zamanın lineer akışına hapsolmuş insan aklının, sonsuzluğun o her şeyi kuşatan "şimdi"sine bakma çabasıdır. Boethius, haksız yere hapsedildiği hücresinde kaderine isyan ederken, Felsefe Hanım ona Tanrı’nın evreni bir tren rayı gibi izlemediğini, aksine tüm zamanı tek bir "ebedi an" içinde gördüğünü hatırlatır. Bu bakış açısına göre; Tanrı’nın bir şeyi "önceden" bilmesi, o şeyin meydana gelmesini zorunlu kılmaz; tıpkı bizim bir adamın yürüdüğünü o an görmemizin, adamı yürümeye mecbur bırakmaması gibi. Tanrısal öngörü, evrenin başıboş bir kaos değil, akli bir düzen ve sevgiyle örülü bir plan olduğunu savunur. Kitabı okurken, trajedinin ve acının içinde bile bir "anlam" arayan insanın, kendi cüzi iradesini ilahi iradenin o muazzam panoramasına yerleştirerek nasıl huzur bulabileceğine şahit olursunuz. Bu inceleme, kaderin bir zincir değil, özgürlüğün içinde hareket ettiği devasa bir sahne olduğunu kanıtlar.