- Ölümün eşiğinden döndüğünü söylemiştin bana.
- Evet.
- Nasıl bir ölümdü bu?
- Geleceği olmayan. Doğrusunu istersen geçmişi de olmayan. İlle de öğrenmek istiyorsan şimdisi de pek yoktu. Yalnız o vardı, ölüm. Bir de ben. Aramızda da bir eşik.
- Sonra n’oldu?
- Kapıyı yüzüne çarptım. Sırası değil, dedim ona.
Sanki tahrik, yapılanı tamamen aklayan, onu kendisine hak gördüren bir kurtuluş yolu, diğerine ödettiği bir diyettir. Her zarar verici, ya da onu tetikleyici olumsuz davranışın ilacı, supabı, yatıştırıcısıdır adeta. (…) Tahrik uğruna kendini güvende hissetmeyen bir toplumun kadınları ve çocukları, insanlık onurunun korunamadığı bir geleceğin ayak sesleri ve çığlıkları olacaktır.