Zamanı yiyip bitirdi karanlık. Gece yoktu. Güneş çoktan kömürleşmiş ve yeryüzü yapışkan bir karanlıkla örtülmüştü. Yabanıl sesler geliyordu derinlerden ve karanlığı ince bir bıçak gibi yırtıyordu. Şaklayan kırbaç gibi ... Acı duvarını aşan bu sesler, madeni bir gürültüye dönüyor ve yerkabuğunu zorluyordu artık. Sesim yoktu. Karanlığın karnında yitirdim sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuftum belki. Ama durmadan soruyorlardı. Tanrılar bilmiyordu sordukları şeyleri. Peygamberler büsbütün hain çıkmıştı. Ama yine de soruyorlar, soruyorlar, soruyorlar...
Adımdan gayrısını bilmiyorum.
"Bilim dünyayı bizden bağımsızlaştırıp nesnelleştirirken, modern felsefe her şeyi bizim algımıza mahkum etmiştir. Bu feci ayrılık, çağdaş düşüncenin en büyük trajedisidir."
Özetle;
1.Bilimin Yaptığı: Dünyayı İnsandan Bağımsızlaştırmak; Galileo ve Kopernik ile başlayan süreç insan merkezcil bakışı bitirdi. Bilim, matematiği kullanarak doğayı açıklamaya başladı. Matematik duygusuzdur, renksizdir, kokusuzdur; insanın korkularını veya arzularını umursamaz. Bilim bize şunu söyledi: "Dünya sizin etrafınızda dönmüyor. Doğa yasaları sizi hiç umursamayan, siz olsanız da olmasanız da tıkır tıkır işleyen kör bir mekanizmadır."
2. Felsefenin Yaptığı: Her Şeyi Algıya Mahkum Etmek;Bilim dünyayı bu kadar dilsiz ve bağımsız hale getirince, insan zihni müthiş bir güvensizlik yaşadı. İşte felsefe (özellikle Kant ile birlikte) insanı bu korkunç "Dışarı"nın yalnızlığından kurtarmak için devreye girdi.
3. Trajedinin Kaynağı: Feci Ayrılık; Meillassoux'nun anlattığı trajedi şudur: Bilim, aklın ve matematiğin sınırlarını zorlayarak insandan bağımsız gerçekliğe (Arke-fosillere, evrenin kökenine) ulaşıp muazzam bir cesaret sergilerken; felsefe korkak davranmış, içine kapanmış ve "biz sadece kendi algımızı bilebiliriz" diyerek gerçek dünyayla bağını koparmıştır.
"Mae düşünceli bir şekilde dudağını ısırdı. "Böyle düşününce insanların normal olanı nasıl anladığını merak ediyorsun."
"Ve eğer gerçekten kimse emin değilse..." dedim. "Eğer insanlar sadece kendilerince bir normal fikri yaratıyorsa..."
"O zaman her şey normal olur. Her şey hem de," diye bitirdi Mae."
III. Richard kambur, topal, çolak, gövdesinin her bir yanı eğri büğrü , aklın alamayacağı kadar ahlaksız bir canavardır.
Tek isteği Ingiltere tacını eline geçirmektir. Gerçi VI. Henry'yi öldürmüştür, ama kendisınden önce tahta oturmaya hakkı olan daha birçok kişi vardır ailesinde. Richard en yakınlarını birer birer
ortadan kaldırarak, aklına koyduğunu kolayca yapar. Çünkü Richard, kendini överek anlattığı gibi, bir insanın canına kıyarken gülümsemesini, sahte gözyaşları dökmesini bilir. Zekasının üstünlüğü sayesinde, yeryüzünde aldaramayacağı hiç kimse yoktur. Kocasını öldürdükten sonra, öldürdüğü adamın eşini cenaze töreninde kandırmanın ve onunla evlenmenin bile yolunu bulur. Shakespeare yüzde yüz kötülüğün, yüzde yüz iyilik
kadar ender, hatta daha bile ender olduğunu bitirdi.
(Buna göre) bir tabip, bilgisi ile yüce Allah'a yakınlaşmayı isteyebilir; bu sebeple de amelinden dolayı sevap kazanır; çünkü o, ilmini Allah rızası için iş yapma yolunda kullanmıştır. Aynı şekilde devletin yöneticisi de halk arasında ortaya çıkan sorunları çözer ve bu sayede Allah Teâlâ'nın katında muteber ve sevaba layık bir insan olur.