Ellerin, yaralı bölgenin üzerinde ama ona dokunmadan, yukarı ve aşağı hareket ettirilmesinin bacağa sağlıklı halinin biçimini kazandırmak için yapıldığı anlatıldı. Bu yöntemle iyileşme aşamasında hiçbir şişme görünmüyordu. Şifa adamı, kemiğe sağlıklı halini anımsatıyordu. Bu yöntemle kırılan kemiğin otuz 30 yıldır yaşadığı yuvadan fırlamasına neden olan kırığın yarattığı şok hali unutturulmaya çalışılıyordu. Sözün özü, kemikle konuşuyorlardı. Sonra, bu durumda yer alan öteki üç başrol oyuncusu -Şifa Adam ayak ucunda, Şifa Kadın yanı başına diz çökerek ve hasta da toprağın yüzeyinde sırt üstü uzanarak- doğaya benzettiğim bir söylem tutturdular. Şifa Adam her iki belini hastanın ayak bileklerine doladı ama ne sıkıca tutuyor ne de çekiyordu. Şifacı Kadın aynı işlemi dizlerin çevresinde uyguluyordu. Her biri, ötekinden farklı bir makamda söylüyordu şarkısını. Derken bir noktada tek bir ses olup aynı anda bağırarak bir şeyler söylediler. Elleriyle herhangi bir zorlama veya bir çekme hareketi yapmadılar ama dışarı fırlamış olan kemik ansızın eski yerine giriverdi. Şifa Adam yaralanan bölgedeki deriyi bir araya topladı ve her zaman boynunda taşıdığı boru biçimindeki çıkını açmaya başlayan Şifacı Kadın'a baktı. Haftalar önce Şifacı Kadın'a kadınların aylık adet kanamalarına karşı ne kullandıklarında sorduğumda bana samanlar, kamışlar ve kuş tüylerinden yapılmış petler göstermişti. Ondan sonraki günlerde bazı kadınların bu gereksinimlerini karşılamak için gruptan ayrılıp tek başına çöle girdiklerini gözlemlemiştim. Kirli yapraklar, dışkılar gibi toprağa gömülüyordu. Ne var ki bazen de çölden dönen kadınlar avuçlarında taşıdıkları bir şeyi Şifacı Kadın'a veriyorlardı. Bu çıkanın çevresi benim ayaklarımı, yanık tenimi, yaralarımı iyileştirmek için kullandığı şifalı yapraklarla
Sayfa 115 - Dharma Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İskenderiye o zamanlar da şimdiki gibi dünyanın asıl kültür merkeziydi, tıpkı Roma'nın dünyanın siyasi merkezi olması gibi; Mısır geleneklerine saygı duyduğunu göstermek isteyen Germanicus şehre sade Yunan kıyafetiyle, yalın ayak ve muhafızsız girdi. İskenderiye'den ayrılınca Nil'in yukarı kısmında gemiyle ilerleyip piramitleri, Sfenks'i, eski başkent Teb'in devasa harabelerini ve Memnon'un büyük taş heykelini ziyaret etti; göğsü boş olan bu heykel şafak sökerken şarkı söylemeye başlar, çünkü boşluktaki hava güneşin doğmasıyla birlikte ısınınca yükselir ve boru şeklindeki boyundan geçer.
Sayfa 297·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"İnancı güçlü olan orduları yenmek zaman alır Çoga... Sadece zaman ."
Sayfa 111 - Panama Yayınevi·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Kral Arne ordusuna doğru yürürken Vadim' e döndü. "Neyine güveniyor bu adam?" "Savaşçılarının gücüne Kral'ım!" Arne atının önüne gelince bir anda durdu. "Savaşçı mı? Şu ardımdakilere bir bak Vadim! Freda ve Randall gibi en iyi iki savaşçı ordumun başında. Başka bir şeyden güç alıyor olmalı!" "Gökten Kral'ım." Hepsi atlarına bindiklerinde Kral, "Gökten mı?"dedi bu karşılığı saçma bularak. "Evet , gökten. Göğün, onların doğduğu yer olduğunu kabul ederler. Tengri, onların yanındadır ve kendilerini onun orduları olarak görürler. Gök, onlara yol gösteren ve haber verendir."
Sayfa 110 - Panama Yayınevi·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Biz kurdu da çakal sürüsünü de ayırabiliriz.
Sayfa 109 - Panama Yayınevi·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Biz kurtlarla yol alanlarız.
Sayfa 109 - Panama Yayınevi·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı