Nur

Puan vermedi·400 syf.··
2024 14. kitabı
Sabah sekizde başlayıp akşam yediye kadar bir solukta okuduğum enfes kitap. Hayalindeki dünya için etrafındaki dünyanın ışıklarını söndüren bedbin ve hodgam KENAN ve öksüz ve yetim kalmış bir kız çocuğu olan LAMİA. Lamia Kenan'la birlikte olduktan sonra onun kendisini sevmediğini ve bunu kendine bir görev olarak gördüğünden onunla evlenmeye mecbur olduğunu düşünmesi üzerine tüm zorluklara ve toplumda yaftalanma pahasına evlenme teklifini kabul etmez. Kitap boyunca ne uysal bir kız diyebileceğiniz şekilde olaylar ilerlerken kendisine evlilik teklifinde bulunan binbaşıya karşı 'demek herkesin zannettiği gibi fena bir kız değilmişim' cümlesi hiç beklenmedik bir şekilde karşımıza çıkıyor. Kendini bu kadar hor görmesi kitabın başlarına atfedilerek Kenan'ın mektubuna bağlanabiliyor. Ancak karakterin bu çelişkili hali okur için sarsıcı oluyor. Kitabın başlarında Lamia, Çalıkuşu Feride'ye benzerlikleriyle (karakter ve yaşantı) dikkatimi çekti. Ancak toplumun yaşantısı, gelenek- görenekleri ve anlayışıyla karakteri de bambaşka noktalarda okuyabiliyoruz. Kitap benim için şu cümleyle başladı. -KENAN: 'BELKİ MESUD OLMAK İÇİN ASIL ÇARE BUDUR: SEVDAYI DUDAKLARDAN ÖTEYE BIRAKMAMAK, ZEHİR GİBİ KALBE İNMESİNE MEYDAN VERMEMEK.' Ve yine Kenan'ın şu sözleriyle sona erdi. 'FAKAT BİR ŞAKA, BİR YALAN, BİR EĞLENCE GİBİ BAŞLAYAN BU SEVDA BİR GİZLİ ZEHİR GİBİ DUDAKLARIMDAN KALBİME İNDİ. BEN BU ÇOCUKLA MESUD OLABİLECEKTİM. YAZIK.' Yani kitap KENAN ve LAMİA'nın aşkını değil. Lamia'nın travmalarını anlatıyor desek çok yerinde olacak. Okunması gereken şahane bir kitap.
Kitap Alıntısı
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·100 syf.··
2022 19. kitabı
Çok kısa bir düşünce paylaşacağım. Bir inceleme olmayacak bu. Belki de kendime bir not… Kitapta istemediği bir hayatı yaşayıp, kendisini aksine inandırmaya çalışan, yıllarca oyalandıktan ve kendini yıprattıktan sonra, belki ilk kez gerçekten sarhoş olacakken ölümle sarsılan ve ağrılar içinde günlerce kıvranan bir adam bahsi geçen. Ardından yalnızlık, çaresizlik, nefret ilk kusulan duygular oluyor. Ama artık ölüm geldiğinde neyin önemi var? , Daha da acınası bunun artık bir önemi var mı? Son ana kadar inkar ettiği hakikati halbuki bütün ömrü boyunca içinde taşımıştı. Gerçeğin üzerini örtmek için harcadığı enerji, perdeyi yerine asarken ki iştahı ve hasta olduğunu öğrendikten sonra yaşadığı duyguların birbirine bu kadar zıt oluşu. Muntazam ve incelikli karakteriyle oluşturduğu dağ bir gün dayanamadı ve patladı. Kısacası ben İVAN İLYİÇ’ İ ÇOK SEVDİM.
Kitap
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202260,9bin okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2022 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2022 16:02
Beğenerek ve keyifle okuduğum bir kitap. Yakın zamanda mitolojiyle alakadar olmak istemiştim ve bu kitapla giriş yaptım çok doğru bir yerden başladığı düşünüyorum. Kitapta Dan Brown tadı almam efsaneydi. Okuduktan sonra Berlin’e gitme ve Zeus Altarını görme isteği uyandırdı bende. Mitolojiyle polisiye harmanı muhteşem bir kitap. Katili erken tahmin etmemem de beğenmem de büyük etkili oluşturmuştur. Kitap boyunca herkesten hatta polis memuru Tobias’ tan bile şüphelendim Kitap bölüm bölüm yazılmış. Bir bölüm dehikaye anlatılırken ardından gelen diğer bölümde Zeus’ un ağzından anlatılmış mitolojiyi okuyorsunuz. Zeus’un ağzından yazılmış bu bölümler çok ilgi çekiciydi. Tek sıkıldığım nokta ırkçılık üzerine fazla yoğunlaşmasıydı. Baş komiserin Türk’üm değil de Türk kökenliyim demesi ve sürekli Türkler gibi değilim demesi pek hoşuma gitmedi. "baba kötüyse, korkaksa, sevgisizse, şefkatten yoksunsa, bir çırpıda çıkarıveriyorsa evlatlarını gözden, hiç iyilik beklemeyin o çocuklardan. ...ama korku bazen kör ediyor hem aklı hem yüreği. kınadıklarımıza dönüştürüyor bizi, zorlu savaşlarda yendiklerimize, hayatımızı cehenneme çeviren seleflerimize." sözleriyle incelememi sonlandırmak istedim.
Kitap
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2022 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2022 21:11
Atatürk'ün okunmasını tavsiye ettiği bu kitabı okumalı herkes. Muhteşem..... BM Finlandiya eğitim sistemini en iyi olarak tanımlıyor. Ülkede okur yazarlık oranı %100. Kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla Avrupa’ da ilkler arasında. Endüstriyel, laboratuvar ekipmanlarda, iletişim teknolojisinde dünya liderlerinden biri. Yüksek yaşam standardına sahip bu ülkenin kuruluş hikayesinden alınacak birçok ders var. Devlet düzeninin bir zamanlar anlamı artık tedavülden kalkmış olan o köhnemiş temelleri ve halkın eski yöntemlerle idare etme şekilleri artık işlevini yitirmişken yaşanan yeniden doğuş. Devletin gücünü, ülkenin refahını ve ulusun onurunu bağımlı olduğu bir diğer ülkenin ellerine bırakan fakir ülke, FİNLANDİYA. Aslında bu olguların vatandaşların iradesine bağlı olduğu gerçeğini göz alıcı ve ikna edici bir şekilde okuyoruz kitaptan. Avrupa’nın en kuzeyinde bulunan iki milyonluk nüfusa sahip bu ülke sert iklimine, verimsiz topraklarına, halkının hiçbir zaman bağımsız bir devlet yaşamı sürmemiş ve hep komşu ülkesinin yönetimi altında yaşamış olmasına rağmen bu verimsiz ve bataklık topraklarda beyaz zambaklar açtırmışlardır. Kitapta Fin halkının tarih yaşamında iki önemli koşulun dikkat çektiği üzerinde durulmuş. Birincisi, bir halk olarak Finlerin 1917 Rus Devrimi’ne kadar hiçbir zaman bağımsız bir devlet deneyimine sahip olmamasından. İkinci olarak, hiçbir zaman kendi halk kahramanlarının olmamasından dolayı sahip oldukları yüksek kültürün kendi başarıları olduğunu açıkça ispatlar. Rusya’nın Finlandiya’ya ihtiyacı vardı. Çünkü Finlandiya’nın sınırı Rusya’nın başkenti olan Petrograd’ a çok yakındı. Bunun karşılığında kendi kültürlerini özgürce geliştirme şansı bulacak olan Finliler Rus yönetimini tercih ettiler. Ülke de askerlerden din adamlarına, köylülerden
Hayat ve İnsan
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,5bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2021 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 23:04
Ebedi dönüş kavramıyla başlayan eser dört ana karakter üzerinden düşünce yapıları, içsel sorgulamalarla ve aile ilişkilerinin ele alınışıyla akıp gider. Thomas; cinselliğin, doyumsuzluğun, umursamazlığın, çokeşliliğin ve arayışın simgesiydi. Teresa; anaçlığın, sadakatin, kırılganlığın ve tekeşliliğin vücut bulmuş hali. Roman boyunca bu iki uslanmaz karakterin iç çatışmaları yoğunluktadır. Arka planda ise Çekoslovakya'nın Rusya'nın işgali altındaki dramına şahit oluyorsunuz. Kitapta en çok beğendiğim cümle ise açık ara 'Tek bir yaşamımız olduğundan tutkumuzun peşine düşsek mi? düşmesek mi? bunu sınayacak deneyler yapamayız.' oldu. Ve Teresa'nın şu cümlesi eminim herkesin aklında yer etti. 'Hayat benim için çok ağır ama senin için çok hafif. Ben katlanamıyorum bu hafifliğe, özgürlüğe. Yeterince güçlü değilim ve güçsüzlerin ülkesine geri dönüyorum. Prag'da sana sadece aşk için muhtaçtım. İsviçre'de ise her şey için.' 'Eminim başka bir şey de anlatıyordu ama ben yakalayamadım!' hissi ile beraber ciddi bir konsantrasyon gerektiren bir kitaptı benim için. Bunun haricinde gerçek zaman ve olay geçişlerini çok beğendim. Anlamlı bulduğunuz cümleleri tekrar tekrar okumak için altını çizmek gibi bir alışkanlığınız varsa kalem elinizden düşmeyecektir. Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiVarolmanın Dayanılmaz Hafifliği Milan KunderaMilan Kundera
Edebiyat
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Reklam