• 168 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    -SPOİLER!!!

    Adeta Black Mirror bölümünden fırlamış bir kitap. Aklıma White Bear bölümünü getirdi. Acaba suçluları cezalandırırken veya onları ıslah ettiğimizi düşünürken suçlulardan daha büyük bir suç mu işliyoruz? Yani amacımız suçun önlenmesi uğruna kişisel egolarımızı tatmin etmek mi?

    Alex karakteri baş karakter. Lex, Latine'de kanun demek. A ise olumsuzluk eki. Yani kanunsuzluğu güzel bir kelime oyunuyla seçmiş yazar Anthony Burgess.

    Kitap 4 gencin hikayesini anlatıyor. Sınıf farkının belirgin olduğu bir yerde lümpenlik yaparak, çalarak, uyuşarak, cinayet işleyerek hayata tutunmalarını konu ediyor. Alex, Georgie, Pete ve Dim sürekli, içinde uyuşturucu madde bulunan sütlerden içerek sokaklarda dehşet saçıyorlar. Yaşlıları dövmek, araba çalmak, evlere zorla girerek tecavüz etmek, mücevher çalmak...Rakip çetelerle kavga da ediyorlar, kan ve vahşet ile tatmin de oluyorlar.


    Aralarında zamanla bir iktidar kavgası başlıyor. Bu mücadelenin olduğu her yerde olduğu gibi bu çetenin arası da açılmaya başlıyor. Alex'e, diğer 3 kişi cephe alıyor.

    Yine böyle bir günde kedileri çok seven bir kadının evine girmeye karar veriyorlar. Liderlik hırsıyla eve girip güç gösterisi yapmak isteyen Alex'e oyun oynayan diğer elemanlar onu polise yakalatıyorlar. Alex girdiği evdeki kadını öldürdüğü için 14 yıl hapis cezası alıyor.

    Aslında hikaye de burada başlıyor desek yeridir. Alex burada iyi biri imajını çizerek, hapishane papazı ile iyi geçinerek günlerini geçirmeye başlar ama en ufak olaylarda şiddet göstermekten de kaçınmaz. Yeni denenen bir tedavi için denek olmaya karar verir. Tedavi Ludovico tedavisidir. 2 yıl hapis yatan Alex'e 14 gün sonra özgürlüğü getirecek bir deneydir. Alex, sandalyeye bağlanır, onun göz kapaklarını tutacak ve gözlerini kırpmasına engel olacak metaller yerleştirilir. Kendisine filmler izletilir. İçinde dehşet sahneleri olan ve istese de izlemekten kaçamayacağı filmlerdir bunlar. Öncesinde kendisine iğne de vurulan Alex, izlediği filmlerden etkilenir, vücudunda olumsuz tepkiler hisseder. Artık birisine vurmak şöyle dursun birisi kendisine vurduğunda dahi diğer yanağını döner. Çünkü savunmak amaçlı saldırsa dahi vücudu tepki verir, izlediği filmler aklına gelir. Kısacası iyiliği seçme hakkı olmadan iyiliğin empoze edildiği karakter olmuştur Alex. Bunu kendisine yapan hükümettir. Suç oranını azaltıp gençleri baskı altına almak isteyen bir nevi 1984 romanındaki Big Brother gibidir devlet. İyilik uğruna kötülük yapan meşru hükümet kendisine olan desteği artırmayı amaçlar.

    Hapishaneden çıkan Alex evde de sürprizlerle karşılanır. Odası bir kiracıya verilmiştir. Burada Kafka'nın Dönüşüm kitabındaki Gregor Samsa geldi aklıma. Tümüyle toplum normlarına uymadığı için dışlanan, kendi ailesi tarafından dahi destek görmeyen bir karakter.

    Daha sonra çok önceden zarar verdiği bir kişi kendisini tanır ve ona dayak atarlar. Polis olay yerine geldiğinde garip bir tesadüf oluşmuştur. Zamanında kavga ettiği karşı çete elemanı ve eski arkadaşı Dim, polis olmuşlardır. Onu bir güzel döverler. Burada da devletin suçu engellemek için suçluyu suçluya kırdırmasını görüyoruz. Yani suçludan tek farkı seçilmiş olmak olan bir hükümet. Kısacası suçu ve kötülüğü belirleyen aslında insanoğlu.

    Polislerden dayak yiyince oradaki evlerden birinden yardım istemek zorunda kalan Alex, buranın önceden tecavüz ettikleri kadının evi olduğunu görür. Adam o zaman Alex'te maske olduğu için onu tanımaz. Alex'in başına gelenleri biliyordur. Aslında amacı onun durumunu kullanıp hükümete zarar vermektir. Onu iyileştirirler. İdeolojilerle, basınla, iktidarı ve muhalefetiyle sadece nesne olduğumuz bir dünya resmedilir. Özne olmaya kalktığınızda mutlaka cezalandırıldığınız bir sistem. Buna dayanamayan Alex intihara kalkışır ama ölmez. Ailesi onu affeder. Zamanla Alex yeni kankalar edinip benzer sarmalar girer. Barış Bıçakçı'nın dediği gibi: ''Hayat tekrarlardan ibaretti çünkü.'' Hatta bir ara eski arkadaşı Pete'ye rastlar. Evlenmiştir.

    Kitap çok güzel. Ludovico tedavisi uygulanan Alex, en sevdiği müzikleri de o filmlerde izler ve bir zaman sonra o filmde gördüğü cinsellikten, insanlardan, duyduğu müziklerden soğur. Güzel şeyler dahi işkence gibi gelir. Aklıma evlendirme programları geldi. Önceden kutsal denen evlilik kurumu bugün gençlerin bir kısmına iğrenç gelebiliyor. Ya da iyi bir spor olabilecek futbol veya marşlar bir kısım medya organı sebebiyle bizde kötü anılar bırakabiliyor. Sadece nesnesi olduğumuz, daha çocukluktan bizi kuşatan toplum normlarına mahkum olduğumuz ve bizi bir nevi Mersault'un yaşadığı bir boş vermişlik hissine götüren dünya. Yerimize seçimler yapan, sadece gücü arzulayan, hislerimize önem vermeyen politikacılar ve onların şiddet aygıtları. Aslında hepimiz suçluyuz ama bazılarımız haklı çıkabilecek aygıtlara sahip. İşkence ettiği için cezalandırılan Alex'e karşılık onu cezalandırdığı halde ödüllendirilen İçişleri Bakanı ve hükümet. Soru şu: Suçluyu ıslah etmek mi yoksa suçluya suçlu gibi karşılık vermek mi? Belki de idamın tartışıldığı şu günlerde tekrar okumamız gereken bir kitap.

    Eylemlerin bir makineymişçesine dayatıldığı bu durumu anlatan romanın adının OTOMATİK PORTAKAL olması şaşırtıcı değil. Doğal bir meyvenin yasalarla, zorbalıkla mekanikleştirilmesinden gelir adı.