Tasalanma..
Sen çok fazla şey ve çok az şey gördün, tıpkı senden önceki tüm insanlar gibi..
Çok fazla ağladın, belki de çok az, tıpkı senden önceki tüm insanlar gibi..
Pek çok acıya katlandın, senden önceki tüm insanlar gibi, istemeyerek.
Tasalanma..
Her şey boşuna olmuş olacak, tıpkı senden önceki tüm insanlarda olduğu gibi. Tamamen olağan bir hikaye..
‘Tasalanma. Sen çok fazla şey ve çok az şey gördün, tıpkı senden önceki tüm insanlar gibi. Çok fazla ağladın, belki de çok az, tıpkı senden önceki tüm insanlar gibi. Belki çok fazla sevdin ve nefret ettin. Sonra senin bir parçan öldü, tıpkı artık sevemeyen ya da nefret edemeyen diğer insanlarda olduğu gibi.
Pek çok acıya katlandın, senden önceki tüm insanlar gibi, istemeyerek. Bedenin çok kısa süre sonra senin için usandırıcı olmaya başladı. Onu hiçbir zaman sevmedin. Bu senin için kötüydü ya da iyiydi, çünkü sevilmeyen bir bedene ruh da artık pek bağlanmaz. Peki, ya ruh nedir? Muhtemelen sen hiçbir zaman bir ruha sahip olmadın, sadece aklın vardı, o da duyguların düşünmüyordu. Yoksa orada bazen başka bir şey de mi vardı? Belli anlar için? Çançiçeklerine ya da kedi gözlerine bakarken ve bir insan için ya da belirli taşlar, ağaçlar ve heykeller için duyulan kederde; büyük Roma şehrinin gökyüzündeki kırlangıçlar için.
Tasalanma.
Bir ruhla donatılmış olsaydın bile, o ruh derin, rüyasız uykudan başka bir şeyi arzu etmez. Sevilmeyen beden artık acı çekmeyecek. Kan, et, kemikler ve deri, hepsi ufacık bir kül yığını olacak, beyin de nihayet düşünmeyi bırakacak. Bunun için, varolmayan Tanrıya şükürler olsun.
Tasalanma. Her şey boşuna olmuş olacak, tıpkı senden önceki tüm insanlarda olduğu gibi. Tamamen olağan bir hikaye.’
Marlen Haushofer’in 1970’te ölmeden önce kaleme aldığı son metin..