• GEÇİLEMEDİ!!!

    Ölmeden mezara koydular beni.
    Off gençliğim eyvah!

    Her daim okuyup anlamının idrakine yeterince varamadığımız bu derin dizeler ne söylemeye çalışıyor bize?

    Diyor ki...
    Biz Türk'ü, Kürt'ü, Çerkez'i, Laz'ı ve birçokları ile BİR'dik. Biz tek yumruk olduk. Biz daha çocukken bile BİR olmayı biliyorduk. Biz çocukluğumuzu, gençliğimizi ve hiç yaşayamadığımız yetişkin hayatımızı bu vatana feda ettik. Ve tüm bunları vatan aşkı ile yaptık. Geri dönmeyi değil, bu acıdan geriye bir vatan toprağı bırakmayı amaçladık. Biz o zor şartlarda tek bir halk olmayı başardık. Peki ya siz? Siz ne uğruna bu toprak üzerinde ayrılmaya çalışıyorsunuz? Bizler bu vatanı size tek bir halk olarak bıraktık. Ve siz tek bir halk olarak ırk ve mezhep çatışmasına girmeden bu güzel topraklarda yaşayın istedik. Biz canımızı seve seve verirken çok mu şey istedik sizden?

    Yo hayır! Hakkınızı yok ayrışmaya. Mecbursunuz birlik olmaya!

    Unutmayın!
    Çanakkale Geçilemedi! Çanakkale Geçilemeyecek!
    Bu topraklar bu güzel halka ebediyen YÂR OLACAK!!!
  • --Neşet Ertaş, ankara'da pavyonlarda çalıştığı sırada, yine kendisi gibi pavyonda şarkı söyleyen leyla adında bir kadına aşık olur. neşet ertaş'ın kendisi gibi sanatçı olan babası muharrem ertaş, ankara'ya radyoda bozlak okumaya geldiğinde bu aşktan haberdar olur, neşet ertaş'ın leyla ile evlenme isteğine karşı çıkar ve şu türküyü yazar.

    "temiz ruhlu, saf kalplisin şöhretsin
    hakkın vardır evlenmeye evladım
    mevlam sana yapanları kahretsin
    aslı bozuk alma dedim evladım

    dokunsalar nazif tene kir gelir
    bizden önce ceddimize ar gelir
    köle olmak şanımıza zor gelir
    aslı bozuk alma dedim evladım"

    --neşet ertaş, babasının leyla'ya "aslı bozuk" demesine çok üzülür ve o da bir türküyle karşılık verir;

    "ulu arıyorsan analar ulu
    sevmişiz biz onu olmuşuz kulu
    analar insandır biz insanoğlu
    aslı bozuk deme gel şu insana

    aşkı kimden aldın sevgiyi kimden
    aslı bozuk deme gel şu insana
    soracak olursan eğer ki benden
    aslı bozuk deme gel şu insana

    yazımızı felek yazdı mevlâdan değil
    senin dediklerin evladan değil
    her hata suç bende leylâ’dan değil
    aslı bozuk deme gel şu insana"

    --babasının gönlü olmamasına rağmen neşet ertaş, leyla ile evlenir ve babasından sitem dolu bir cevap gelir;

    "küsmedim neşedim kahrettim sana
    baban değil miydim sormadın bana
    olan olmuş yavrum ne deyim sana
    sen aklını yitirmişin evladım"

    --neşet ertaş babasına darıldığı bu dönemde, iki büyük nimetim var türküsünü yazar. bu türküde anasını ve yarini över.

    "iki büyük nimetim var
    biri anam biri yarim
    ikisine de hörmetim var
    biri anam biri yarim

    ana deyip de geçilmez
    o yar anadan seçilmez
    ikisine de kıymet biçilmez
    biri anam biri yarim

    birisi var etti beni
    birisi yar etti beni
    ikisinin de birdir yari
    biri anam biri yarim"

    --neşet ertaş ile leyla 10 yıl evli kalırlar. bu süreçte leyla da şarkılar söyler, ünlenir, kaset yapar ama mutlu olamaz. neşet ertaş askere gider ve döndüğünde boşanırlar. neşet ertaş kesinlikle leyla'ya toz kondurmaz ve bunu türkülerinde dile getirir.

    amanın leyla leyla

    "merhamet eyle yarim eyle yarim eyle
    suçum nedir bilmiyom da amanın leyla...
    ne ise söyle yarim söyle söyle yarim söyle"

    hata benim

    "bilemedim kıymetini kadrini
    hata benim günah benim suç benim
    eliminen içtim derdin zehrini
    hata benim günah benim suç benim

    bir günden bir güne sormadım seni
    körümüş gözlerim görmedim seni
    boşa mecnun eylemişim ben beni
    hata benim günah benim suç benim

    kendim ettim kendim buldum

    "kendim ettim kendim buldum
    gül gibi sarardım soldum eyvah
    bilmez yar halımdan bilmez akan gözyaşlarım silmez
    bir kere yüzüme gülmez eyvah"

    --ve en sonunda o inanılmaz türkü evvelim sen oldun ahirim sensin gelir.

    "cahildim dünyanın rengine kandım
    hayale aldandım boşuna yandım
    seni ilelebet benimsin sandım

    ölürüm sevdiğim zehirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin

    sözüm yok şu benden kırıldığına
    gidip başka dala sarıldığıma
    gönülüm inanmıyor ayrıldığına

    gözyaşım sen oldun kahirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin

    garibim can yıkıp gönül kırmadım
    senden ayrı ben bir mekan kurmadım
    daha bir gönüle ikrar vermedim

    batınım sen oldun zahirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin"

    --neşet ertaş şu dizelerle leylasına "mezarıma gelme" dese de leyla ertaş, ustanın mezarını ziyaret etmiş, dua okumuş ve gözyaşı dökmüştür.

    niye çattın kaşlarını

    "niye çattın kaşlarını
    bilmiyom yar suçlarımı
    ben ölürsem saçlarını
    yolma gayrı yolma leyli leyli

    ben yandım aşkın narına
    meyletmem dünya malına
    ölürsem de mezarıma
    gelme gayrı gelme leyli leyli"

    --vasiyeti üzerine babasının ayağının ucuna gömülen neşet ertaş'ın mezar taşında şunlar yazar;

    sakın ola ha insanoğlu,
    incitme canı incitme.
    her can bir kalp hakka bağlı,
    incitme canı incitme.
    "saygı, sevgi,hoşgörü..."
    "garip"
  • 248 syf.
    ·8 günde·Beğendi·8/10
    Dik durmayı kim öğretir bize ? Çoğunlukla babalarımız elbette. Herkes öğretemese de ya da herkes öğrenemese de babalar özellikle bizim coğrafyanın babaları dik durur bu hayatta. Muhtaç olsa da muhtaç etmez evlatlarını. Dünya üstüne göçse de yılmaz yıkılmaz babalar. Bizim babalarımız. Afili cümleleri yoktur onların. Ayakkabılarının su çektiği bir kış günü elinde üç kilo portakalla içeri girip gülerler ya çocuklarına işte tüm zorlukların ardından gözlerin sevgiyle kavuşmasıdır. Babalar çocukları büyürken uzaktan izlerler ta ki düşecek gibi olana kadar tam düşecekken tutar kollarından kaldırırlar. Dik duran bir babanın ardından evlatları da dimdik yürür ardından ancak babanın önüne geçilmez bizde. Ne olursan ol baban babandır sen de evlat. Baba ile gidilen yollar hayattaki istikametini belirler. Bu eserde bir baba ile oğulun son demleri tüm yaşanmışlıklara değinilerek anlatılıyor. Bir babanın her şeye rağmen dik duruşu anlatılıyor. Bir babanın doldurulamaz boşluğu anlatılıyor. Maharet anlatılması kadar anlamakta hissetmekte diye düşünüyorum. Eski zaman adamlarını bilmeyen bu babayı da oğlunu da bilemez gibime geliyor. Hayat her şeyiyle muhteşemdir. Bize yaşamak düşüyor.