Einstein evrendeki bütün nesnelerin uzay-zamanda her zaman tek bir sabit hızla, ışık hızıyla yol aldığını iddia etmiştir. Tuhaf bir fikirdir bu; nesnelerin ışık hızından hatırı sayılır derecede düşük hızlarda hareket ettiğini düşünmeye alışmışızdır. (...) Fakat şimdi, bir nesnenin dört boyuttaki -üç uzam, bir zaman- birleşik hızından bahsediyoruz; ışık hızına denk olan da bir nesnenin bu genel anlamdaki hızıdır. Bunu daha iyi anlayabilmek ve önemini ortaya koyabilmek için, daha önce anlattığımız, gerçek hayatta karşılaşmamızın imkânsız olduğu tek hızlı otomobil örneğinde olduğu gibi, bu tek sabit hızın farklı boyutlar, yani farklı uzay ve zaman boyutları arasında paylaşılabileceğini belirtelim. Bir nesne duruyorsa (bize göre) ve buna bağlı olarak da uzayda hiç hareket etmiyorsa (...) nesnenin bütün hareketi tek boyutta -bu durumda zaman boyutunda- yol almak için kullanılır. Ayrıca bize ve birbirlerine göre hareketsiz olan bütün nesneler zamanda tamı tamına aynı hızda hareket ederler yani yaşlanırlar. Gelgelelim bir nesne uzayda da hareket ederse, bu zamandaki hareketinin bir kısmının başka bir doğrultuya harcanması gerektiği anlamına gelir. Belli bir açıyla yol alan otomobil örneğinde olduğu gibi, hareketin bu şekilde paylaşılması da -hareketin bir kısmı uzayda hareket etmek için kullanıldığı için- nesnenin zaman içinde durağan benzerlerine kıyasla daha yavaş hareket edeceği anlamına gelir.
"Zihnen kendimizi bu boyutlar ve mekânlar âleminin dışına naklettiğimizde mekân sorunu kalmaz"
Sayfa 54 - Tchoangtseu, 22. bl.
Reklam
Bazen dördüncü boyut, yani 3 boyutlu fiziksel gerçekliğin bir uzantısı olarak adlandırılan zaman, öncelikle içsel bir olgu olarak değerlendirilebilecek bir şeydir.
Yer ile göğün birlestiği yerdeyim
Bakış, sonsuz boyutlar içinde kendini kaybetmeye başlayıp da düşünceye havai üstün gelince, gökyüzü deryanın veya derya gökyüzünün aynası olmuş, bağlardaki çiçekler semaya veya ufuktaki bulutlar deryaya aksetmiş, hasılı yerle gök birleşmiş zannetmemek mümkün değildir.
"Seçeneklerimiz bizi tecrübelerimize götürür, tecrübeler olunca da, sandığımız gibi ufacık yaratıklar olmadığımızı anlarız. Biz hayatın boyutlar-arası ifadesiyiz, ruhun aynalarıyız."
Sayfa 34 - Arkadaş Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam