Donmamış Zaman Çiçeklerine
8/10
·304 syf.·
2026 1. kitabı
Tüm yüreğinle yaşadığın zaman bitmiş veya boşa gitmiş değildir sonsuzdur, ondan daha kıymetli hiçbir şey yoktur. Momo kitabı kesinlikle bir çocuk kitabı olmaktan çok kapitalizme ve şu anki dünya düzenine atfedilerek yazılmış bir distopyadır. Masum, sıradışı, aynı zamanda da çok zeki küçük kız Momo bu hikayede bize öncülük eder. Her duygusunda, her anısında biz de onunla birlikte oluruz. Açıkçası bu anlatımın çok tatlı ve anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Bu “çocuk kitabı” bana unuttuğum çok önemli bir şeyi hatırlattı. Herkesin okuması gereken bir kitap olsa da sadece donmamış çocuksu kalplere dokunabilir. Momo
Duygu ve Düşünce
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
Bazı şiir kitapları vardır; kapağını açtığınız anda kelimeler değil, küllenmiş hatıralar dökülür insanın avuçlarına. Bazıları ise bir mezar taşının soğukluğu gibi susar. İnsan başını yaslayınca içinden yıllardır kalan acılar yükselmeye başlar. “Babama Layla” tam da böyle bir şiir kitabı. Baştan sona yokluğun etrafında dolaşan. Eksikliği yalnızca anlatmayan, onu her dizede biraz daha büyüten, sessizliği bile kırık bir ağıda dönüştüren derin ve sarsıcı bir şiir evreni. Bu eser yalnızca bir şiir toplamı değildir. Bir iç ağıdıdır. Bir hasret defteridir. Bir eksiklik atlasıdır. Kitabın tam merkezinde “baba” durur. Fakat şiirler derinleştikçe baba, hatırlanan bir yüzden ya da insanın içinde giderek büyüyen bir sessizlikten ibaret kalmaz. Daha çok kalbin en kuytu yerinde yankılanan, adı var ama kendisi eksik bir boşluğa dönüşür. Artık ete kemiğe bürünmüş bir varlık değil; her mısranın kıyısında üşüyen bir boşluk, kalbin içinde yankılanan eksik bir nefestir. Şair çoğu zaman babayı doğrudan anlatmaz; onun yokluğunu, eşyaların üzerine çöken kederle, gecenin içinden geçen üşüme hissiyle duyurur. Çünkü burada ölüm yalnızca bir insanın gidişi değildir. Bir evin duvarlarından sesin çekilmesi, sofrada eksilen bir gölge, çocukluğun omurgasından kopan sıcak bir parçadır. İnsanın dünyaya korkmadan bakmasını sağlayan ilk gölgenin çekilip gitmesiyle birlikte, hayat da şiirlerde yarım kalmış bir cümle gibi kalır. Bu yüzden kitap boyunca baba, bir hatıradan çok daha fazlasıdır. Çocuğun dünyaya gözlerini ilk kez korkusuzca açtığı eşik, ilk huzurun gölgelendiği çatı, ilk sığınağın kalp gibi attığı yer ve anlamın kendisi gibidir. Ve o anlam çekilip gittiğinde hayat artık tamamlanmış cümlelerle değil; yarım kalmış nefeslerin, yutulmuş kelimelerin ve içe gömülmüş suskunlukların arasında
Edebiyat
Babama LaylaHazal Karadağ Yurdagül · İbk Yayınevi · 04 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 00:00
Dikkat spoiler içerir. Ohio eyaletinde bir kasabada 1995 yılında sıradan bir gündür ve gazete dağıtıcısı Cary evlere gazete dağıtmaktadır. Ama birden nereden geldiği belli olmayan bir minibüs peyda olur ve hem onu, hem de kardeşler Ellen ile Ralphie'yi hedeflemişken onun yerine bir köpeği öldürür. Ortalık birden karışır. Kasaba sakinleri ne yapacağını bilemez. Yazar olan Johnny Marynville, eski polis Collie, yolu kasabadan geçen Steve, Cammie ve çocukları Dave ile Kim etrafa yardım etmeye kalkar. Peter Jackson'ın karısı Mary kocasını aldatmış dönerken arabasında benzer bir minibüsün saldırısına uğrar ve önce ezilip sonra da öldürülür. Olay yerindeki yaratıklar sanki bir çocuğun elinden çıkma gibidir. Kasaba sakinlerinden Audrey Wyler ise gerçeği bilir. Otizmli yeğeni Seth zamanında babası ile Destruction kasabasında madene gitmiş ve Tak adındaki yaratık onun içine girmiştir. Motokops adlı oyuncaklar ve bebekleri gerçek hale gelmektedir. Bir western dizisi olan filmleri canlanmaktadır. Bu yaratıklar kasabaya saldırmaktadır. Tak çok güçlü değildir ama günü çocuktan ve yakınındaki insanlardan alır. Patijaya polis çağırmaya giden Johnny, Save ve Jim, Collie ve Steve ile karşılaşır. Collie bir bitki tarafından öldürülür. Jim ise intihar eder. Cammie bunu hazmedemez. Audrey bir plan yapar. Kakasını yaparken Seth'in içindeki Tak dışarı çıktığı için ona müshil verir ve çocuk tuvaletteyken onu kaçırmaya kalkar. Ama Tak Cammie'yi ele geçirir ve o silahla Audrey ve Seth'in öldürür. Tak da onun içine girer ve o da patlar. Kasaba eski huzuruna kavuşur, saatler çalışmaya başlar. Ama her şey bitmiş midir? O oyuncaklar yok olmuş mudur? Yoksa başka birinin eline geçmeyi mi beklemektedir? Soluksuz okunan bir roman.
DüzenleyicilerStephen King · İnkılap Kitabevi · 2008379 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 12:23
Kitabın ilk bölümünde olmuş bitmiş bir olayın öyküsünü okuyacağımızı anlıyoruz. Kitap bir cinayet haberiyle başlıyor. Rodezya'da (bugünkü Zimbabwe) yaşayan beyaz bir kadının bir yerli tarafından öldürülmesi ortalığı karıştırıyor. Öyle ki, beyaz ırktan insanlar bu olayı kendi egemenliklerine bir çeşit tehdit olarak algılayarak olayı anmaktan bile korkuyorlar. İkinci bölümden itibaren bu sona neden olan olayları en başından itibaren öğrenmeye başlıyoruz. Kitap ırkçılık ve sömürü konusunu arka planına alarak, kendi yaşamını kurma çabasındaki bireylerin toplumun beklentilerini karşılamak için vazgeçtiklerini, ikiyüzlü bir sistem üzerinden ele alıyor. Beyaz adamın kendi kurduğu esir sisteminin içinde kendi ikili çarkının döngüsüne sıkışmış bir esir yaşamı sürüşü, bir kadının varlığının günbegün erimesinin hikayesi üzerinden anlatılıyor. Mary'nin yaşamı 30'lu yaşlarına geldiğinde ters yönde değişmeye başlıyor. Yetişkin bir kadın olarak kendi yaşamını kurmuş Mary, toplumun evlilikle temellendirdiği beklentilerine uygun bir yaşam sürmediği için zamanla dışlanıyor ve dedikoduların merkezine yerleşiyor. Çocukluk yıllarında yaşadığı travmalar, ki kitabın ilerleyen bölümlerinde Mary'nin çocukken aile içi istismar yaşadığı fikrine de üstü örtülü bir şekilde değiniliyor, genç kadının sağlıklı ilişkiler kurmasını engelliyor. Ancak her zaman toplumda kendine yer edinmiş ve kalabalıkların arasında olmuş Mary için dışlanmak kabul edilemez bir durum. İnsanların kendisinin bir kusuru olduğunu düşünmemeleri için de karşısına çıkan ilk adamla çok da düşünmeden evleniyor. Dick Turner çiftçilikle uğraşan yoksul bir adam. Mary'nin şehir yaşamını bırakıp çiftlikte sürdürmeye başladığı yeni yaşamının başlangıçta çok sesli olduğunu görüyoruz. Mary, beyaz bir kadın olmanın kibrini kendi özel
Edebiyat
Türkü Söylüyor OtlarDoris Lessing · Can Yayınları · 2017709 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 33. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:57
“Ne kadar oldu olmayalı?” Bin cümle bir araya gelse, şu tek sorunun bıraktığı anlamı veremez. Felsefeyi aforizmalarla,  şiir gibi anlatan bir akademisyen, bir düşünür, bir yazar: Oruç Aruoba. Kelime oyunlarıyla, bir virgül, bir noktayla,bir tireyle, binlerce cümle  türeten, onları birbirinden ayırıp ince nuanslarla bambaşka anlamlara dönüştüren biri.  Bir şey eksik… ama ne olduğunu tam bilmiyorsun. Birine alışmışsın yokluğu bile alışkanlık olmuş. Bir şey bitmiş ama bitmemiş. Felsefeyle edebiyat arasında yürüyüş yapan Okuyana hazır gelmeyen bir anlam Eksik bir anlatım Çünkü hayat da biraz eksik. İşte tüm bunlar Oruç Aruoba Ve ben onu çok seviyorum. Tüm kitapları kütüphanemde. Sırayla serpiştiriyorum hayatıma. Alıntılar: "Oluşmam. Olmam. Olmazdım. Olamazdım. Olmadım. Hiç. Olmadı. Olamadılar. Hiç. Olamazlar mıydı? Olamazdık." "Kişi ölemiyorsa yaşar." "Başka anlamlarla apaynı olduğunda da, apayrıdır, anlamı, yaşamının, kişinin."
OlmayalıOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 20161,156 okunma
Gerçek, Bir Sanrıdır Çoğunluk Karar Verene Kadar!
9/10
·312 syf.·
2026 27. kitabı
Alper Canıgüz’ün o bildiğimiz serseri, "suya sabuna dokunmayan" fırlama tarzı gitmiş; yerine hiperdemokrasi denilen o tekinsiz suların tam ortasına, elinde bir kova sabunla dalmış bir yazar gelmiş. Örümcek Burgacı, Alper Kamu’nun o net dünyasından çıkıp, zihnimizin çatlaklarında Stan LaFleur ile beraber kaybolduğumuz bir "kozmo-polisiye". Alternatif Bir 1974: II. Dünya Savaşı bitmiş ama bildiğimiz dünya değil bu. Kamuyu ilgilendiren her şeyin (evet, kimin öleceğinin bile!) anketle belirlendiği, "gerçeğin" en tehlikeli kavram sayıldığı bir distopya. Stan LaFleur": Alman asıllı, Türk terbiyeli, Rilke kadar dilbaz ama bir tilki kadar kurnaz bir hafiye. Alper Canıgüz bu sefer dili öyle bir ağdalaştırmış, cümleleri öyle bir labirente çevirmiş ki; "Hocam sadede mi gelsek?" dediğiniz anda sizi kozmik bir yarığın içine fırlatıyor. Sistem Gömme Sanatı: Yazar bu sefer sadece bir cinayeti değil, "çoğunluğun diktatörlüğünü" masaya yatırmış. İşler Alper’in diğer kitaplarına göre çok daha karmaşık, çok daha "beyin yakan" cinsten. Kısa Not: Kitap bittiğinde gökyüzündeki o kızıl yarık zihninizde de açılacak. Alper Canıgüz, serserilikten sistem eleştirisine vites yükseltmiş. Bakış açınızı tazelemek (ve biraz da hırpalanmak) istiyorsanız bu burgaca girin. Ama dikkat; çıkışta bildiğiniz gerçeklik artık o kadar da gerçek gelmeyebilir. Küçük bir Hiper-Demokratik Anket: Malum, bu dünyada kimin yaşayıp kimin öleceğine çoğunluk karar veriyor. Eğer o gökyüzündeki meşhur yarıktan aşağı sadece bir kişiyi atma hakkınız olsaydı, bu kim olurdu?
Örümcek BurgacıAlper Canıgüz · Everest Yayınları · 2025694 okunma