Puan vermedi·68 syf.·
2026 4. kitabı
Sevgi bazen kavuşmak değil; beklemek, hatırlamak ve sessizce taşımakmış. Kitap, aşkın güzelliği kadar insanı nasıl tüketebileceğini de anlatıyor. Üstelik aşkın, -bana göre- hiç olmaması gereken bir yerde ve biçimde anlatıldığı bir hikâye bu. Sevmeyi beklemek sanmanın acı sonu, yitip giden bir ömür; sevmeyi hatırlamak sanmanın acı sonu, her şeyden uzak, bomboş, yenilenmemiş bir hayat. Kitabı bitirdiğimde geriye en çok bu hüzün kaldı bende. Tanıdık ama kurtulabildiğim bir hüzün.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
Teması aşk ve cinsel kimlik karmaşasından ibaret olan, hiçbir öğretici ve eğitici yanı olmayan bomboş bir kitap. Kitapta insanı derinden etkileyen bir olay yok. Yazarın üslubu sade ve anlaşılır olmasına rağmen yarıya kadar zor dayandım. Bu zamana kadar açık ara okuduğum en sıkıcı kitaptı. Yarım bırakmak zorunda kaldım. Bu kitabı okumakla zaman harcamak yerine daha faydalı eserler okunabilir. Milan Kundera'nın okuduğum ilk kitabıydı. Bu kitabından sonra başka bir kitabını okur muyum bilemiyorum.
Yaşam Başka YerdeMilan Kundera · Can Yayınları · 2015579 okunma
Reklam
Puan vermedi·240 syf.··
2026 36. kitabı
Sevemedim. Çok şaşırtıcı. Bir Hükümenoğlu romanını… Nerede “Harika Bir Hayat” kitabındaki kalem… Ne yaptınız böyle Hikmet bey? Bu kadar sığ bir metini kendisine konduramadım. Eli bomboş kalmış bir ana karakteri okuyoruz sayfalarca. Ne o yolcu gemisinin lükslüğü ne de o gemide yaratılmaya çalışan gizem geçiyor. Son turunu yapan sessiz gemide bir gerilim yaratılmaya çalışılıyor ama olaylar havada kalıyor. Bir anda mutlu son, kurtuluş geliyor. O gizem puf oluyor. Tam gerilecektim, ne oldu? Konusuna gelirsek Hikmet Bey, eşi Merve ve asistan Murat ile beraber Efes gemisinde İstanbul’a dönüş yolunda olan bu üçlünün arasındaki sırları keşfediyoruz. Zira Murat ile Merve lisede can ciğer kuzu sarması olmuş iki sevgiliyken yollar seneler sonra bu ikili birbirine tekrar denk gelince hikaye şekillenmeye başlıyor. Murat’ın o sıralarda hali içler acısıdır. Merve’nin teklifiyle Murat, bu ailenin evinde de kalarak Hikmet Bey’in romanlarını yazmasına yardımcı asistan olur. Zira, kendisi eskiden öyküler yazan bir genç. Bir yerden sonra Murat, Hikmet Bey’in emek hırsızlığı yaptığını söyleyerek kitaplarına Murat’ın cümlelerini eklediğini söyler. Yeni çıkacak kitabı üzerinde çalışan bu ikili yeni bir hikaye oluşturur. Hikayedeki ana karakterler geçmişteki Murat ve Merve’dir. Hikmet Bey’in aralarında geçmişi ilişkiyi anlaması için oyun oynamaya çalışan Murat ava giderken avlanır. Konusu bölük pörçük. Hikmet bey, kitabında da açıkça belirttiği gibi boşlukları okura bırakıyor. Tanrısal bakış açısını bizim de sahiplenmemiz gereken bir kurgu ve kesinlikle zayıf bir olay örgüsü. Bir yerden sonra sıkılıp sonunda bir şey olsun da fikrim değişsin hissiyle okusam da yok sonu da tatmin etmedi. Şunu da eklemeden geçemeyeceğim şu tarz kitapları şu kitle; bu tarz kitapları bu kitle okur gibi
47 Numaralı KamaraHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 2026212 okunma
Maskelerin Arkasındaki Hüzün: Zamanın ve Dostluğun Anatomisi
Puan vermedi·755 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:29
​Üç Silahşörler denildiğinde çoğumuzun aklına gelen ilk şeyler; parıldayan kılıçlar, saray entrikaları, macera ve o meşhur Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için! sloganıdır. Ancak sayfaların derinliklerine indikçe, bu hareketli tablonun arkasında aslında çok daha buruk, insanı kendi hayatındaki kayıplarla ve zamanın acımasızlığıyla yüzleştiren hüzünlü bir melankoli yatar. ​Alexandre Dumas, her ne kadar bizi Paris’in hareketli sokaklarında koşturup dükalıklar arası savaşlara sürüklese de, kitabın asıl ruhu yavaş yavaş kaybolan gençlik ve sadakatin ağırlığıdır. ​D’Artagnan, cebinde birkaç kuruş ve babasının verdiği nasihatlerle Paris’e ilk geldiğinde saf, hırslı ve hayat doludur. Ancak hayat, ona kahramanlığın bedelini çok ağır ödetir. Yolunun kesiştiği üç silahşör ise aslında hayattan darbe yemiş, her biri kendi geçmişinin gölgesinde yaşayan yaralı ruhlardır. Aramis kilise ile dünya nimetleri arasında sıkışmış, Porthos gösterişin arkasına yalnızlığını gizlemiş, Athos ise geçmişin en ağır ve karanlık hayaletiyle (Milady) kalbini mühürlemiştir. ​ ​Kitapta beni en çok sarsan, o şen şakrak macera havasının altındaki derin hüznü hissettiren anlar ve alıntılar oldu: ​İnsanlar ancak istedikleri zaman, o da sadece bir an için genç kalabilirler; sonra yaşlılık kendi soğuk zincirlerini üzerimize geçirir. ​Dumas bu cümlesiyle, dördünün arasındaki o kusursuz bağın bile zamanın yıkımına karşı koyamayacağının sinyalini verir. Birlikte savaşan, birbirleri için canını feda eden bu dostlar, aslında zamanın akışına karşı çaresiz bir direniş göstermektedir. Hayatın getirdiği sorumluluklar, siyasi oyunlar ve kişisel trajediler, o hepimiz birimiz için ruhunu yavaş yavaş bir hatıraya dönüştürür. İnsanın içini burkan da budur: **En kusursuz dostluklar bile zamanın soğuk
1000Kitap
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma
“Büyümek”
7/10
·192 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 01:43
“Söz sessizlikte, ışık karanlıkta, yaşam ölürken; bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca,” Kitabımız, Yerdeniz takımadalarında yaşayan ve gerçek adı Duny olan, sonradan Ged adıyla tanınacak genç bir büyücünün hikâyesini anlatır. Olağanüstü yeteneklere sahip olan Ged, gençliğinin verdiği kibir ve hırsla kontrol edemediği bir büyü yapar ve dünyaya karanlık bir gölge salar. Gölge olarak betimlenen bu karanlık gücün de aslında Ged’in kendi içinde yarattığı bir imgelemden ibaret olduğunu anlıyoruz. Hikâye ilerledikçe Ged’in karşılaştığı en büyük tehlikenin dış dünyadan değil, kendi içinden kaynaklandığını görüyoruz. Bu yönüyle kitap, bir büyücünün macerasından çok bir karakterin olgunlaşma öyküsüdür. Aslında hikaye, yalnızca büyücülük öğrenme sürecini değil, Ged’in kendi hatalarıyla yüzleşmesini ve olgunlaşmasını konu alır. Yerdeniz Büyücüsü, her ne kadar Harry Potter havası verse de anlatılmak istenen çok farklı. Kitap, fantastik bir hikayeden çok bir insanın kendi hatalarının farkında olması gerektiğine ve insanın kendi ile olan içsel savaşında başkalarının değil sadece kendisinin öz çabasına ihtiyaç duyulduğuna odaklanıyor. Bu bağlamda monoton ve aksiyonu eh işte diyebileceğimiz bir okuma duygusu veriyor. Ama farklı ve ütopik bir orta dünya sunan bu eser, seri olmasının da verdiği coşkuyla Adalar diyarında neler olacağına dair merak bulutlarını üstümüzde gezdiriyor. Keyifli okumalar…
Düşünce
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
Popüler Kültürün Şişirdiği Bir Balon; Damızlık Kızın Öyküsü…
5/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 19:41
Margaret Atwood'un yere göğe sığdırılamayan başyapıtı(!) Damızlık Kızın Öyküsü, totaliter rejim, toplumsal cinsiyet rolleri ve dinin manipülasyonu gibi konuları odağına alıyor. Yazar, romanda kurguladığı hiçbir dehşet verici uygulamayı sıfırdan uydurmadığını; hepsinin 17. yüzyıl Püriten Amerika'sı veya yakın tarihteki diktatörlükler gibi insanlık geçmişinde zaten yaşandığını belirtiyor. Kitapta Gilead rejiminin sınıf sistemi, kadınların renk kodlarıyla kategorize edilerek nesneleştirilmesi hatta ana karakterin isminin bile elinden alınarak bir erkeğin mülkü (Of-Fred / Fred-inki) haline getirilmesi gibi düşünceleriyle kitabı çarpıcı kılıyor diyebilirim. Gelelim kitabın neden şişirildiğini düşünme sebeplerime… Fikirlerin çarpıcı olması, kitabın edebi açıdan kusursuz olduğu anlamına gelmiyor. İşte tam olarak bu noktada, eserin parlatıldığı kadar güçlü olmadığını gösteren ciddi eksiklikler barındırdığını düşünüyorum. ** Fredinki (Offred) kesinlikle klasik bir distopya kahramanı değil. Bir distopyadan sisteme aktif olarak başkaldıran, güçlü veya karizmatik bir figür beklediğimizde bu kitap büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Karakterin sadece pasif bir gözlemci gibi olayları yalnızca anlatıyor olmasının sürükleyiciliği ciddi anlamda engellediğini düşünüyorum. Bana göre edebi bir eserde sarsıcı bir fikir bulmak, işin çok küçük bir dilimini kaplıyor. Kalan büyük bir yüzdelik ise o fikri güçlü karakterlerle, sürükleyici bir olay örgüsüyle ve tatmin edici bir sonla işlemeye kalıyor. Damızlık Kızın Öyküsü iyi bir fikre sahip olmasına rağmen, olay örgüsü ve aksiyon barındırmadığı için bir romandan ziyade uzun bir "durum tasviri" gibi kalıyor. Bu sebeple "Ee, şimdi ne olacak?" beklentisi kitap boyunca cevapsız kalıyor. ** Ben bir distopya okurken sistemin kökenlerini,
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
Reklam
Reklam