Az da olsa spoi olabilir :)
Puan vermedi·491 syf.·
2026 21. kitabı
Sevmek mi sevilmek mi? Romanımızın deli dolu ve kabına sığmaz kadın kahramanı Bathsheba, her insanın isteyeceği gibi hem sevdiği hem sevildiği bir evlilik yapmaya karar verir. Lakin insan sevse de sevildiğinden emin olabilir mi? Ve “Bir şeyi sevmen seni kör ve sağır eder.” sözü usulünce insan birisini sevdikten sonra artık mantıklı düşünebilmesi de mümkün müdür? Sorular uzayıp gider ve her insan hata yapabilir, bazen göz göre göre de olsa… Ve insanın bir şeyi sevmesi bazen onu kendine de kör ve sağır hale getirebilir; kendi tabiatına, ihtiyaçlarına ve dahi kendi aklına bile. Klasiklerin en temel özelliği gerçekçiliğidir herhalde. Kitabı okurken roman değil de gerçek bir hikayeyi okur gibi oluruz. Ve bu yüzden karakterlerle sanki gerçek bir insanmış gibi sevinir veya üzülürüz. Kaldı ki yazar öyle bir betimleme yapmış ki bazen “Yeter da!” desem de anlattıkları tıpkı bir tuval gibi zihnimde canlanıp benim de tabiata bakış açımı zenginleştirdi ve görmediğim halde beni alıp 19. yüzyıl İngiltere’sindeki huzurlu bir kasabaya alıp götürdü. Betimlemeler bazen uzun olsa da genel anlamda kitap bana göre neredeyse hiç sıkıcı değildi, çok güzel akıp gitti. Bu kadarlık betimleme klasiklerde normaldir zaten. Hasılıkelam, kitabın sonuna kendimi tutamayıp not düştüm: “Güzeldi, çok güzel… :)” Tavsiye ederim, en beğendiğim klasikler arasına girdi.
Edebiyat & Roman
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · ‎Can Yayınları · 20254,367 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 126. kitabı
Uzun zamandır okumayı düşünüyordum ama hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeden başladığım kitaplardan biri oldu Batan Güneş. Osamu Dazai, bir zamanlar aristokrat bir hayat süren ama babanın ölümünden sonra yavaş yavaş dağılan bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Anne, Kazuko ve kayıp kardeş Naoci… Aslında olaylar çok büyük değil ama karakterlerin iç dünyası öyle yoğun ki insan kendini ister istemez hikâyenin içinde buluyor. En çok Kazuko karakteri dikkatimi çekti. Başarısız bir evlilik, düşük, annesiyle kurduğu güçlü ama biraz da yorucu bağ… Bir yandan hayata tutunmaya çalışıyor ama bir yandan da kendini sürekli geri plana atıyor. Kardeşinin dönüşüyle zaten kırılgan olan aile dengesi iyice sarsılıyor ve roman boyunca aristokrasinin çöküşü sadece sosyal değil, ruhsal bir mesele gibi hissediliyor. İnsanlığımı Yitirirken’den sonra okuduğum ikinci Dazai kitabı oldu Batan Güneş. Açıkçası bu kitabı biraz daha fazla sevdim. Japon edebiyatının o sakin ama içten içe insanı kemiren anlatımını seviyorum sanırım. Sessiz ilerliyor ama geride düşündürecek çok şey bırakıyor.
Batan GüneşOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20234,520 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 124. kitabı
Kitabı bitirdim ve kafamın içinde küçük bir tartışma programı başladı diyebilirim. Bir yanım “aman beden bütünlüğü” diyor, diğer yanım “birine hayat olmak varken?” diye susmuyor. Yazar sağ olsun,
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,729 okunma
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:37
"Bedenin Tarihi 2" kirabı, Fransız Devrimi'nden Büyük Savaş'a, modern insanın nasıl inşa edildiğini anlatan kapsamlı bir medeniyet okumasıdır. Alain Corbin, Jean-Jacques Courtine ve Georges Vigarello, Fransız Devrimi ile Birinci Dünya Savaşı arasındaki dönemi mercek altına alırken bedenin etten, kemikten oluşan biyolojik bir varlık olmadığını; iktidarın, ahlakın, dinin, bilimin, tıbbın ve toplumsal normların üzerinde mücadele verdiği bir alan olduğunu kapsamlı bir şekilde anlatıyor. Sanayileşmenin, kentleşmenin ve burjuva kültürünün yükselişiyle birlikte, insanların bedenlerini algılayış biçimlerinin nasıl değiştiğine tanıklık ediyoruz. Temizlik alışkanlıklarından güzellik anlayışına, cinsellikten mahremiyete, hastalık korkusundan spor kültürüne kadar uzanan geniş bir yelpazede bedenin disipline edildiği, denetlendiği ve yeniden tanımlandığı, anlaşılır bir anlatım üslubunda oluşu okumaya akıcılık kazandırmış. Modernleşmenin fabrikalar, anayasalar ve siyasi devrimlerin yanı sıra, yeni bir insan modeli yarattığı, bedenin özgürlük alanı olmaktan çok toplumun beklentilerine uygun hâle getirilmesi gereken bir proje gibi ele alınıyor. Yazarların anlatım üslubu akademik olmasına rağmen kuru bir tarihçiliğe düşmüyor; resimler, belgeler, günlük yaşam pratikleri ve dönemin zihniyet dünyası üzerinden ilerleyerek okuyucuya adeta yaşayan bir tarih panoraması sunuyor. "Bedenin Tarihi" serisi toplumun kendisi hakkında yazdığı en samimi ve en dürüst otobiyografi, aynı zamanda da her çağın değerlerini, korkularını, arzularını ve iktidar ilişkilerini en açık şekilde dile getiren bir başyapıt niteliğinde.
1000Kitap
Bedenin Tarihi - 2Alain Corbin · Alfa Yayınları · 202160 okunma
Dokunmadan
8/10
·320 syf.··
2026 4. kitabı
Kitabı bitirdim, elime aldım. Yazdım, sildim sonra tekrar yazdım. Ne yazsam yeterli olmayacakmış gibi hissettirdi bana. Daha önce Nermin Yıldırım okumamıştım ve nihayetinde aldım. İlk okuduğum ve
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,3bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 48. kitabı
Saf Canavar, distopik bir gelecekte, Munzur Dağları çevresinde soyu tükenmiş hayvanları ve insan kalıntılarını aramakla görevli "bekçiler"in yaşadığı bir dünyada geçiyor. Bu dünyada devlet, nüfus azalmasına karşı ölüleri kemiklerinden genetik yöntemlerle diriltip sisteme eklemlendiriyor. Hikâyeyi, hikâye anlatmak nedeniyle sıkça cezalandırılmış yasadışı bir hikâyeci olan Karabalık'ın ağzından dinliyoruz. Bekçi Leo, bir toplu mezarda bulduğu bir azı dişi vesilesiyle karakteristik bir dönüşüm yaşar. Bu diş, onun kendi diriltme isteğinin doğmasına yol açar. Kemikten yaratılan kimerik kardeş Mira, hafızası silinmiş olarak dünyaya gelir ama bedeni bir şeyler hatırlıyordur. Kaygusuz, karakterler arasındaki ilişkiyi; bürokratik metinler, Mezopotamya dillerinden derlenen duygu sözcükleri ve mitolojik hikâyeleri yan yana getirerek kurmuş. Roman için hem bir distopya hem de dilin, hafızanın ve varoluşun birbirini nasıl inşa ettiği üzerine felsefi bir soruşturma diyebilirim.
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202628 okunma