Ve yüzünü alıp çıktım Öğleye doğruydu
Çıkrıkçılar yokuşuna yağmur yağıyordu
Ellerin ellerim de sessiz yürüyorduk ve
Kapkara bir oğlan durm a bize bakıyordu
Tuhaf uzun bir sokaktı ve ben susuyordum
Bir kızm emelerini bırakıp gidiyordu
Âşıktım ve hep seni soyuyordum aklımda
Bir adam çarşıyı üstüm üze kapıyordu
Kadınların kızların ardından gittim durdum
Öptüğüm yerlerin içimde durulm uyordu
Üç kez yokuşu indim çıktım boncuklar aldım
Kocam an kırmızı ağzın ki hiç bitm iyordu
Akşama doğru bir aşçı dükkânına girdim
Sana benzeyen incecik atlar geçiyordu
Sonra birdenbire büyük bir sessizlik oldu
Bu dünyadan İlhan Berk geçti dedim yürüdüm .
Hər eşqin xoşbəxt sonla bitmə
ehtimalı var. Yetər ki, siz istəyin. Yetər ki, siz dirənin. Olmur deyə bir şey yoxdur, ya siz istəmirsiz, yaxud qarşı tərəf.
İşdir birdən sevsəz əl çəkməyəcəyinizə söz verin.
Özünüzə söz verin. Ona söz verməsənizdə olar. Çünki insanlar daha çox özünə verdiyi sözləri tuturlar.
"Hayır," diye bağırdı Scarlett. "Artık beni sevmediğini ve buradan gittiğini biliyorum! Ah sevgilim, sen gidersen ben ne yaparım"
Bir an tereddüt etti, Rhett. Cömert bir yalanın gerçekten daha iyi olup olmayacağını düşünüyordu. Sonra, omuzlarını silkti.
"Scarlett, ben hiçbir zaman kırık bir şeyin parçalarını toplayıp yapıştıracak ve onun eskisi kadar güzel ve kusursuz olduğuna kendimi inandıracak kadar sabırlı bir adam olmadım. Kırılan bir şey kırılmıştır. Onu yapıştırıp bütün hayatım boyunca çatlak yerlerini göreceğime, sağlamken olduğu gibi anmayı tercih ederim. Belki daha genç olsaydım..." İçini çekti. "Ama ben artık her şeyin üzerine bir sünger çekilebileceğine ya da hayata yeniden başlanabileceğine inanamayacak kadar yaşlıyım. Devamlı yalanların yükünü omuzlayacak gücüm yok. Terbiyeli bir ümitsizlik içinde yaşamaya da gelemem. Seninle yaşayıp sana yalan söyleyemem devamlı olarak. En kötüsü kendime yalan söyleyemem. Baksana, şimdi bile söyleyemiyorum. Keşke senin nereye gideceğin, ne yapacağın beni ilgilendirseydi, ama ilgilendirmiyor."
YALNIZLIK*
Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,
Tepem de kanat germ iş bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.
G'ördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü,
Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı.
G em i yüzü görm eyen bir limanın hüznünü
Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.
Bir ayna parçasından başka beni kim anlar,
Bir mum gibi erirken bu bitm eyen düğünde?
Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar;
Aynalar da olmasa işim ne yer yüzünde?