10/10
·200 syf.·
2026 26. kitabı
Tadını çıkara çıkara, görselleri inceleye inceleye okuduğum güzel bir kitaptı. Tam da Kâbe’nin geçmişi, Mekke’nin tarihi ve o mukaddes yolculuğun manası üzerine okumalar yapmak istediğim bir dönemde ve bunu dillendirdiğim bir zamanda tevafukla nasip oldu bu kitap. Öyle bir kitap ki okurken sadece sayfaları çevirmiyorsunuz; sanki o toprakları adım adım tanıyor, Kâbe’ye biraz daha yaklaşmış hissediyorsunuz. ️ Kitapta yalnızca tarihî bilgiler yok. Hac ve umre ile ilgili bilgiler, Mekke’de yaşanan önemli hadiseler, mescidlerin geçmişi, Kâbe’nin inşa süreci, örtüsü gibi bir çok başlık altında öyle güzel bilgiler aktarılmış ki insan okurken hem öğreniyor hem de derinden etkileniyor. ️ Anlatılanların görsellerle desteklenmesi ayrıca akılda kalması için çok kıymetli olmuş ️ Hac ya da umreye gitmeden önce mutlaka okunması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Bizler müslüman olarak bir ibadeti yapmadan önce onunla ilgili hazırlık yapmamız, manasını kavramamız gerekir ki sadece şeklen yapılan, içi boş bir eylem olarak kalmasın. Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu? O yüzden insan nereye gittiğini, hangi izlerin üzerinde yürüdüğünü önceden okuyup öğrenmeli ki kalbiyle hissedebilsin ruhuna gerçekten dokunabilsin ve gönlünde iz bıraksın. Ebubekir Sifil hocanın kitapla ilgili dediği gibi “Hac ya da umre öncesi neyi nasıl yapmamız gerektiği konusunda bilgi sahibi olmak şüphesiz elzemdir. Sadece bunu sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda hac ve umre bilinci de oluşturuyor bu çalışma”. Emekleriniz için Allah razı olsun Meryem Bastan
Kâbe-i MuazzamaMeryem Bastan · Kayıhan Yayınları · 202611 okunma
Okuru Dışlayan Bir Novella
Puan vermedi·120 syf.··
2026 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 07:49
Nezir ve dört kişiden (Saim, Gökhan, Yener ve Cihan) oluşan çetesinin hikayesini okumak, onu anlamaya çalışmak zorlayıcı bir deneyimdi. Duru bir kafa ile ve kendimi tam anlamıyla vermeme rağmen birçok cümleyi dönüp tekrar okudum. Tekin benim en sevdiğim yazarlardan, bu yüzden de ona gerekli özeni göstermeye kararlıydım. Kitabın tanıtım bülteninde Tekin’in dille hesaplaştığı yazıyor ama ben daha çok dilin sınırlarını zorlayıp kimi yerde de dille kavga ettiğini, bilinçli olarak anlamı kaydırdığını ve dili tahrif etmek pahasına oyunlar oynadığını düşünüyorum. “Dil mülklerin en tehlikelisidir” der Hölderlin. Avuç kadar çocukları dil ile kendine bağlayan, dil ile iktidar kuran, onları ezmekten aşağılamaktan geri durmayan ana karakterimiz Nezir’e kitap boyunca diş biledim. Tabii anlamı oturtmayı başardığım zamanlarda oldu bu bilenme hali. Novella’nın anlatıcısı Cihan, Nezir’e duyduğu aşk ya da saplantı ile Yener’le yakınlaşabiliyor, Nezir Saim uyurken onun bacaklarının arasını elleyip ve bunun bir rüya olduğuna inandırabiliyor, Yener Nezir’e cinsel ilişki teklif edebiliyor. Bir türlü anlaşılamayan bir sebepten (Saim yakışıklı) Nezir Saim’e iltimas geçiyor, ona diğerlerine davrandığından daha iyi davranıyor. Gülhan ise diğerlerine göre daha anlaşılabilir bir karakter çünkü çete üyeleri her ne kadar onu ortamı bozmakla suçlasa da Nezir’e itiraz edebilen ve onun eksiklerinin olabileceğini bilen, iktidara koşulsuz boyun eğmeyen bir karakter o… Tanrısal olana yani dile sahip olan Nezir’in konuşmayı henüz öğrenememiş çocukları kendince hizaya getirmesini okuyoruz kitap boyunca. Aşk romanı bekleyenler ya da anlamı kavramak için aynı sayfayı defalarca okumaya niyetli olmayanlar bu kitabı tercih ederse hayal kırıklığına uğrar… Ben bu kitaba bayıldığımı söyleyemeyeceğim. Duru
Aşk İşaretleriLatife Tekin · Can Yayınları · 2019453 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Çok özleyeceğim seni Win Hikayen içime işledi.
Puan vermedi·520 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 21:33
Çok keyifle okuduğum bir kitap nasıl bitti anlamadım. Dawn, Wayt ve en çokda Win beni yaşadıklarıyla etkiledi. Keşke dememek için aklının bir köşesinde kalmaması için hayatını değiştireceğini bilsende geçmişte bıraktığın kişiye gidermiydin?
İki Yol KitabıJodi Picoult · April Yayıncılık · 202558 okunma
Barut rayihasını bilenle, bilmeyen asla bir değildir..
10/10
·160 syf.··
2025 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 14:48
“..Kürt edebiyatının en önemli köşe taşlarından biridir Şivane Kurd yani Kürt Çoban… ilk Kürtçe roman olması nedeniyle de tarihsel bir “ilk” olma özelliğiyle de karşımıza çıkmaktadır.. 1935’te yayımlanan kitabımız, Kürt edebiyatında sözlü gelenekten yazılı geleneğe geçişinde en somut örneğidir aslında … yazarımız Ereb Şemo, Kürtçenin, bir roman dili olarak ne kadar zengin ve derin bir dil olduğunu da otobiyografik eseriyle kanıtlamış olmaktadır .. Kitap, yazarımızın kendi yaşam öyküsünden de derin izler taşır .. bir çoban olarak çocukluktan ta ki toplumsal dönüşümlere dek uzanan bu kitap; Şemo’nun elbette ki Sovyet döneminde yaşamış bir yazar olmasından ötürü de okuyucuya sınıfsal bir perspektiften bakış açısı sunar .. ez cümle sevgili yazarımız, yoksul bir çobanın feodaliteye ve ağalık sistemine karşı uyanışı ve dönemin sosyolojisini bize yalın ve içten bir kalemle işleyerek aktarmıştır .. Okuyucu kitaba başlamadan evla şunu bilmelidir ki; Kürt çoban bir halkın kendi sesini yazılı şekilde kağıda döktüğü bir semboldür .. elinizde tutacağınız bu roman size yalnızca bir hikaye anlatmıyor.. aynı zamanda kadim ve zengin tarihi ile Kürtlerin geleneklerini, folklorunu, yaşamlarını, günlük rutinlerini ve hatta cenazelerini, düğün alaylarını da kayıt altına alıyor… kitap, kızıl orduda komutanlık yapan bir çobanın dünyanın en büyük devrimi olan ekim devrimine katılması ve orda verdiği mücadeleyi değil o dönemin sosyolojik olaylarına da (göçler,kıyımlar,kıtlık,savaş ve isyanlar) hiç kimselerin değinmediği unsurlara değinip ayyuka çıkarıyor.. Ereb Şemo’yu tanımanın başlangıcı bu kitap olabilirdi tabi ben acele edip dımdım kalesi’nden başlamasaydım…”
Kürt ÇobanEreb Şemo · Dara Yayınları · 2023300 okunma
Son perde
9/10
·479 syf.··
2025 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 00:48
Hesaplaşma, Kimimle düğümlenir? Eski benle mi? Yoksa, kendimi kapattığın kafesle mi? Hayat kimlere zor gelir? Süregelen şekilde akıp gidene mi, İçini çözemeyenlere mi? Sessizlik öyleyse, Ne vakit başlardı Ki? Sensizlik ile mi lakin, kalp adını fısıldamayı kestiğinde mi? Kim kime dair cesurdu deseler ne derdin? Ben kendime mi cesurdum yoksa ona mı daha deli yürek? Huzur kimde gizliydi? Arayışı bitirende mi, Yoksa kaybettiğini bilende mi, Lakin bile bile savaşanda mı? Savaş derler ya, sonuna kadar... Ya benden başka savaşan yoksa? Yinede savaş der miydin? Ha birde oyun derdin hep? Şu; Kaçmak için kurduğun, sonunda içine hapsolduğun tuzak mıydı? Koparken bile hayattan insan, çözemez mi bazı şeyleri, bakamaz mı kırık aynaya? -Bakamazmış...
1000k
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
10/10
·271 syf.··
Beğendi
·
2025 597. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:00
"DÖNEMEÇTE" "Aslına bakarsanız, bizim insanlarımız yürek paralayacak kadar fazla çalışırlar. Ama verim? Önemli olan budur; çalışmak verimden ayrı düşünülemez, ancak verime göre vardır. Çalışma bilimin ve tekniğin getirdiği imkânları bilmektir, uygulamaktadır. Gelirken gördük.. veya dikkat ettiniz mi bilmem; bir inşaat vardı yolumuzun üstünde. İşçiler harcı ikinci kata sırtlarındaki küfe ile, merdivenleri tırmanarak taşıyorlardı. Yani sıkı şekilde çalışıyorlardı. Ama neye yarardı bu çalışma? Aynı iş İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de çok daha az insanla çok daha kısa zamanda yapılmaktadır, -ve kıyısından bucağından gördüğüme göre- Almanya'da ise, bizim o şehirlerimizde üç ay alan bir yapı üç haftada bitiyor; üstelik hem daha sağlam, daha kullanışlı, daha konforlu oluyor, hem de daha güzel. Tarımından, bayındırlığından, haberleşmesinden sağlık ve en yüksek endüstri alanlarına kadar her şey buna göredir. Bir yanda canları çıkarcasına emek harcadıkları için çalıştıklarını sananlar, öte yanda da haftalık kırk sekiz iş saatini gayri insanî.. bile değil de, fuzuli, hattâ zararlı bulanlar!.." Tarık Buğra edebiyatımızda "duruşu" ve "dili" ile her zaman ayrıksı bir yere sahip olmuştur. Onu diğer yazarlardan ayıran en önemli özellik, tarihi ve toplumsal dönüşümleri, "yukarıdan" değil, "aşağıdan"; yani Anadolu insanının gündelik hayatı, kaygıları ve ikilemleri üzerinden okumasıdır. Yazar, Türkiye'nin demokrasi tarihindeki en kritik kırılma noktalarından biri olan çok partili hayata geçiş sürecini, yine en iyi bildiği yerden, Anadolu taşrasından anlatır bu eserinde. Dönemeçte'de siyaseti resmi söylemler ve büyük ideolojiler üzerinden değil, taşra insanının gündelik hayatındaki yansımaları üzerinden dokur. Demokrat Parti'nin siyaset sahnesine çıkışıyla birlikte taşradaki bireylerin
Edebiyat
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma