Puan vermedi·172 syf.··
2025 19. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2025 11:36
Bazı şeyler bir tek bana mı acayip geliyor?” (s.14) Yönetmen olma hayaliyle yola çıkıp, kendini sansürcü olarak bulan bir kurgu operatörünün hayatının kontrolünü kaybetmesiyle, mesleğinin yan etkisi olduğunu düşündüğü tuhaflıklara dair başkarakterin sadece kendine değil, aslında yazarın direkt okura da sorduğu bir sorudur bu, kitabı bitirdiğinizde cevaplamanız gereken… Hem Gabriel Garcia Marquez’in de ifade ettiği gibi, “Kitaplar inanılmak için değil, sorgulamalara konu olmak içindir.” Silinmiş Sahneler güvensiz bir anlatıcının gözünden aktarılan, başı sonu belli olmayan, başkarakterin kafası gibi karışık bir kurguyla tekinsiz bir atmosferde ilerleyen ve tuhaflıklarla dolu bir roman… Bu esere dair analize geçmeden önce, ekseriyetle yazar odaklı* okuma yapan biri olarak, (*Hilmi Yavuz‘un Okuma Biçimleri’nde belirttiği üzere “üç farklı okuma biçimi” vardır: Yazar merkezli okuma [intentio auctoris], metin merkezli okuma [intentio operis] ve okur merkezli okuma [intentio lectoris]. Kısaca okuma, yorumlama ve anlamlandırma uğraşı, ya o metnin yazarının metne verdiği anlamın ne olduğunu (yazarın niyetini) bularak, ya yazarından bağımsız olarak metnin kendi anlamını (metnin niyetini) ortaya koyarak, ya da okurun o metni nasıl yorumladığına (okurun niyetine) bakılarak gerçekleştirilebilir.) kitaplarını okuduğum yazarların öncelikle nasıl yazmaya başladığını, en çok nelerden ve kimlerden etkilendiklerini, eserlerine yansıttıklarının kendi hayatlarında karşılığının olup olmadığını hep merak ettiğimden ötürü, bu hususla ilgili bazı bilgileri paylaşmak
Kitap Simyacıları
Silinmiş SahnelerHakan Bıçakcı · İletişim Yayınları · 0360 okunma
10/10
·64 syf.··
2025 102. kitabı
Bugün müsaadenizle çocuklara hitap etmek istiyorum. Sevgili çocuklar, hazır yaz tatilindeyken atın ellerinizdeki tabletleri, telefonları ve koşun parklara, bahçelere, ormanlara! Ve bu sırada elinizde mutlaka #ağaçlarhakkındaherşey olsun. Çünkü bu kitap bir doğa haritası! Yaprakların fısıltısını duyacağınız, gövdelerin sırlarını öğreneceğiniz, ağaçlarla dost olacağınız bir yolculuk bu. Her sayfası bir serüven: kimi zaman bir ağacın içine giriyor, kimi zaman bir tohumun uyanışına tanıklık ediyorsunuz. Ağaçların sadece yeşil gölgelerden ibaret olmadığını, aslında kocaman bir dünya olduklarını keşfedeceksiniz. @eleo.bar @blonde.pencil ‘ın yazdığı ve @sakan74 ‘un dilimize çevirdiği @yeniinsancocuk kalitesiyle Türk okurlarla buluşan bu rengârenk, bilgi dolu kitap; sizi hem düşündürecek hem de doğanın parçası olduğunuzu hissettirecek. İsterseniz ağaçlara tırmanın, isterseniz yeni bir tane dikin, ama mutlaka bir ağacın gölgesinde bu kitabı okuyun. Kitabın resimleri öyle canlı ki sanki bir kuş sayfanın arasından uçup gidecek, bir sincap kenardan göz kırpacak. Okurken sadece ağaçları değil, toprağı, güneşi, yağmuru, hatta rüzgârı bile daha yakından tanıyacaksınız. Belki bir gün siz de kendi ağacınızı diker, onunla birlikte büyürsünüz. Unutmayın; ekranlar size sadece görüntü sunar, ama doğa rüzgarı, toprağı, kuş sesiyle birlikte bambaşka bir hayatı fısıldar. Hazır yaz sıcağı üzerimizdeyken, elinizde Ağaçlar Hakkında Herşey ile doğada küçük bir kâşif olun. Çünkü en güzel öğrenme, yaşayarak olur. Hadi şimdi derin bir nefes alın… kitabınızı alın… ve ağaçlara kulak verin. #sağliklavekitaplakalın #çocukkitabı #çocukkitaplarıönerisi #çocukkitabıçizimleri #çocukkitabıönerisi #yazınneokusam
Ağaçlar Hakkında Her ŞeyEleonora Barsotti · Yeni İnsan Yayınevi · 20251 okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2025 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2025 18:58
Figüran, Didier Blonde’un Türkçe’ye çevrilen ilk kitabı. Kitabı ilk gördüğüm an ise çok büyük heyecana kapıldım. Çünkü arka kapağında şöyle bir cümle yer alıyor: “1968 Paris’te bir lise öğrencisi olan anlatıcımız bir tesadüf eseri kendini François Truffaut’nun Çalıntı Öpücükler filminin setinde buluverir.” Fransız Yeni Dalgası benim hayatımda çok başka bir noktaya temas ediyor. Kitap her ne kadar Çalıntı Öpücükler setini esas alsa da Godard, Rohmer, Riviette gibi yazarların isimlerine de tanıtımda yer vermişler. Şüphesiz ki bu yönetmenlerin aşka olan bakışı çok daha farklı. İlişkiyi, aşkı ikili diyaloglarla biraz da politik açıdan ele almalarının kitaba yansıdığını düşündüm. Çünkü Figüran en temelinde takıntılı bir aşk romanı. Hemen okumaya başladım ve çok hızlı da bitirdim. Müthiş bir çeviri bu arada su gibi akıp gidiyor. Ama özü itibariyle o kadar beklentimden uzaktı ki kendi kendimi hayal kırıklığına sürüklediğimi düşünüyorum. Arka kapakta Truffaut, Godard ve Rohmer adı geçiyorken nasıl beklentiye girmem ki? Karakter başka bir figürana aşık oluyor ve bir gece Cinémathèque Française eylemlerine beraber katılıyorlar. Ancak sert bir müdahale yaşanıyor, bu durum ise aralarında bir bağ kurulmasına sebep oluyor. Truffaut’un 30. yıl anmasında filmi tekrar izleyen karakter bu kadının peşinde düşüyor. Doğrusu kitabın en heyecanlı yeri bu eylem süreci idi. Asla sıkıcı bir kitap değil. Ama çok başka beklentilerim vardı. Acaba hiç böyle bir tanıtım yazılmamış olsa biz sürpriz şekilde yönetmenler ile karşılaşsaydık her şey daha farklı olur muydu?
FigüranDidier Blonde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521 okunma
6/10
·256 syf.·
2024 54. kitabı
Kitap zengin kız fakir oğlan klişesini bana yaşatmayı vaadediyor gibi başlamıştı, ilk sahneden ben ve esas oğlumuz CeCe'ye karşı gayet önyargılıydık ama ben daha kolay yendim önyargımı. Cece bir gece yangın alarmıyla uyanıyor ve ondan sonra Gabe isimli tam İspanyol kökenleri olan 'Amerikalı İtfaiyeci' ile tatlı set atışmaları. Hikaye genel olarak çok aksiyonlu değil, temel çatışması biz ayrı dünyaların insanlarıyız kuzum klişesi de aslında işlenmemişti, kitaba giren her yeni karakterde işte şimdi bir şey olacak dedim, olmadı. Kitap güzel mi derseniz bu tür için ortalama ama okunur sayfa sayısı az, insanı yormuyor ve akıcı. Kusur olarak dediğim gibi ana çatışma iyi işlenmemiş bir de karakter gelişimi çok az. Bence her tür kitapta önemli olan kitabın başında okuduğumuz kişiyle kitabı bitirirken okuduğumu kişi aynı olmamalı. Hani insan aynaya baktığında değiştiğini anlamaz ama yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafa baktığında değişimi görür bende kitaplarda bunu görmeyi seviyorum. Karakterler her zaman iyi ve mükemmel olmamalı ama biz bir noktadan ötekine geldiğini görmeliyiz. Gabe'in öfke problemleri vardı ama nasıl aştı anlamadık, CeCe'nin babasının ölümü hakkında daha çok şey bilmek isterdim sevdiğim noktalardan biri de bu oldu CeCe her fırsatta babasını andı, gerçek bir yaşam gibi sevdiği birini yüreğinde taşıdı ve bize de bunu gösterdi. CeCe Legally Blonde havasında bir karakterdi ama ondan daha çok ayakları yere basan ve olgun bir karakter resmetti. Kısaca, haftasonu, bir bardak çay ya da kahve eşliğinde gülümseme ile kafanızı dağıtmak için okuyabileceğiniz bir kitap.
Aşkın İlk KıvılcımıK.C. Lynn · Pukka Yayınları · 2024488 okunma
7/10
·280 syf.··
2024 7. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2024 23:53
Bernardine Evaristo “Girl, Woman, Other” adlı romanı ile 2019 yılında Margaret Atwood ile birlikte Booker Ödülü’nü kazandı/paylaştı ve bu ödül Evaristo’yu Booker’ı kazanan ilk Siyahi kadın yaptı. Bu girişten sonra gelelim yazarın diğer kitabına: Beyaz Köle. 2008 yılında yayımlanan ve iki yüz seksen sayfadan oluşan “Beyaz Köle (Blonde Roots)” kitabının konusu okura alternatif tarih kurgusu sunuyor. Afrikalıların efendi, Avrupalıların köle olduğunu düşünelim. Başka bir deyişle kölelerin beyaz, efendilerin siyah olduğunu hayal edelim. Nasıl olurdu tarih? İşte bu sorudan yola çıkarak kitabı beyaz köle Doris üzerinden kaleme almış yazar. Ana karakter Doris, İngiltere’den kaçırılan ve Afrika’da köleleştirilen genç bir kız. Roman boyunca, Doris’in kölelik deneyimleri ve bunun getirdiği olumsuz etkileriyle yüzleşiyor okuyucu. Onun hikâyesi, köleleştirilmiş bir insanın yaşadığı acıları ve zorlukları çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Evaristo, bu alternatif tarih aracılığıyla, kölelik ve ırkçılığın toplumları nasıl şekillendirdiğini, insanların kimliklerini nasıl etkilediğini ve güç ilişkilerinin nasıl işlediğini hatırlatıyor. Okurlara, tarihsel perspektiflerini sorgulama ve insanlığın karmaşık doğasını daha derinlemesine anlama fırsatı sunuyor. Yazarı araştırırken Londra’da başka bir yazar ile söyleşisi olduğunu gördüm. Bilet aldım ve etkinliğe katıldım. Kitabı imzalattım ama yaklaşımı bana hiç iyi hissettirmedi. Umursamaz ve bitsede gitsem haliyle imzaladı :) Bu da diğer kitaplarını okuma isteğimi azalttı doğrusu. Not: Kitabı okurken aklıma mini dizi “Roots” geldi. İzlemediyseniz onu da naçizane öneririm. .
1000 Kitap
Beyaz KöleBernardine Evaristo · Doğan Kitap · 202357 okunma
Dün neysek bugün ondan daha fazlasıyız.
8/10
·512 syf.··
2022 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2022 00:00
Her kime biz neyiz sorusunu yöneltsek alacağımız cevapların en başında insan olduğumuz vurgusu karşımıza çıkar. Tür olarak bir olduğumuz doğrudur, ney olduğumuz kadar ne olduğumuz da önem arzetmektedir. İlk sorunun cevabı hemen verilebilir ancak ne -insan nedir- sorusuyla karşılaştığımız da kafalar karışır ve ortaya çok değişik tanımlar çıkar. Topluluk olarak karakteristik değerler benzeşmesi görülebilir, özyapısal olarak insan kendine özgüdür. Her birey tertemiz doğar ve doğdukları çevrenin ahlak yapısıyla yetişir. Bir bölgede ayıp sayılan bir çıplaklık, insani bir ihtiyaç ya da davranış başka bir toplumda çok normal karşılanabilir. Bu sebeple ahlak değişkendir ve adaletli olan şey ahlaklıdır. Adillikten çıkma ve başka bireylerin alanına girme ahlaksızlığı ortaya çıkarır. Ahlak akılsız başta aranmaz, bir bebeğin yaptıkları ahlak kurullarını bozmaz. Ahlak insanın kendini bilmesiyle ortaya çıkar, kendini bilmek ise insan olmanın en önemli yapı taşıdır. Durum bu olunca bilmenin yükü iyi veya kötüye meyil etmektir ve elbet bu iki teriminde kefareti vardır. Germinal adlı kitabın incelemesinden bir paragraf. #41982435 “Toplum, toplum eleştirisi ve ahlaksız betimlemeler; Ahlakın olmadığı yerde adaletten söz edilebilir miydi? Ahlaktan yoksun bireyler kendi özünden gelen soya sahip çıkmadıktan sonra haklarına nasıl sahip çıkacaklardı? Kenetlenme önce aileden başlamalı silsile ile bütün hanelere, komşulara ulaşmalıydı. Yetişme ve yetiştirilme şartları bireylerin eğitim düzeyleriyle orantılı ilerlemedikçe ahlaktan yoksun kalan biçare bedenler ya haksızlığa boyun eğerdi ya da haksızlık ederdi... Bu hususta ahlakın eğitimden önce gelmesi kişiyi iyi insan eder, topluma yararlı kılarken, ahlaktan yoksun bireylerin eğitimleri ise sadece kendi yararına
İnsan ve Duygular
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
Reklam
Reklam