Yine de adil değildi. Konuşmak için bir sandalye çekip oturduğum masanın üzerime yıkılması, hayatın yutkunmak isteyip yutkunamadığımda uzandığım suyu elinin tersiyle yere devirmesi, dinlemek istediğim şarkılar kulağıma taktığım kulaklığa zehirli bir yılan gibi dolandığında bir silah misali boynuma sarılması, her açmak için uzandığım kapının ardındaki odanın kanlı canlı anılarını ayaklarıma prangalaması, kendi ölüm metnimi daha hayattayken imzaladığım halde yaşamak için çırpınmak adına karşıma uzandığımda avuçlarımı kanatacak adamlar çıkarması...
Adil değildi.