunlara göre daha az olduğundan onlar bu soğuk devirde ayakta kalmayı başardılar.” Kısa boyluları sevelim, onları koruyalım. Önemli olan boy değil karakter deyip konudan uzaklaşmak istiyorum, Arthur Schopenhauer’ın da dediği gibi, “Hiç kimsenin öyle uzun boylu gıpta edilecek tarafı yoktur; fakat çokları var ki bu ölçüde acınmaya layıktır.” “İlginçtir, Anoreksiya hastalarının %98’i kadın, kalan %2’lik dilim ise homoseksüel erkeklerdir.” Çağımızın çığ gibi büyüyen hastalığı. Kilolu olmadıkları halde kendilerini kilolu gören, hep kilo fazlası olduğunu düşünen kadınlar… Neden kadınlar peki? Çağımızda kadınlara öyle algılar oluşturuldu ki sanki hep güzel olmak zorundalar, fizikleri düzgün olmak zorunda… Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da, “Tarih boyunca Vahşi Kadın’ın ruhsal toprakları yağmalanıp yakılmış, buldozerlerle düzlenmiş ve başkalarını memnun etmek üzere doğal döngüleri, doğal olmayan ritimlere büründürülmüştür,” der. Bir dergide okumuştum, “Tırnak uzatmaya
Psikiyatrinin Kara KitabıOytun Erbaş · Siyah Kuğu Yayınları · 2018859 okunma
Reklam
Reklam