"DÖNEMEÇTE"
"Aslına bakarsanız, bizim insanlarımız yürek paralayacak kadar fazla çalışırlar. Ama verim? Önemli olan budur; çalışmak verimden ayrı düşünülemez, ancak verime göre vardır. Çalışma bilimin ve tekniğin getirdiği imkânları bilmektir, uygulamaktadır. Gelirken gördük.. veya dikkat ettiniz mi bilmem; bir inşaat vardı yolumuzun üstünde. İşçiler harcı ikinci kata sırtlarındaki küfe ile, merdivenleri tırmanarak taşıyorlardı. Yani sıkı şekilde çalışıyorlardı. Ama neye yarardı bu çalışma? Aynı iş İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de çok daha az insanla çok daha kısa zamanda yapılmaktadır, -ve kıyısından bucağından gördüğüme göre- Almanya'da ise, bizim o şehirlerimizde üç ay alan bir yapı üç haftada bitiyor; üstelik hem daha sağlam, daha kullanışlı, daha konforlu oluyor, hem de daha güzel. Tarımından, bayındırlığından, haberleşmesinden sağlık ve en yüksek endüstri alanlarına kadar her şey buna göredir. Bir yanda canları çıkarcasına emek harcadıkları için çalıştıklarını sananlar, öte yanda da haftalık kırk sekiz iş saatini gayri insanî.. bile değil de, fuzuli, hattâ zararlı bulanlar!.."
Tarık Buğra edebiyatımızda "duruşu" ve "dili" ile her zaman ayrıksı bir yere sahip olmuştur. Onu diğer yazarlardan ayıran en önemli özellik, tarihi ve toplumsal dönüşümleri, "yukarıdan" değil, "aşağıdan"; yani Anadolu insanının gündelik hayatı, kaygıları ve ikilemleri üzerinden okumasıdır.
Yazar, Türkiye'nin demokrasi tarihindeki en kritik kırılma noktalarından biri olan çok partili hayata geçiş sürecini, yine en iyi bildiği yerden, Anadolu taşrasından anlatır bu eserinde.
Dönemeçte'de siyaseti resmi söylemler ve büyük ideolojiler üzerinden değil, taşra insanının gündelik hayatındaki yansımaları üzerinden dokur. Demokrat Parti'nin siyaset sahnesine çıkışıyla birlikte taşradaki bireylerin