Evet, o... Uzun bir ömür. Kısa bir gülüş, yürek yakan bir ah ve kaybedilmiş bir aşktan ibaret. ... Evet, o... Duygulu bir insan. Güzelliğe, iyiliğe, insan sevgisine, yaşam sevgisine, yurtseverliğe ve aşka aşık bir adam. Fedakar, sabırlı. Bütün bunlar hayatını oluşturan zincirin halkaları. Bu zincir ki, bedenine ve beynine dolanarak onu sarmalıyor.
Boynu bükük. Kalbi kırık. Gözlerinin feri kaçmış. Yüzünde asılı kalmış eski bir gülüş.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir insan yüzüne doğuştan gelip oturmuş gülüş, üzülüş, düşünüş gibi şeylerin hiç uçmaması lazım. Uçtu muydu, sanki kişi ölmüştür.
Edebiyat
"Bir insanın yüzüne doğuştan gelip oturmuş gülüş, üzülüş, düşünüş gibi şeylerin hiç uçmaması lazım."
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Ölümün yalnızlığı yoktur ama; ölüm, bir başına yalnızlıktır.
Gece gece yatak yalnızlıkları vardır bu yüzden, masa yalnızlıkları vardır sandalye sandalye, mutfak yalnızlıkları, düş yalnızlıkları ve gülüş ve iş ve bakış ve söyleyiş ve susuş, hatta park, cadde ve duruş, sonra dökülüş, sonra yerlere kadar bükülüş ve gidiş geliş ve yöneliş yalnızlıkları vardır.
Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
❝Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıcı gülüş yetiyor kapanman için. Saygısız ses, kibirli gövde, tüküren gözler...❞
Sayfa 9 - 2 Kırmızı Kedi Yayınevi 5.Basım·Kitabı okuyor
Alıntı