Bir iki sessizce ya da dostça bitiş sayılmazsa kadınlar benden ayrılırlarken ağladılar, öfkelendiler.
Bana kibirli, bencil, kendini beğenmiş, acımasız, duyarsız diye hakaret ettiler. Haklı olduklarını kabul ediyordum.
~~~ Ben de olsam beni terk ederdim. Sadece acımasız olduğumu söylemeleri şaşırtıyordu beni. Acımasızlık denecek ne yaptığımı anlayamıyordum.
Bir toplumun geleceğini yok etmek istiyorsanız, onun gençliğini ideal boyutta çökertmeniz yeterlidir. İdeali olmayan, sadece günübirlik zevklerin peşinde koşan bir gençlik, o toplumun bitiş çizgisidir.
Şunu sakın unutma. Her giden kayıp değildir. Her bitiş yıkım değildir. Ve her vedalaşma eksilmek değildir. Bazen vedalaşmak… Kendini geri almaktır. Kendini yıllarca rehin bıraktığın yerden çekip çıkarmaktır. Kendi kalbinin yeniden sende atmasıdır.
İşte gerçek güç tam burada başlar. İnsan herkesi tutmayı bıraktığında değil… Kendini bırakmamayı öğrendiğinde büyür.
Şimdi sana son bir şey söyleyeceğim. Eğer buraya kadar geldiysen artık şunu biliyorsun:
Seninle yürümeyen hiçbir şey, o ömrü sırtında taşımaya değmez. Ve bazen hayat, en temiz kapıyı veda edebilenlere açar.
Dün akşam aldım seni yanıma; gücenikliğini aldım, vazgeçişini; ilk karşılaştığımız günkü sesini; benim dönüp dönüp gidişlerimi, senin gittikçe bir kuyuya benzeyen suskunluğunu...
Onca çokluğuna karşı yıldızların yalnızlığından söz ettim. Hiçbir şeyin bize uzak olmadığından. İnsan sustuğu yerde yenilmez her zaman, dedim.
Sayfa 15 - insan sustuğu yerde yenilmez her zaman·Kitabı okuyor