“…
Demek kültürlü… Bu kültür de bir acayip şeydir ya… Gazetelerdeki,dergilerdeki evlenme ilanlarında okumuşsunuzdur; boyacı çırağından emekliye kadar hepsi de kültürlüsünü arar.”
Değerin özelliği, gerçekten de, yaşama göre belirli bir iş ev üstlenmesi ve adeta ona kendi mührünü vurmasıdır. Nesnel belgeler halinde kayda geçirilmesi pek mümkün olmayan, ama buna rağmen inkar edilemez bir deneyim burada en kesin tanıklığı sunar:
Yaşamımı, içinde yüce bir değerin "söz konusu olduğu" bir davaya adamışsam, bu değerin kendisi yaşamıma öyle bir kutsama kazandırır ki onu tarihsel dalgalanmaların ötesine taşır. Yine de değerin çevresinde çoğalan her türlü yanılsama ya karşı uyanık olmak gerekir: Sahte değerlerde sahte fikirler kadar canlıdır. Müşterisi için çalışan bir boyacı, kendini sanatın hizmetinde olduğuna inandırsa bile, hiçbir şekilde "kutsanmış" değildir; elde ettiği somut başarılar bizi yanıltmamalıdır.
"Umut bey, dedi. Size bir sorum var."
"Buyrun."
"Bazı insanlar aç, bazı insanlar tok... Mesela ben açım. İnci de aç. Boyacı Ahmet de aç."
...
"Evet?" dedi Umut.
"Niye bazıları aç da bazıları tok? Sen yüksek okullarda okuyorsun. Bilirsin."
Domatesin Osmanlı topraklarına ne zaman geldiği tartışmalıdır. Bazı kaynaklar ilk defa “ kavata” isimli yeşil bir domates cinsinin Sultan Dördüncü Mehmed’in tayinat defterinde, sultanın günlük yiyecekleri arasında geçtiği yazar.
bir şehir genişleyip, surların dışına taşar sa, taşmaya başlarsa, ilk önce şehrin simgesine en fazla zarar veren unsurlar dışarı çıkartılırlar. Örneğin, ortaçağın sonların da endüstrinin gelişmesi sonucu genişleyen ve surların dışına taşan şehirler, önce derici, boyacı gibi ağır kokulu ve pislik ya ratan meslek dallarını dışarı atmışlardır. Ama bu şehir endüst rileşip ticaret ağlarının içine girerse, kapıların dışında ticari ve endüstriyel bir mahalle oluşur ve buna burgus (burç) adı verilir.
Burada oturanlara da burjuva. İşte, tarihin garip cilvelerinden biri olarak, ortaçağ şehrinin kapının önüne koyduğu burjuva, 16.yüzyıldan itibaren başlayan ve sanayi devrimi ile zirvesine çıkan bir süre içinde, en kentli unsur haline gelmiştir. Kapının önüne konulmanın bedelini, kentin kalbini fethederek ödetmiş ve bu fethini damgalamak ve mühürlemek üzere kent kapılarını ortadan kaldırmıştır. Burjuvazinin kenti kapısızdır, her gelene açıktır, çünkü denetim artık kapılarda değil, iktisadi mekaniz maların içinde yapılmaktadır.