Yirmi beş yıldır kımıltısızca durduğum yerden birden hareket ettim, yürümeye başladım cher ami; bu gidişim nereye bilmiyorum; ama artık hareket ettim… 
“…. cenneti, asıl cenneti düşünüyorum da. Belki de yeryüzü cenneti bazılarının düşündüğü gibi bilinmezlik içinde süregiden nefis dölütsel anların mitsel- şiirsel yansımasıdır. Birden daha iyi bir anlıyorum Masaccio’nun Âdem’ini ürküten devinimi. Kendi görüntüsünden, kendisinin olan şeyden saklanmak, kaçmak için yüzünü elleriyle örtmektedir; o elleriyle kapadığında küçük karanlık andan cennetinin yüce anısını saklıyordur yalnız.”
Mezarlar tek kişilik derler ama sevdiğimiz insanı kaybettiğimizde toprağın altına onunla birlikte gömülürüz.
Demem o ki bazen mezarın altında birden fazla insan yatar.
Birden herkesin bu sinemacı şahsiyetlere ve konsolosa bakması ve kimsenin baloda adı milyonlarca gazetede yer almış, oyunları ölümsüz olarak adlandırılmış bir adamın, bir satranç dehası olduğunun farkında değilmiş gibi görünmesi canını sıktı.