Kitapların Halka İniş Hikayesi
Kitabın yararını burada anlatmak gereksiz. Yaşamınızda olumlu ne görüyorsanız onun temelinde, kökeninde, gelişmesinde kitaplar içinde bulunan bilgiler vardır. Ancak bugün her istediği konuda her elini attığında bir kitap bulabilen bizler, bunun belki de hep böyle olmuş olduğunu sanırız. Halbuki bizim anladığımız anlamda kitap çok geç keşfedilmiştir. Ninova'da Sir Austen Henry Layard'ın ( 18 17- 1894) 1847'de keşfettiği meşhur Asurbanipal (MÖ 685-627) kütüphanesinde bulunan 22 bin çivi yazılı tablet hemen tamamen din, hukuk ve ticaret hakkında olup, halkın okuması için üretilmiş metinler değillerdi. Zaten kütüphaneyi oluşturan Asurbanipal İlk Çağda okuması yazması olan nadir krallardan biriydi. O zamanlar halkın bilgisi neredeyse tamamen sözeldL Okuma-yazma, devlet emrinde çalışan çok küçük bir katipler sınıfıyla sınırlıydı. Halk için kitap üretmek fikrinin ilk kez Atina tiranı Peisistratos'un aklına geldiği söylenir. Peisistratos, Karl Popper'in bir yazısından öğrendiğim üzere, yalnız politikacı değil, aynı zamanda yayıncıymış da.(4) Bu yayıncılığın çok özel bir yanı dünyada bilinen en eski yayıncılık kuruluşu olması. Tabii yukarıda da değindiğim, gibi Peisistratos'tan önce de pek çok "kitap" yazılmıştı. Ancak bu kitapların hemen tamamı ya dinsel içerikli "kutsal kitaplardı" ve yalnızca belli bir ruhhan sınıfına hitap ediyorlardı veya politik antlaşma, vasiyet vb. metinlerle ticari tablolardan ibarettiler. Belli bir bilgiyi halka nakletmek amacıyla kitap yayınlamak fikrini ilk kez Peisistratos'un düşünmüş olduğu sanılmakta (Şengör, 2016: 37-38). (4) Popper, K. E. 1987, Bücher und Gedanken: Das Erste Buch Europas: Auf der Suche nach Einer Besseren Weft'de, Pipcr, München, ss. 1 17- 1 26. Popper'in bu yarısı Türkçe'ye de çevrilmiştir: Popper, K. R.{ 200 f, "Kitaplar ve
Sayfa 38 - Şengör, A.M. (2016). Ka Kitap. 1. Baskı.·Kitabı okudu
Alıntı
Industrial Evolution [Endüstriyel Evrim] eserinde Bücher, “kültürdeki her ilerleme, deyim yerindeyse, yeni bir gezginlik dönemiyle başlar” der ve bu tezi desteklemek için de ticaretin daha önceki formlarının göçebe olduğuna, ilk endüstrilerin de aynı şekilde, kendilerini aile çiftliklerinden ayırmak ve müstakil yürütülen işler haline gelmek için gezici bir form aldıklarına işaret eder. “Büyük dinlerin kurucuları, en eski şairler ve filozoflar, geçmiş dönem müzisyenleri ve aktörlerinin tamamı büyük gezginlerdir. Bilgiyi aktarma araçlarındaki muazzam güncel gelişmelere rağmen, bugün bile bir mucit, yeni bir doktrinin vaizi ve bir virtüöz; taraftar ve hayran arayışıyla oradan oraya gezmez mi?” [Carl Bücher, Industrial Evolution, s.347]
Sayfa 70
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sie runzelt die Stirn, als hätte ich sie beleidigt. „Ich lese lieber.“ „Das ist toll! Was liest du gerne?“ „Bücher.“ „Was für Bücher?“ „Solche mit Wörtern?“
Sayfa 43
Industrial Evolution [Endüstriyel Evrim] eserinde Bücher, "kültürdeki her ilerleme, deyim yerindeyse, yeni bir gezginlik dönemiyle başlar" der ve bu tezi desteklemek için de ticaretin daha önceki formlarının göçebe olduğuna, ilk endüstrilerin de aynı şekilde, kendilerini aile çiftliklerinden ayırmak ve müsta­kil yürütülen işler haline gelmek için gezici bir form aldıklarına işaret eder. "Büyük dinlerin kurucuları, en eski şairler ve filozof­lar, geçmiş dönem müzisyenleri ve aktörlerinin tamamı büyük gezginlerdir. Bilgiyi aktarma araçlarındaki muazzam güncel ge­lişmelere rağmen, bugün bile bir mucit, yeni bir doktrinin vaizi ve bir virtüöz; taraftar ve hayran arayışıyla oradan oraya gezmez mi?"
Çekimli / Bükümlü Diller
Bükümlü dillere çekim ve yeni bir sözcüğün türetimi sırasında kök değişikliğe uğrar. Bükümlü diller, kendi aralarında kök bükümlü ve gövde bükümlü olmak üzere ikiye ayrılır. Arapça kök bükümlü bir dildir. Hint-Avrupa dilleri içinde yer alan Germen dilleri, Roman dilleri gibi diller de gövde bükümlü diller grubuna girer. Almanca, Fransızca, İngilizce gibi diller gövde bükümlü dillerdendir. Bükümlü dillere, Almanca'dan bazı örnekler vermek yerinde olacaktır. Almanca'da gelmek anlamına gelen kommen eylemi çekime girdiği zaman eylem kökünde bulunan ünlülerden bazıları değişikliğe uğrar. kommen (gelmek) ich komme (ben geliyorum) ich bin gekommen (ben geldim) ich war gekommen (ben gelmiştim) ich wäre gekommen (ben gelseydim) Örneklerde görüldüğü üzere kommen eyleminin çekimi sırasında o ve i ünlüleri a ve â'ya dönüşmektedir. Almanca'da sözcükler çoğul yapılırken de bu tür değişikliklere rastlanır: das Buch (kitap) die Bücher (kitaplar) der Mann (adam) die Männer (adamlar)
Eğer tüm bunları psikanaliz teorik çerçevesinde görmek istersek, çocuğun okuma hatasının düzeltilmesinin, çocuğun aşağılık duygularını ve dolayısıyla kendisini aşağılık hissetmeye zorlayan herkese karşı duyduğu öfkeyi artırdığını söyleyebiliriz – ki bir hataya dikkat çekildiğinde bu kaçınılmazdır, özellikle de hata aptallık olarak gösterildiğinde.