bir okur hanım

bir okur hanım
@birokurhanmm
bir çocuk bir kitap okumak en güzel lütuf baharın neşesi okumakla güzel takipçi, beğeni etkinliklerine katılmıyorum.
Şiir
7/10
·312 syf.··
2026 61. kitabı
İran edebiyatının modernist şairi Furuğ Ferruhzad’ın “Rüzgâr Bizi Götürecek” adlı şiir kitabı, insanın içsel sürüklenişini, yalnızlığını ve varoluşsal kırılmalarını merkeze alan modern bir şiir evreni kurar. Kitap boyunca rüzgâr yalnızca bir doğa olayı değil; insanı yerinden eden, hafızayı dağıtan ve onu bilinmeyene doğru sürükleyen bir kader metaforuna dönüşür. Açılışta yer alan “Rüzgâr bizi götürecek” ifadesi, insanın hayat karşısındaki kontrolsüzlüğünü ve savruluşunu temsil eder. Bu savruluş, şiir boyunca farklı imgelerle derinleşir. “Bütün gün aynada ağlıyordum” ve “Bahar, penceremi ağaçların yeşil evhamına bırakmıştı” gibi ifadeler, iç dünyanın dış dünyayla iç içe geçtiği kırılgan bir bilinç hâlini yansıtır. Ayna burada yalnızca bir yansıma değil, kişinin kendine yabancılaştığı bir yüzleşme alanıdır. Doğa imgeleri kitabın en güçlü yönlerinden biridir. Çiçekler, balıklar, bahçe, yağmur ve rüzgâr sadece betimleme unsurları değil, insan ruhunun sembolleridir. “Kimse balıkları düşünmüyor” ifadesi, görünmeyen ve ihmal edilen hayatlara dikkat çeker; böylece eser, yalnızca görüneni değil, bastırılmış olanı da görünür kılar. Aşk teması kitapta bir kurtuluş değil, çözülme ve yıkım alanı olarak işlenir. “Sonsuz bir karanlığım ben” ve “Vefa bekleme” ifadeleri, aşkın bir bağdan çok bir kopuş deneyimine dönüştüğünü gösterir. Bu yaklaşım, romantik şiir anlayışından uzaklaşarak modernist bir kırılganlık duygusunu öne çıkarır. Yalnızlık kitabın en baskın temalarından biridir. “Gökyüzünün kederi”, “beton ellerin güçsüzlüğü” ve “yeryüzünün kirlenmişliği” gibi imgeler, yalnızlığı bireysel bir duygu olmaktan çıkarıp evrensel bir varoluş hâline getirir. Bu yalnızlık, insanın içinde değil, dünyanın kendisinde hissedilen bir boşluk gibidir. Ölüm, göç ve karanlık imgeleri özellikle
Edebiyat
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,862 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
Bazı şiir kitapları vardır; kapağını açtığınız anda kelimeler değil, küllenmiş hatıralar dökülür insanın avuçlarına. Bazıları ise bir mezar taşının soğukluğu gibi susar. İnsan başını yaslayınca içinden yıllardır kalan acılar yükselmeye başlar. “Babama Layla” tam da böyle bir şiir kitabı. Baştan sona yokluğun etrafında dolaşan. Eksikliği yalnızca anlatmayan, onu her dizede biraz daha büyüten, sessizliği bile kırık bir ağıda dönüştüren derin ve sarsıcı bir şiir evreni. Bu eser yalnızca bir şiir toplamı değildir. Bir iç ağıdıdır. Bir hasret defteridir. Bir eksiklik atlasıdır. Kitabın tam merkezinde “baba” durur. Fakat şiirler derinleştikçe baba, hatırlanan bir yüzden ya da insanın içinde giderek büyüyen bir sessizlikten ibaret kalmaz. Daha çok kalbin en kuytu yerinde yankılanan, adı var ama kendisi eksik bir boşluğa dönüşür. Artık ete kemiğe bürünmüş bir varlık değil; her mısranın kıyısında üşüyen bir boşluk, kalbin içinde yankılanan eksik bir nefestir. Şair çoğu zaman babayı doğrudan anlatmaz; onun yokluğunu, eşyaların üzerine çöken kederle, gecenin içinden geçen üşüme hissiyle duyurur. Çünkü burada ölüm yalnızca bir insanın gidişi değildir. Bir evin duvarlarından sesin çekilmesi, sofrada eksilen bir gölge, çocukluğun omurgasından kopan sıcak bir parçadır. İnsanın dünyaya korkmadan bakmasını sağlayan ilk gölgenin çekilip gitmesiyle birlikte, hayat da şiirlerde yarım kalmış bir cümle gibi kalır. Bu yüzden kitap boyunca baba, bir hatıradan çok daha fazlasıdır. Çocuğun dünyaya gözlerini ilk kez korkusuzca açtığı eşik, ilk huzurun gölgelendiği çatı, ilk sığınağın kalp gibi attığı yer ve anlamın kendisi gibidir. Ve o anlam çekilip gittiğinde hayat artık tamamlanmış cümlelerle değil; yarım kalmış nefeslerin, yutulmuş kelimelerin ve içe gömülmüş suskunlukların arasında
Edebiyat
Babama LaylaHazal Karadağ Yurdagül · İbk Yayınevi · 04 okunma
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
Su Utandı, insan ruhunun kıyısında biriken sessiz tortulara dokunan, hafızanın derin kuyularından yankı getiren bir şiir toplamı gibi durur. Cömert Yılmaz’ın dizeleri, bir zamanlar söylenmiş ama yarım kalmış bir ağıtın izini sürer; babadan kalan bir ezgi, annenin yorgun ellerinde çoğalan yalnızlık ve kirpiklere değen hüzün, şiirin damarlarında ağır ağır dolaşır. Bu şiirlerde acı, tek bir renge sahip değildir; kimi zaman içe çekilmiş bir nefes gibi buğulu, kimi zaman da geceyi yaran ince bir sızı gibi keskindir. Şair, duyguları doğrudan söylemek yerine onları imgelerin içine saklar: su utanır, hatıralar susar, zaman ise içten içe kanayan bir yaraya dönüşür. Okur, bu imgelerin arasında dolaşırken kendi bilinçaltının karanlık odalarına da istemeden adım atar. Psikolojik açıdan baktığımda, eser yoğun bir melankoli ve yas hali taşır. Ancak bu yas, yalnızca kaybın değil; aynı zamanda hatırlamanın, tutunmanın ve yeniden kurmanın yasını da içerir. Annenin yalnızlığı bir gölge gibi dizelere sinerken, babadan kalan ezgi bir kimlik arayışının pusulası halinde gelir. Mezopotamya ise yalnızca bir coğrafya değil, şairin iç dünyasında yankılanan kadim bir hafıza, köklerin toprağa tutunduğu derin bir bilinç alanıdır. “Bir şiirin kaç eşiği olur?” sorusu, bu kitabın ruhunu aralayan bir anahtar gibidir. Her şiir, başka bir eşiğe açılır: biri çocukluğun kırılgan kapısına, biri kaybın soğuk koridorlarına, diğeri ise sevginin halaa sönmemiş kıvılcımına… Şairin dili sade görünür; fakat bu sadeliğin altında yoğun bir duygusal derinlik ve sembolik zenginlik gizlidir. yoğun bir yas, melankoli, özlem ve içsel yüzleşme kitabıdır. Şair, acıyı bastırmak yerine onu estetik bir dile dönüştürerek hem bireysel hem de kolektif bir hafıza yaratır. İmgeler güçlü, dil sade ama derindir. Bu kitapta
Edebiyat
Su UtandıCömert Yılmaz · Kişisel Yayınlar · 20131 okunma
Hikaye
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 145. kitabı
İyiler ölmez Mustafa kutlu Türü: hikaye Sayfa sayısı : 152 İyiler gelip giden bir yolcu, dünya da nadir bulunan bireylerdir. iyilik bir dua, bir gönül güzelliğini sunmak, vefanın en güzel yandır. Mustafa kutlu hikayelerinde samimi dil ifadelerini ve betimlemde çok gerçekçi bir üslupla izah eder. Hikayede yer alan karakterler hepsin farklı hikayeleri var. Umutla kalan, yoksulluktan nasibini alan Anadolu da yaşamıyla mücadele eden insanlar, hüznü gören, yaşama bağlığı saf temiz haliyle dört karakterin farklı yaşamda iyi niyetlerini insanlık namına sunan, tevekkülün, insanlığın, sevgin unsurlarıyla var olan insanlar aynı masada yaşam anlarıyla karşılaşan bireyler “ iyiler ölmez” eserini okuyucuya sunmuştur. Birokurhanım Birkaç alıntı Her doğan çocuk dünyaya temiz geliyor onu biz kirletiyoruz. Hırs ile vahşetle mal mülk ile. Kırıla kırıla un ufak olduk aldınma. Böyledir bizde iyiler ölmez. Evliya olup aramızda yaşarlar. Son durak dindir. Kalbini acıtan her darbe aklını olgunlaştır. 22.01.2026
Edebiyat
İyiler ÖlmezMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20166,6bin okunma
Roman
10/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Tersine Dünya Orhan Kemal Türü: roman Sayfa sayısı : 125 Tersine bir dünyanın tersine yaşanmış bir hali olur mu? Dünya da yaşayan bireyler ve farklı anları “kadınlar erkeklerin rollerini üstlenirken, erkekler de kadınların rollerini, üstelenmiştir. Orhan Kemal yazarımız toplumsal bakış açısını dönemin farklı rollerini sunup ; “edep ve namus” kavramın farklı bir bakışla o dönemin komik ve trajedik anlatımıyla tersine yüzlerin hallerini okuyucuya sunmuştur. Birkaç alıntı Namus sadece kadınlara mahsus bir kavram değildir. Erkek milletine itimat olmaz. Bu zamanda kendini bilen namuslu bir kadın Dünya bozulduğunu bilmiyor musun Aklım olmasa da insanım Ortalıkta ahlak mı kaldı 11.01.2026 Birokur hanım
1000Kitap
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,099 okunma