Kaan Uçak

Kaan Uçak
Ölmem Gerek, Hazırım Da Buna...
6/10
·479 syf.··
2025 11. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 00:01
Rus Edebiyatı'nı kronolojik bir sırayla okuma serüvenimin sıradaki kitabı Ölü Canlar. Önceki okumalarım sırasıyla: #238465083 #271042274 Okuduğumuz kitapların yazarlarının yaşam öyküleri önemli olmakla birlikte, eserlerini değerlendirirken bu önem daha da artıyor. Nikolay Gogol ise yaşam öyküsü ile beni oldukça şaşırtan yazarlardan bir tanesidir. Ailesi tarafından el üstünde tutularak, şımartılarak büyütülülen yazarın yetiştirilme tarzı kırılgan bir kişiliğe bürünmesine sebep olmuştur. Edebiyata olan ilgisi ise birçok büyük rus edebiyatı sanatçısında gördüğümüz üzere Aleksandr Puşkin'den esinlenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Hatta Gogol'ün Puşkin'e olan hayranlığı öylesine büyüktür ki Puşkin ile yan yana gelebilmek için onu takip ettiği, girip çıktığı mekanlarda bulunmak için çaba sarf ettiği ve amacına ulaşana dek bu ısrarlı takibinden vazgeçmediği söylenmektedir. Bu gayretinin karşılığı olarak Puşkin ile bir dostluk kuran yazarın Puşkin'den fikir vermesini istemesi üzerine -bu konularda oldukça cömert olduğu bilinen Puşkin'in de bu isteği geri çevirmemesi ile- yaptıkları fikir alışverişi sonucu Ölü Canlar'ın doğuşu söz konusu olmuştur. Ancak bahsettiğimiz bu kırılgan yapıya sahip olmanın bir sonucu olarak Gogol Ölü Canlar öncesinde yazdığı tiyatro, şiir ve düzyazı metinlerini yakarak yok etmiştir ve ne yazık ki aynı durumdan Ölü Canlar eseri de nasibini almıştır. Yaratılışı itibariyle eser, Gogol tarafından Rusya'nın siyasi, toplumsal ve ahlaki değerlerinin önce olumsuz yönleri üzerinden eleştirisini yaparak ardından da tüm bu olumsuz değerlendirmelerin aksine Rus topraklarında yaşamanın, bir Rus olmanın olumlu yönleriyle devam edecek ve Rusya'nın geleceğine dair umutlu bir portre çizecek şekilde iki veya üç cilt olarak
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Reklam
Çürüme ve yozlaşma
İnsan nasıl böyle küçülebilir, alçalabilir, bayağılaşabilir? Böylesine değişebilir mi insan? Gerçeğe benzer bir yanı var mı bunun? Evet, hem de çok! Her değişim olabilir insanda, her şeye benzeyebilir insan! Bugünün ateşli delikanlısına yaşlılık hallerini gösterecek olsanız nasıl da korkuyla yerinden fırlardı! Tatlı gençlik yıllarından, ileri yaşların sert, katı yıllarına giderken tüm insancıl eğilimlerinizi, duygularınızı yanınıza almayı unutmayın, yolda bırakmayın onları, sonra yerlerinden kaldıramazsınız. Hemen ileride sizi beklemekte olan yaşlılık korkunçtur, hiçbir şeyi geri vermez! Mezar bile ondan daha merhametli, daha lütufkardır, "Burada insan gömülüdür!" diye yazar çünkü mezarın üzerinde; ama yaşlılığın insanlıktan çıkmış soğuk, duygusuz çizgilerinde okunacak hiçbir şey yoktur. ----------------------------------------------------- "Her insanın kendine daha yakın bulduğu bir konuşma türü vardır. İnsan hiç beklenmedik bir anda, ıssız, kimsesiz bir yerde biriyle karşılaşır ve onunla yaptığı iç ısıtan sıcacık söyleşi, yolculuklarında başından geçen bütün tatsızlıkları, geçit vermeyen yolları, geceyi geçirebileceği bir yerinin olmadığı anların tedirginliğini, insanların yalancılıklarını, düzenbazlıkları unutturuverir; o akşam o söyleşi bir daha hiç çıkmayacak biçimde zihnine kazınır. Sadakatli bellek o akşam olan her şeyi bütün ayrıntılarıyla saklar: Başka kimler vardı orada, kim nerede oturuyordu, o unutulmaz sözleri söyleyenin elinde ne vardı, odanın duvarları, köşeleri nasıldı... ve daha nice önemsiz ayrıntı." syf. 403 ----------------------------------------------------- "Gözünü binlerin içinde açan, binlerin içinde yetişen biri bu serveti artıramaz: İstediği her şeye sahip olduğu için, yalnızca birtakım kaprislerin, saçma birtakım heveslerin ardından
Sayfa 151 - İş Bankası Kültür Yayınlar·Kitabı okudu

Kaan Uçak

, bir kitap okudu
6/10
·479 syf.··
44 günde okudu
·
2025 11. kitabı
Nikolay Gogol
7.9/10 · 29,4bin okunma
Aşk ve hakikat
Aşk, sevgiliden uzakta büyür. Bu kanun hiç şaşmaz: Aşkı besleyen sevgilinin kendisi değil, daima hayalidir. Çünkü hayal hakikatten daima daha güzeldir. İşte sevdalının farkında olmadığı hakikat: Sevgilinin hayali daima sevgilinin kendisinden farklı ve sevgilinin kendisinden üstündür. Bu hayali, farkında olmadan sevdalı yaratır ve farkında olmadan, sevdalı, sevgilisinin kendisini değil yarattığı bu hayali sever. Bu hayalin hiçbir kusuru yoktur, fakat sevgilinin pek çok kusurları vardır. Aşık sevgilisinin yerine bu hayali koyduğu için artık onun reel huzurunda bile onu değil, hayalini görmeye başlar. Artık sevgilinin bayağı bir sözünde, adi bir bakışında aşık büyük manalar aramakta ve zihnindeki hayali nüshanın delaletiyle (hayalindeki örneğin yol göstermesiyle) de aradığını kolayca bulmaktadır. Eğer bu hayal doğmadan evvel aşık sevgilisini sık sık görseydi ve onunla beraber uzunca bir zaman yaşasaydı hakikatle bu fazla temas, ona seveceği insanın zaaflarını sezdirecek, bu hayalin teşekkülüne (doğmasına) meydan vermeyecek, aşkın önüne geçecekti.
Sayfa 109 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Aşk
Bizim daima realiteden daha üstün, daha güzel ve mükemmel bir alemin içinde bulunmaya ihtiyacımız var. Çünkü gerçeğin kusurlarından tiksiniyoruz. Kendimizi her fırsatta bütün çirkinlikleri silinmiş bir hülya alemine atmak istiyoruz. Musikide ve şiirde aradığımız budur. Aşkta da bu fırsatı ele geçiriyoruz. Sevgilinin görülmeyen kusurlarını görmemeye, görünenleri silmeye çalışıyoruz. Muhayyelemizde onu kusursuzluğun ideal tipine yaklaştırıyoruz. Bu hayali o kadar çok seviyoruz ki, artık o bizim içimize yapışıyor, gittikçe şuur altının derinliklerine iniyor, yerleşiyor ve realite ile temas ettiği zaman bile bozulmaz bir hale geliyor. Demek ki aşk, bu bakımdan, güzellik, iyilik ve doğruluk ideallerimizin gerçekleşmesi özleyişinden doğan bir ruh halidir. Bu mükemmeliğin tam ifadesini sevgilinin kendisinde değil, hayalinde buluyoruz; çünkü bu hayali, özlediğimiz mükemmelliğe uygun olarak biz yaratıyoruz. Modelini değil, kendi eserini seven bir ressam gibiyiz. Kalbimiz bu hayal içinde mest olup dururken, realite ile temasını kaybetmeye razı olmayan zekamız, sevgiliye giydirdiğimiz sır elbisesini soymaya, onun bütün hakikati içinde görmeye çabalıyor. Kalp ve zeka arasındaki bu savaş, aşk romanlarının çoğunda insan ruhunun en büyük destanlarından biri olarak görünür. Çünkü biz güzeli sevdiğimiz kadar hakikate de meftunuz. Birine kalbimizi kapatırken ötekini anlamak ihtiyacından kendimizi kurtaramıyoruz. Aşkın şiddetli tecessüs ve yalandan nefreti buradan doğuyor. Sevgilinin kusurlarını gizlemek için söylediği yalandan kalbimiz memnundur; fakat zekamız buna isyan ediyor, peşinden kalbimizi de sürüklemeye, hayalinden uzaklaştırıp hakikate yaklaştırmaya çalışıyor. Eğer sevgililer her gün bir arada bulunmazlarsa, aradaki mesafe, zekanın işini güçleştirdiği için kalbin aşk serabını
Sayfa 97 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Reklam