fark ettim ki okuma listemde çok fazla gerekli gereksiz kitap var. bazen yeni kitap almaya karar verince listemdeki 200 kitabın hepsine teker teker bakıyorum;/ bu nedenle şuan aklıma gelen ve **en
Açlık Oyunları 3. Kitabı beni çok sıkmıştı. Zoraki bitirmiştim. Okuyalı da izleyeli de yıllar oldu ama filmiyle bazı farklıklar olduğunu hatırlıyorum. Yine de hem okuması hem izlemesi ilk iki kitap ve filmde aşırı zevkliydi.
Dorian Gray'in Portresi benim de yıllarca kitaplığımda beklemişti. Ve hep diyorum ki iyi ki de beklemiş. Çünkü okuyayım da bitsin kafasıyla okunacak bir kitap asssla değil. Yoğun olmadığın bir zaman diliminde okumanı öneririm. Daha iyi anlar, hissedersin romanı.
Lordlar ve Varisler heyecanla akan bir kitaptı fakat NG Kabal’ın yer yer zorlayan bir dili var kanımca. Özellikle fantastik bir eser olduğu için ‘ben ne okuyorum şu an’ dediğim anlar olmuştu. Fakat tasarımıyla, kurgusu ve karakterleriyle okurken keyif aldığımı da hatırlıyorum.
Stefan Zweig ‘ın kitapları bir ara vermek, nefes almak gibi hep benim için. Hayatın koşuşturmasında, kısa sürede olsa kendine zaman ayırıp nefes almak istediğinde başvuracağın biri gibi. Klasik okumaya alışmaya aşırı yardımcı biri benim gözümde.
Korku kitabı ise favorim ve mutlaka tavsiye ederim.
Ve son olarak
Şeker Portakalı ise başucu kitabımdır. Dönüp dönüp aynı hislerle tekrar okuduğum eserdir. Çok severim ve umarım sen de seversin.
Çok güzel eserler eklemişsin kütüphanene. Bende minikte olsa düşüncemi eklemek istedim. Çünkü bu tip yorumların okumayı hep çok etkilediğini düşünürüm. Umarım düşüncemde yanılmam. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. ✨🤍
Alıntının belirli şartlar altında doğruluğu olduğuna inanıyorum ben de. Hayatta kontrolümüz dışında yaşanan ve gerçekten kötü olan durumlar vardır. Fakat normal seyrinde ilerleyen yaşamın herhangi bir anından dahi memnun olmayan, sürekli olumsuzu gören hayatların olduğunu da düşündüğümde doğruluğuna hak veriyorum. Olayları nasıl anlamlandırdığımız biraz da bizim bakış açımıza kalıyor.