Toplumda tutunamayan insanları konu alan kitap
8/10
·724 syf.··
2025 3. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 03:01
Bu uzun ve yorucu maratonu bitirdiğim için mutluyum. Öncelikle kitabın dili çok ağır daha doğrusu akıcı değil, çok uzun sürdü bitirmem özellikle içinde bilmediğim kelimeler vardı hele bir de şarkılar bölümü vardı ki sabır sınamalık! Hukuk fakültesine başlayacağım için sabrettim çünkü dili bundan daha ağır olan içerikleri okuyacağım. Yazarın günümüze hitap etmesini sevdim, geçmişe de hitap ediyor, bütün insanlığın ortak problemlerini ele almış, 500 yıl önce de 500 yıl sonra da şu anda aynı problemleri yaşıyoruz. İnsanlarla iletişim kurmak, anlaşabilmek, ortama ayak uydurmak çok zor. Ben her gün formayla okula giden bir öğrenci olduğum ve gittiğim okul, bölgenin sayılı okullarından olduğu halde çevremdeki soytarılardan laf yedim. Tabii dişli bir rakip olduğum için bertaraf ettim hepsini ama bunların yaşanıyor olması, ülkemizin gelişmişlik seviyesini gösteriyor ya da kız kardeşimin tarih öğretmeninin, kardeşimi kıskanıp her ders ona takılması gibi… Bu kitapta da yaşadıklarımızın yetişkin versiyonu verilmiş, Türkiye bu saçmalıklar devam ettiği sürece değişmeyecek. İnsanlar, çevrelerindekine laf yetiştirmek yerine kendilerini geliştirmeliler; kitapta da bundan sıkça bahsedilmiş. Kitaptan alıntılar: “Ben, sadece namuslu olmakla öğünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe başkaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için.” (sf. 98) “Kitaplara ithaflar yazmak, beğenilen satırların altını çizmek, sayfaların kenarına düşüncelerini yazmak Selim’e, kendini ele vermek, insanların ortasında çırıl çıplak kalmak gibi geliyordu. İnsanların kitaplara bir takım çizgiler çizmeye, kelimeler yazmaya hakkı yoktu. Herkesin düşünebileceği satırları yazmak saçmaydı. Her insanın
İnsan ve Duygular
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
8/10
·260 syf.··
2025 36. kitabı
Adım Adım Aşk “Her insanın yaşadığı iki hayatı vardı; ilki vitrinlik, herkesin bildiğiydi, diğeri ise kimsenin bilmesini istemediği ve kendini sakladığı hayatıydı.” “Kalp bu muydu, değer gördüğü her yerde çiçek açar mıydı?” “Aşk kapıyı çalınca, o kapıyı aralaması çok mu zordu? Kapıyı açmak kolaydı aslında ama o kapının ilerisindeki yol darmadumandı.” Delfin ; Yıllar önce yaşadığı trajedi sonrasın da Musa amca dediği babasının ortağının yanında büyüyüp ayakkabı tasarımcısı başarılı bir kadın oluyor.. Musa amca nın oğlu Çetin ile ise ezeli düşman ve rakip.. Çetin ‘in en yakın arkadaşı Vusal ile ülkeye dönüp bir ortak projede çalışmak zorunda kalması ise Delfin için bir dram oluyor. Ayrıldığı eski sevgilisi Kerem ‘in istifa etmesi ve evleri ayırmak zorunda kalması ile yeni ev arayışına giren Delfin beğendiği evin Çetin ‘e ait sanıp ortalığı kasıp kavururken farketmediği şey sitenin aslında onlara ait olmasıdır.. Evi istemiyorken Kerem’in yaptığı hareketler den dolayı da evi kabul edip ezeli rakibiyle aynı sitede yaşamaya başlıyor. Pelin ile Vusal ise bu 2 liye yardımcı olucak diğer düşmanlarken Vusal’ın Pelin e söylediği kırıcı sözler ile hem yakın arkadaşların ilişkisi hemde 4 lünün projesini etkiliyor. Bir gün şirketten ayrılırken asansör de Kerem ile karşılaşan Delfin şiddete maruz kalıyor bu sefer ise onu kurtaran Çetin oluyor.. Delfin in hastaneye Çetin in karakola gitmesiyle Delfinin geçmişi tekrar göz önüne geliyor ve artık Çetin ile anlaşmaya karar veriyor.. Tam herşey düzeldi derken İş kazası olup Çetin 2 hafta ortadan kayboluyor.. Komşu olan ve zaman geçtikçe iş ile araları düzelten Çetin geçmiş ile ilgili Delfin ‘e itiraflar da bulunuyor.. Bu itiraflar ikilinin ilişkisinin seyrini değiştiren ve geleceğini etkileyen büyük bir etkenlik gösteriyor.. Bir yandan
Adım Adım AşkTuğçe Akıllıoğlu · Cadı Yayınları · 202524 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·176 syf.··
2023 8. kitabı
“Peki!” der gider,”Peki!” der susar, “Peki!” der seversin ya da bazen vazgeçersin… Kitabın yorumuna geçmeden kitap ile tanışma anımı anlatmak istiyorum. Alıntı defteri tutmayı seven bir insanım. Bir gün bir arkadaş ile yollarımız farklı bir yerlerde kesişti. Tanıştık, konuşmalar gün geçtikçe ilerledi. Tesadüfen yazdığım defteri gördü. Ardından kitap konuları, kitap tarzlarımız vs açıldı. Meğerse o da benim gibi okuduğu kitaplardan alıntılar alıp yazmayı seven biriymiş. Karşılıklı defterlerimizi verip okumaya başladık. Defter de çoğunlukla yukarıda bahsi geçen Cihad Bey'in sözleri mevcuttu. Kitabı merak ettim şansıma kitap çantasında mevcutmuş. İncelemeye başladım baya hoşuma gitti 1 haftaya kalmaz bende kitabı aldım. Normalde böyle aşk şiirleri okumayı severim lakin kitaplarını pek okumak tercihim değildir. Lakin bu kitap biraz hatta biraz demeyeyim fazlasıyla fikrimi değiştirdi. Cihad Bey’in kitap da yaptığı ithaflar sevdiği kadına söylediği sözler o kadar ince ve naif ki… Normalde kitaplara yazı yazılması tercihim değildir ama kitap da öyle yerler var ki kendimi tutamadım bazen içimden geçen lakin kaleme dökemediğim şeyler orada yerini bulmuştu. Cihad Bey’in pişmanlığı, saf sevgisi… Kitap boyu neden ayrıldıklarını tabii ki öğrenemedim sadece özür mahiyetli ince düşünülmüş gayet güzel yazılmış bir kitap ve daha fazlası… Bu kadardı, kitap ile kalın sevgili dostlarım :)
Aşk ve Şiir
PekiCihad Kök · Olimpos Yayınları · 2018181 okunma
Garanti Karantina - M. MENTEŞ /Allah büyüktür elbet bir kapı açar.
7/10
·64 syf.··
2023 64. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2023 16:02
Murat Menteş Birkaç kez okuyacak kadar sevdiğim Ruhi Mücerret'in yazarı. Yanlış çağda yaşamanın stresi içinde olan yazar. Çağın fiyakalı kaybedeni. Bu defa bir şiir kitabını okumak nasip oldu. Üstelik dizeleriyle, çizimleriyle oldukça farklı, özgün bir şiir kitabının yazarı. "Allah'ım bizler senin falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol." (s. 12) Eserden en sevdiğim dize olabilir. Falsolu kullar. İlk okuduğumda Sadri Alışık'tan duyuyor gibi hissettim. Öyle değil miyiz sahiden? Başımızı kaldırıp etrafımıza baktığımızda herkesin hayatı, düşünceleri normal gibi geliyor. Bütün sıkıntı bizde sanki... Başka şairlere ithaflar, onlardan dizeler de yer alıyor eserde, Ah Muhsin Ünlü, Köroğlu... "Durman hey ağalar gelin meydana Boyansın kılıçlar al kızıl kana Bende mürüvvet yok kıyarım cana İçerimden gamım gitmez neyleyim." (s. 54) Bir çırpıda bitecek, aykırı çizim ve kelime seçimleriyle sizi düşündürecek, yazarının düzyazıdaki farkını şiirde de hissettirdiği bir eser. "Allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin Kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?" (s. 12) İnsanlar ikiye ayrılır zannımca: Duygusal olup duygusal olduğunu hissettirenler ve duygusal olup bunu kendine dahi itiraf edemeyen, dışarıya karşı gizleyenler. Öyle ya da böyle, insanız, kolay kırılıyor kalbimiz. İnsan kırılgan bir varlık, oyuncaktan daha kırılgan. Bir çırpıda bitecek bir eser. Elimde bu kadar uzun kalmasının nedeni araya Kinyas ve Kayra gibi yoran, yıpratan, düşündüren, uzun soluklu bir okuma gerektiren kitap koymuş olmam. İlk defa Murat Menteş okuyanlar üslubu biraz yadırgayabilir ama ona alışkın olanlara çok yabancı gelmeyecektir. Yine de benim aklıma Murat Menteş deyince düzyazıları gelecek hep. Daha anlamlı, daha okunası... "Diri taklidi yapmak istemiyorum artık." (s. 29) Ömrümüz bu çaba içinde geçiyor.
Şiir
Garanti KarantinaMurat Menteş · Sel Yayıncılık · 20192,604 okunma
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2021 20:15
Yeğenim, masal okumak için biraz geç değil mi ya ehehe diyecek herkesi dımdızlak bırakacak bir eser. Eserimiz şiir biçiminde yazılmış bir roman, ancak gerek üslup, gerek tema bir masaldan farksız. "Seviyordum Sizi" incelemesinde bahsettiğim gibi Puşkin, masallar anlatan dadısı Arina Rodionovna'nın manevi nezaretinde büyümüştür. Bunun şahsen en belirgin ve tek örneği de Ruslan ve Lyudmila'dır. Çünkü diğer eserlerinde böyle bir üslup bulamıyoruz, romantizm ve realizm ağır basıyor. Eser 1821 yılında yazıldığından kör bir insanın bile görebileceği kadar Rus milliyetçiliği teması var. Hatta kitapta zaman zaman "Rus ruhu, Rus kokusu, Rus gücü, Rus kılıcı" gibi milli bütünlük sağlayacak sözler de görülebiliyor. 1825'deki Dekabrist Ayaklanması'na yaklaşıldığından ortamda milliyetçilik, savaşçılık gırla geziyor zaten. Puşkin de hislerini kitaplarına yansıtacağı için Rus tarihine yönelmiş belli ki. Kiev Knezliği'nin Vladimir Svyatoslaviç dönemini seçmiş. Vladimir ve Lyudmila gerçek karakterler. Ruslan da gerçek bir karakter ama adının gerçekten Ruslan olduğu meçhul, daha öncesinde Rus efsanelerinde ve mitlerinde ismi geçen Yeruslan Lazareviç isminden esinlenildiği söyleniyor. Rogday ve Farlaf, yazar Karamzin'in "Rus Tarihi" kitabında geçiyor ancak Ratmir hakkında neredeyse hiçbir bilgi yok, bu da Ratmir'in gerçek olup olmadığı hakkında bizi bir bilinmezliğe götürüyor. Puşkin'in hislerini yansıttığını belirttim, ancak Puşkin çok coşkulu, gaza getirmeli bir anlatımdan çok keskin bir şekilde sıyrılmasını da biliyor. Yeri geliyor, tanıdıklarını yeriyor, yeri geliyor araya girip ithaflar yapıyor, yeri geliyor bir savaş sahnesini "Bir süreliğine bırakalım onları; / Yakında yine anacağım yiğitleri." dizeleriyle erteliyor ve gerilimli sahneleri bir Brezilya dizisi misali bir diğer
Ruslan ve LudmilaAleksandr Puşkin · Yapı Kredi Yayınları · 2010458 okunma
İnsanın 5 duyusuna da dokunabilen 8 büyülü öykü...
Puan vermedi·98 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 19:06
Gri bulutların beraberinde yağmur getireceği ne kadar kestirilebilir bir şeyse Hakan Sarıpolat 'ın bir gün karşımıza bir öykü kitabı ile çıkacağı da onu az-çok tanıyan bilen insanlar için o kadar kestirilebilir bir şeydi... Çünkü o, yazarlığa giden bu süreci gözlerden uzak yaşamadı... Tam tersi, yazılarıyla, incelemeleriyle, paylaştığı öyküleriyle bu ilk kitabını biz okur dostlarının yanı başında inşa etti... Hevesini önce bir hedefe dönüştürdü, sonra 'doğru' insanların fikir ve desteğini aldı... Mecazen değil, gerçek anlamda öykü ile yatıp kalktı... Benim bu sabah başlayıp, akşamına bitirdiğim bu 'ilk kitap'ın arkasında aylara, yıllara uzanan bir emek, bir gayret, bir tutku var... Bakmayın siz 'Google'ın paltosundan' çıkıp bir haftada leblebi gibi ilk kitap çıkartan sosyal medya artıklarına... Mesele iki kapak arasına bildiği tüm aforizmaları serpiştirip kitap yayınlatmak ise, şu dönemde evde çekirdeğinizi çıtlatıp FOX TV’de dizinizi seyrederken bile bunu başarmanız mümkün... İşte Hakan Sarıpolat gibi yazarların, öykücülerin nitelikli yayınevlerinden edebiyatımıza kazandırılması bu yüzden daha da önem kazanıyor. Edebiyat terazisi bu şekilde kuruyor dengesini... Okur da tercihleriyle bu sinsi savaşta tarafını seçiyor... Her bir öykü, her bir cümle, her bir kelime üzerine harcanan uzun uzun saatler, uykusuz geceler, beyin fırtınaları, kısacası o total emek, sırf Necip G. bugün güzel bir Cumartesi günü geçirsin, çayını demleyip eline kitabını aldığında nitelikli ve farklı bir şey okusun diye veriliyor... Herkes uyarlasın işte kendince bu son cümleyi... O yüzden her şeyin ötesinde, bizi kitabıyla buluşturduğu için Hakan’a içten bir teşekkür göndermek istiyorum... ----------------- Kitaptaki öyküler insanın 5 duyusunu da ziyaret ediyor tek
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021439 okunma