#204064427#222380609
Türk edebiyatının başlangıç dönemi eserlerinden yukarıda yaptığım okumalara bir yenisini daha ekledim. Namık Kemal'in Kıbrıs/ Magosa'da sürgündeyken kaleme aldığı bu roman adı itibariyle "uyanış" anlamına geliyor. Yazar döneminin en büyük sanatçılarından bir tanesi ve yaptığı çalışmalarla çok saygın bir konum edinmiş. Fakat bu romanı benim beklentilerimi maalesef karşılamadı. Yazar romanda ne kadar varlıklı, bilgili ve kültürlü bir insan da olsa kişi, yanlışa saptığında tüm saygınlığını, varlığını bir çırpıda nasıl kaybedebileceğini anlatıyor. Kadına bakış açısı da bu kitap özelinde çok önemli. Dönemin hemen hemen tüm eserlerinde gördüğümüz şekilde kadına toplumdaki bakış açısı, bu eserde de oldukça sığ bir bakış açısı üzerinden ele alınmış.
Bu dönemin eserlerini kesinlikle okumaya değer buluyorum ancak inandırıcılıktan bu kadar uzak bir romantizm düşüncesi okumadan aldığım tadı azaltıyor. Tabi bunu dönemin psikolojik ve sosyolojik şartlarına da yormak gerekiyor ancak netice itibariyle benim için standart bir roman olmaktan öteye geçemeyen bir roman oldu.
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma
Rus edebiyatı resmi olarak Aleksandr Puşkin ile başlar. Puşkin, kısa ömründe yazdığı şiir ve düzyazı eserleri ile Rus edebiyatında büyük izler bırakır, birçok sanatçıya ilham olur. Mihail Yuryeviç Lermontov ise Puşkin'den ilham alan şair/yazarlardan bir tanesidir. Hatta Lermontov'un Puşkin'e olan hayranlığı sıradan bir hayranlığın çok ötesindedir ve hem yaşamıyla hem de ölümü ile Lermontov'un hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Eserlerinde Puşkin'in eserlerinden atıflarda bulunur, düşüncelerini savunur, kendisine bir rol model alır ve Rus edebiyatının "ilk psikolojik romanı" kabul edilecek bu romanını yazarken Puşkin'in Erzurum Yolculuğu adlı eserinden etkilenir. Bu öyle bir rol modelliktir ki, henüz gencecikken, 38 yaşında bir düelloda hayatını kaybeden Puşkin ile ölümleri bile aynı şekilde olmuştur. Lermontov da hayatını kaybettiğinde henüz 27 yaşındadır. İki büyük sanatçının bu kadar erken yaşta ölümü Rus edebiyatı için tarifi oldukça zor, çok büyük bir eksikliktir. Geride bıraktıkları sayıca az olan klasikleşmiş eserlerini okuduğumuzda, yaşasalardı ellerinden çıkabilecek nice büyük eserleri tahmin etmek hiç de zor değildir. Nitekim bize de yalnızca elimizdekilerle yetinmek kalıyor ve yazdığı tek romanı Zamanımızın Bir Kahramanı ile Lermontov çok ama çok büyük bir saygıyı, övgüyü hak ediyor; bu ölümsüz eseri ile bizleri kendisine hayran bıraktırıyor...
Bu kitabın yazıldığı tarih 1838-1840 yılları arasına tekabül ediyor. İncelemeyi yazarken halihazırda okumakta olduğum Türk edebiyatı klasiklerinden İntibah ise 1874 yılında yayımlanmış. Aynı dönemin romanları olması sebebi ile ister istemez bir karşılaştırmada bulunduğunda, karakterlerin sosyolojik yapılarının ne kadar farklı olduğu çok net bir biçimde anlaşılıyor. Dönemin koşullarının farklılığını bir kenara bırakırsak, Türk edebiyatı eserlerini çok
Ve şimdi bu sıkıcı kalede sık sık geçmişi düşündüğümde soruyorum kendime: Kaderin önümde açtığı, beni sakin bir mutluluğun, huzurun beklediği o yoldan niçin gitmedim? Hayır, öyle bir hayat bana göre değildi! Ben bir korsan gemisinin güvertesinde doğmuş, büyümüş bir gemici gibiyim. Onun ruhu fırtınalara, çarpışmalara alışıktır ve kıyıya atıldığında, gölgeli koruluk ne kadar çekerse çeksin onu, dost güneş ne kadar gülümserse gülümsesin ona, canı sıkılır, acı çeker. Kumsalda dolaşır bütün gün, birbiri arkasından kıyıyı döven dalgaların tekdüze uğultusunu dinler, sisli enginlere bakar: Mavi derinlikleri gri bulutlardan ayıran o soluk çizgide, önce bir martının kanadına benzeyecek, ama sonra yavaş yavaş dalgaların köpükleri arasından sıyrılacak ve bu ıssız limana koşar adımlarla yaklaşacak olan umutla beklediği o yelken görünüyor mu diye...