Sanki sahip olabileceği bir şeymiş gibi kesinlik peşinde koşup durmuştu. Verilemeyen, verildiği zaman da bir hücre haline gelecek olan bir güvence, bir garanti istiyordu.
"Ne bu zırhlılardan, ne bu ordudan, ne sokak başlarındaki bu makineli tüfeklerden korkuyorum. Beni korkutan şey, kendi aramızdaki anlaşmazlıklar, kendi aramızdaki nifaklardır. Bizi asıl bu mahvedecek."
Bu ayrılıktan pişmanlık duymayacağım. Bana daha az vermeye başladığımı gösterdi, sanki ben sana sahipmişim, sen de bana sahipmişsin ve yapılacak başka hiçbir şey yokmuş gibi.