MÜSLÜMAN KAVMİYETÇİLİK YAPAMAZ!..
Şunu kabul ediyorum: Böyle meselelerde kalem oynattığı hâlde "Kürtçülük" suçlamasına maruz kalmamak mümkün değildir. Ben de zaman zaman böyle ithamlara maruz kalıyorum. Yapacak bir şey yok. Fakat tekrar tekrar beyan etmekte beis görmem: Bence Müslüman Türkleri sevmek imândandır! İslâm'a büyük hizmetleri olmuştur. Hiçbir başka eyledikleri sayılmasa küffarın ağzına oturup onlarla bin sene cihad edişleri bile ümmetin onları senâ ile anmasına yeter. Ancak, dikkat buyurunuz, bu dahi bize "hakikatle oynama hürriyeti" vermiyor. Eğer böyle bir hak olsaydı, Aleyhissalâtuvesselâm Efendimizin içlerinden çıkışından dolayı, önce Arapların olurdu. Yâni onlar milel-i saireyi kendi milliyetlerinde garketmek/kaybetmek hakkını kazanırlardı. Cenâb-ı Hakîm böyle dilememiştir. O yüzden Araplar neseb işinde hassasiyet güderler. Herkesi kendi nesebine nisbet ederek anarlar. İslam tarihi boyunca yetişmiş ulemanın mübarek şecerelerine baktığınızda herkes yerli yerindedir. Arabîsi "Arabî"dir. Türkîsi "Türkî"dir. Kürdîsi "Kürdî"dir. Kaynaklarda bunlar mümkün mertebe zaptedilip tarihçe olarak sunulurlar. Bir de ulemayı bu şekilde nesebiyle birlikte bilmenin şöyle bir hikmeti vardır: O ulemaya muhabbetiniz sizi neseblerine/kavimlerine dönük de bir muhabbete götürür. Sözgelimi: Selman-ı Fârisî radyallahu anhı andığınızda "Fârisî" demek kalbinizi de dilinizle beraber terbiye eder. "Farslılara ırk üzerinden düşmanlık gütmemek" üzerine şekillendirir. __Yıllar önce "Bediüzzaman neden Muhammed-i Arabî (a.s.m.) diyor?" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Orada merhum Esad Coşan Hoca'nın aktardığı bir hadisi zikretmiştim. Yerinden alıntılayayım: "Efendimiz (a.s.m.) Selman-ı Farisî'ye (r.a.) buyuruyor: "Ya Selman, bana kızma, yoksa dininden kopar gidersin." Hz. Selman (r.a.) bu emir
Bediüzzaman Said-i kurdi
Şemdin Sakık'ın yazdığı Apo kitabı..
Hürriyet Kelebek eki #HürriyetGazetesi #kelebekeki Güncelleme Tarihi: Ocak 07, 2005 00:01 * 'Önderlik isterse jakuziye gireceksin' * "Öcalan'ı mutlu etmek görevinizdir. Ona seksi görünecek, onunla yüzeceksiniz. Hanginizi isterse onunla yatacaksınız." Bu itiraflar müebbet hapse mahkum #PKK elebaşısı #ŞemdinSakık'ın yazdığı Apo kitabında yer aldı. * KADIN MİLİTAN ANLATIYOR" Ona namuslu kadın gibi yaklaşmayın. Sizin her şeyiniz onundur. O hepimizin sevgilisidir. Ona seksi görünmeyi ihmal etmeyin, bazen hepinizle, bazen de birinizle birlikte olmak isteyebilir. Onunla jakuziye girip yıkanmasına yardımcı olacaksınız. Hanginizi isterse onunla yatacaksınız. "ÖMÜR boyu hapse mahkum edilen PKK’nın eski elebaşlarından #ŞemdinSakık’ın ‘#Apo’ adlı kitabı çıktı. Hangi yayınevinin bastığı belli olmayan kitapta, Şemdin Sakık, #Öcalan’ın #Şam’daki evinde uzun süre kalan ve ardından #Bitlis kırsalında öldürülen #Tekoşin adlı genç kızın anlattıklarını şöyle anlatıyor: ‘Öcalan’ın #Şam’daki evinde uzun süre kalan ve ardından Bitlis kırsalında öldürülen #Tekoşin adlı genç kızın anlattıkları vicdanımı sızlattı. Eğer bu kız öldürülmemiş olsaydı, anlattıklarını içime gömerdim. Genç kızı ben #Diyarbakır dağlarından Şam’a gönderdim. Kız, benimle konuşmaya korkuyordu. Ona güven verdim ve Apo’ya karşı olduğumu söyleyince bana şunları anlattı’: * YOĞUNLAŞMA EĞİTİMİ Başkan bir grup kızı seçip yoğunlaşma eğitimi için evine aldı. Ben de vardım. Sevinçten uçacak gibiydim. Ama sonraki rezaleti görseydin mücadeleyi bırakıp kaçardın. Eve gittiğimizde 3 aydır yanında olan kızlar görevi bize bıraktı ve ‘Önderliğe namuslu kadın gibi yaklaşmayın. Sizin her şeyiniz onundur. O hepimizin sevgilisidir. Ona seksi görünmeyi ihmal etmeyin, bazen hepinizle, bazen de birinizle birlikte olmak isteyebilir. Sizi eğitmek
Siyaset
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yeni nöronlar oluşturuyor seviyede olmasından mutluyum
Misafir-Sin I (İşaret V) Önceki ile bu o kadar harika ve çoğunlukla hep yeni bilgilerden oluştuğu için neredeyse kitabı komple çizdim. En beğendiğim kitap serisinden olmasına rağmen o yüzden pek alıntı paylaşamıyorum: Birini seçsem diğerlerine haksızlık olacak ve böyle eksik aktarılacak gibi hissettim. Kısa ve çarpıcı yerler var illa ki ama yine de bölemiyorum çünkü anlamsızlaşabilir. Algılamakta ve sindirmekte biraz güçlük çekiyorum: Bazı yerlerinde adeta beynimi yakıyor. Bırakmak istemiyorum ama zorundalıkla ara veriyorum. Sonunda köprüyü doğru düzgün oluşturan ve sağlamlaştıran bir kaynağa denk geldim: İslamiyet ile kuantum alanı. Öncelerde "Ben öğrendiklerimi (fark ettiklerimi) bizimkilere nasıl anlatacağım? Bedensel kalıplara hapsolmuş insanlar, yeniliği ve özellikle onlara göre bilinmeyeni kabul etmeleri zor. Şu an bile deli gözüyle bakıyorlar. Konuşmaya başlasam beni oldürmek isteyebilirler ya da zaten onlara göre dinden kovulmuş (şirk koşmuş ve çıkmış) gibi olduğum için evden de kovarlar. Şaka gibi. TV' yi bile kapatmıyorlar. Oldükten sonra ki cennet- cehennemi düşünüp şu anki hayatlarını düşünmeden yaşıyorlar. Ay daha geçen "Kurban bayramının amacını anladıysanız artık gerçek hayvanları kesmenize gerek yok. Kurban etmeniz gereken kendi nefsinizdi. Hala niye yolun başındakiler gibi hayvan kesiyorsunuz? Sonraki seviyeye geçmeniz lazımken bir öncekinde kalmaya devam ediyorsunuz." dediğim için "O zaman bayramı nasıl yaparız, bunu Allah istedi nasıl karşı geliriz, kız başına ne biliyorsun da bize söylüyorsun, şeyhler/ imamlar varken senin neyin vardı da sen söylüyorsun bu hurafeleri, sana inanacak değiliz tabi ki..." dediklerinde eski toplumda ve Kuranda neden en çok erkeklerin yer aldığını ve neden peygamberliğin onlara sağlandığını da anladım açıkçası. Çünkü "Allah adil ve
1000Kitap
Kavga, sakinleşme, ilkel-adam şeytanlar, haramın oğlu hikayesi...
Aile dediğin insanların anlamaması ya da yanlış anlıyor olması o kadar sinir bozucu ki. Normalde kavga eden ya da hakaret/ küfür eden birisi değilim. Hakaret nadiren olsa da küfür sıfır. Dayım bir ameliyata girip güzel sonuçlarla çıktı çok şükür. O yüzden nenemlere birkaç gündür hep gittik. 3.-4. günde diş kopma olayından ötürü biraz ateşli ve bir göz altım şişmiş uyandım. Gidip gitmeme konusunda kararsızdım, aynı zamanda oradaki ortamı öğrenmek için anneme yazmıştım. Misafirlerin olduğunu ve gittiklerinde haber vereceğini söyledi. O süreçte ben de karar verecektim. Ve yaşıt olan (d. kızı) kuzenimin de orada olduğunu, gelip görmemin iyi olacağını vs. söyledi ve ısrar etti. Ben nenem için ısrar etti sanarken o zamanki ruh halimi bilmesine rağmen yabancı gibi olduğumuz kuzenim için ısrar ettiğini öğrenince "Keşke önceliğin dışarısı yerine içerisi olsaydı." demiştim. Bugünde konu bir şekilde ikimize geldi "Aranızda bir şey olmadı, niye düşman gibisiniz, niye ona düşman gibi davranıyorsun, o senin kuzenin." demesiyle anında yükseldim. "Onun ne yaptığını bilmiyormuşsun gibi gelip aramızda bir şey olmadığını mı söylüyorsun, onu yok saymamı ve nötr davranmamı düşmancıl algılayıp beni suçlu, bağın değerini kıymetini bilmez ilan ediyorsun?! Sen ciddi misin?!" "Evet, kız her geldiğinde seni soruyor, senin umursadığın yok. Kızın babası ameliyata girdi yani ne var onun için gelsen seni görse?" "Kendisi iki yüzlü. Ve onun düşünmesi gerekenleri sen ondan daha çok düşünüyorsun! Aramızda olan ya da olmayan seni alakadar etmiyor ayrıca. Burada yüzüne bakıp merhaba diyor olmama ve kötü niyetli davranmayışıma saygı duyacağın yerde bir s.kinde olmadığım ve benim için hiç olan birisi için hasta halimle beni sırf onda memnuniyet sağlamak için çağırdın!" "İki yüzlüyse aferin ona. Senin
Hayata Dair
"Sıkıldım dm" yazsam daha çok okunur... Bilmez miyim?
Hâlâ erkeklere yönelik, beddua, aşağılayıcı ithamlar ve hakaretler görüyorum. Her ne kadar hemcinslerimden görünüm olarak farklı bir birey olsam da, (küçüklüğümden bu yana feminen bir yapıdayım, elimde olan birşey değil ve mutluyum) ben de hemcinslerimin çoğundan aşağılayıcı ithamlara maruz kalıyor, hatta bazen zorbalık dahi görüyor olsam da, artık bu genellemeler benim de zoruma gidiyor. Ve hiç kimse bu konu hakkında tek kelime etmiyor / edemiyor. Ben feminizmi araştırmış ve kendime daha uygun görmüş bir bireyim. Feminizm, "iki cinsiyeti birbirine kutuplaştıran bir kavram değildir!" Her zaman ki gibi toplumumuzda bazı insanlar yine ve yine okuduğunu anlayamıyor. Tüm toplumların, her kesiminde, "iyi olan ve kötü olan olmak üzere" iki tür insan vardır ve bu iki cinsiyet içinde geçerlidir. Bazı yazarların, iki cinsiyeti birbirine kutuplaştırıcı satırlar yazması da, iki cinsiyetin birbirine karşı olumsuz tutumlarını ciddi anlamda etkilemekte. Buna diziler, oyunlar, klipler ve tabii sosyal yaşantı içerisindeki farklı olgularda söz konusu. Okuyun ya gerçekten. Kimseye bu kadar "okuyun" diye yalvarmadım hayatımda. Böyle yorumlar gördükçe keşke diyorum bu cinsiyette doğmasaydım. Otomatikman düşünüyorum; acaba toplum içine girdiğimde aşağılık olarak mı görünüyorum, o gözle mi bakılıyor diye... Yapmayın artık gerçekten ya...
İtiraf sayfaları
Evet ben de bir itirafta bulunayım. Ama o saçma kullanıcılar gibi "gizli olsun" deyip onun bunun arkasından konuşarak değil. İtiraf sayfaları kadar boş ve gereksiz bir oluşum görmedim. Lisedeyken Instagram üzerinden bu tarz hesaplar açılırdı ve "bu, şundan hoşlanıyor" tarzı itiraflar gelirdi, kimliği belirsiz bir şekilde. Asıl merak ettiğim mevzu şu: 1K gibi bir platformda neyin entrikasının döndüğünü hala anlamış değilim. "Şu kız enişteci, bu eleman sapık, şu kişi bunun arkasından konuşuyor vs." Böyle bir platformda bu tarz saçmalıklar ana sayfayı fazlasıyla işgal ediyor. Birini engelliyorum, diğeri hesap açıyor. Bu platformda neyin kafası bu? Bir entrika, kaos peşindesiniz ve bu çok saçma geliyor. Kitap okuma, yorumlama uygulamasında kime neyi itiraf ediyorsun? Bir insanın en güvendiği kişiye bile itiraf edemedikleri varken hiç tanımadığınız saçma bir itiraf sayfa kullanıcısına neyi itiraf ediyorsun? Bence itiraf hesaplarının kullanıcılarının ve onlara itiraflarda bulunanların kendisine biraz daha saygısı olması gerek. Bu benim düşüncem. Neyse kitap önereyim: Dorian Gray'in Portresi
Duygu ve Düşünce