Puan vermedi·204 syf.·
2026 406. kitabı
Sokrates, İsa ve Buda bize yaşamayı öğretirler. (...) Onların mesajı bireyin gelişimine odaklanır. Başkasına saygı duyma, kendini tanıma, aşk ve özgürlük sunar. Dini bir temele dayandırılsa da, asla dogmatik değildir. Her zaman anlamlandırır ve sebebi ortaya koyar, ayrıca kalpten gelir. Frederic Lenoir Sokrates’in, İsa’nın ve Buda’nın yaşam biçimleri arasında güçlü benzerlikler vardır. Hepsi de çok büyük insanlardı ve üçü de övgülerden, zenginliklerden kaçtı. Bağımsız olmayı tercih ettiler ve bir yol gösterici oldular. İsa, bize insanın maddiyattan daha başka şeylere de ihtiyaç duyduğunu hatırlatır. Sokrates, bir insanın yalnızca doğruyu ararken ve cehaletten kaçmaya çabalarken her türlü çabayı sarf ettiğini söyler. Buda ise insanın yaşamının büyük anlamını meditasyon yaparak bulabileceğini, kendi üzerinde çalışarak ego yanılsamalarının üstesinden gelebileceğini anlatır. Varoluş mantığı, sahip olma eyleminden daha önemlidir. Tek bir sözle kalbe dokunmak kadar büyük bir mucize olabilir mi? S:99
Araştırma İnceleme Felsefe Düşünce
Üç Usta: Sokrates, İsa ve BudaFrederic Lenoir · Paris Yayınları · 201840 okunma
Bir kahve içtiler ve…
9/10
·192 syf.·
2020 26. kitabı
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var. I. BÖLÜM 1) Aynalı Baba ile Konuşma ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.” “Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.” ↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) “Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. - Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır. Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri: (1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh) (2) Mevlana = Mesnevi (3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm (4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir. (5) Spinoza = Etika → Mantıkut Tayr (Kuşların Dili) → Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı → Siddhartha 2) Yokluk Tepesi Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı) Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Siddhartha
6/10
·148 syf.··
2026 11. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 21:10
Siddhartha: akıllı, sorgulayan, çok yönlü, zeki, güçlü bir iradeye sahip ve Nirvana’ya ulaşmak isteyen baş kahraman. Gotoma: Buda’ya inananlar. Siddharta’nın babası: yaşadığı bölgede önemli bir Brahman (Hinduizm inancına bağlı Soylu) Govinda:Siddharta’nın en yakın dostu ve ruhani yolculuktaki arkadaşı Vesudeva: Irmak Tanrısı Kamala: Dünya zevklerini Siddharta’ya yaşatan ve aynı zamanda dünya zevklerini ve güzelliğin simgesi kadın. Siddharta bir prensti diğer çocuklardan farklı olan aklı, duruşu, kararlılığı ve bir arayisi vardı. Tek yönlü değildir. Kuvvetli bir iradeye sahiptir. Hayatında anlamını aramaktadır ve bunun Nirvana’ya ulaşarak olabileceğine inanmaktadır. Nirvana’ya ulaşmak için ise sahip olduğu ailesi, zenginliği ve konforu terk etmesi gerektiğini inanır. Babasının karşı çıkmasına rağmen samanalara katılır. Yolculukla beraber hikaye başlar. Samanalar ormanda yaşayan neredeyse çıplak gezen, çoğu kez aç uyuyan ve yiyecek bulduklarında sadece bir öğün yiyen daimi olarak meditasyon yapan dini bir topluluktur. Siddharta samanalardan bir çok şey öğrenmiştir. Fakat öğrendikleri ruhuna yeterli gelmemektedir.. Govinda ile beraber Buda’ya ya katılmaya karar verirler. Siddharta aradığını yine bulamaz hatta tezat bir dialog yaşanır. Govinda hayatından memnundur Siddharta’nın burayı da terk etme istediğinden etkilenmiştir o da onunla beraber gitmeyi düşünsede Siddharta bunu kabul etmez. Govinda’nın kendi başına karar verip gelişmesi gerektiğini söyler ve ayrılır. Siddharta yalnız bir şekilde yol alır en iyi topluluklardan bağımsız olmak onun için farklı bir deneyim olmuştur. Bir şehre yerleşir. Orada Kamala ile tanışır. Onu arzular zamanla sever. Kamala’nın da desteğiyle ticaret yapar. Para kazanır. Bunlar olurken dünya hırsları içinde buyur. Bir gün bir uyanış yaşar.
Felsefe
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
10/10
·122 syf.··
2025 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 13:35
Dört Anlaşma”, insan zihninin nasıl bir sis perdesiyle yaşadığını ve bu sisin nasıl sessizce bir hapishaneye dönüştüğünü gösteren sade ama çarpıcı bir eser. Yazarın anlattığı şeyler aslında hep bildiğimiz ama farkında olmadığımız basit gerçekler: Kendi içimizdeki sesle nasıl konuştuğumuz, dünyayı nasıl algıladığımız ve başkalarının gözünden kendimizi nasıl yarattığımız. Kitap, toltek öğretilerini ele alan dört temel anlaşma üzerinden ilerliyor. Sözcüklerin gücü, kişisel algılama, varsayımda bulunma, yapabilidiğinin en iyisini yapmak. Bu dört anlaşma bizim yetiştirilme sürecimizde toplum tarafından bizi ehlileştiren, zihinimizi ve algılarımızı şekillendiren anlaşmalardır. Kitap bu bilinç anlaşmalarını bozarak yeni anlaşmalar yaparak Toltek tabiri ile Yeni Rüya / dünyada cennet yaşamayı vaar ediyor. Bence fazlasıyla etkili şekilde yaşamınızı değiştirecek bilgiler yer alıyor. Ezoterik öğretiler alanında Toltek'lerin önemi büyük. Toltekleri antropologlar bir ırk olarak tanımlıyor. Birçok kadim öğretici Toltek'lerin yetiştirdiği düşünülüyor. Tarihte Mayalar gibi uygarlıklarında Toltek'lerin yetişirdiği düşünülüyor. Öyle ki toltekler'in yaşadığı Meksika bölgesi 'İnsanın tanrı olduğu' yer olarak biliniyor. Kitabın sadeliği bazı okurlara yüzeysel gelebilir ama özünde taşınan şey, farkındalık. Bu dört anlaşmayı uygulamak, insanın kendine karşı daha şefkatli ve daha bilinçli bir yaşam sürmesine kapı açıyor. Hem içsel huzur hem de ilişkilerde berraklık sağlayan bir rehber niteliğinde. Beni en çok düşündüren ise Sevgi bilinci kısmı oldu. Sevgiyi bir yaşam biçimi yaptığınızda yaşam çok kolaylaşır, dünyada cennetin varolduğunun gerçekliğini bilirsiniz diyor yazar. Yine kitaptan sevgi bilinci bölümünden bir kesitle bitirmek istiyorum. ' Sevgiyle yaşadığınızda zihninizdeki sis yok
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,3bin okunma
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 16:25
Öncelikle şunu söylemem gerekir ki bu kitap "İsteme ve tasarım olarak dünya" kitabının kısaltılmış ve sıkıştırılmış metni olduğu için oldukça ağır ve anlaşılması çok güç. Kitabın içeriği Schopenhauer'un dört bölümü ve kitabı derleyen yazarın "yorum" adlı bölümlerinden oluşmaktadır. Schopenhauer, gerçekliği irade ve tasavur olarak ayırır. İrade yani isteme bunu kabullenişimizi ve ölümden sonra bir hayatın olacağını kısacası bir zorunlu varlık fenomenini bize mümkünmüş gibi olmasını sağlar. Doğmadan önce her ne isek ölümden sonra da o olacağımizin önüne bir set çeker ve doğduktan sonra insan hayatı ıstırap ve acıyla doludur ölümün olması hiç olmaması geren varoluşu bir tatmin yoluyla devam etmesini sağlar ve sonunda bir hiçlikle karşılaşır insan. Onun felsefesi daha çok Buda felsefesiyle ortak noktaları vardır, bunlar: Bütün fenomenlerin gelip geçici olduğu ve dünya hayatının bir yanılsamadan ibaret olduğudur, bir diğeri Tanrı düşüncesinin olamaması gibi. Buna karşın nirvana düşüncesi onun da dikkatini çeker ve olması gerektiği konusunda teyid eder. Kitabında aslında en çok "kendinde şey" düşüncesinin üzerinde durur ve gerçekliğin bize olası görünmesi fenomenlerin bizdeki yansımasıdır ki bunlar da aldatıcıdır. Bilinç kavramı hakkındaki tespitleri bir bakıma mantıklıdır ve şunu söyler canlıların aslında hemen hemen hepsinin bilinci olduğu ama insanın bilincinin en çok olduğunu söyler çünkü insandaki bilinç beyne bağlıdır ama diğer canlıların ki yaşama içgüdüsüne. Bu kitabı anlamak için "İsteme ve tasarım olarak dünya" kitabına da mutlaka bakılması gerekir.
1000Kitap
Bilmek ve İstemekArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 2017501 okunma
8/10
·128 syf.·
Beğendi
·
2025 121. kitabı
Asaf Hâlet Çelebi – Bütün Şiirleri kitabının içeriğini, kronolojik sırayla ve şiirlerin ana temalarını tek tek açıklayarak detaylı bir özet şeklinde sunayım. --- 1. He (1942) Asaf Hâlet Çelebi’nin ilk kitabı olan He, Mevlevilik ve tasavvuf felsefesinden beslenir. "He" ismi: Arap alfabesindeki “ه” harfi, Allah’ın gizli adının sembolü olarak yorumlanır. Tasavvufta ruhun Allah’a dönüşünü temsil eder. Temalar: Varlık – Yokluk: İnsan, hakikati arayan bir yolcudur; beden fanidir, ruh ise ilahi kaynaktan gelir. Aşk-ı İlahi: Dünya sevgisi geçici, hakiki aşk yalnızca Allah’a duyulan aşktır. Dervişlik ve Semâ: Mevlevi ayinleri, ney sesi, semazen dönüşleri şiirlerde metafor olarak yer alır. Dikkat Çeken Şiirler: Mevlâna, Semazen, He, Aşkın Çilesi. Üslup: Divan şiiri ritmi ile serbest vezin birleşir. Arapça ve Farsça kelimeler bolca kullanılır. --- 2. Lâmelif (1945) Bu kitap, He’ye göre daha kozmopolit ve daha deneysel bir dildir. "Lâmelif" ismi: Arap alfabesindeki “لا” birleşimi (lam ve elif), tasavvufta “Lâ ilâhe illallah” (Allah’tan başka ilah yoktur) sözünü simgeler. Hem bir harf bileşimi hem de felsefi bir “yokluk” sembolü.
Bütün ŞiirleriAsaf Hâlet Çelebi · Yapı Kredi Yayınları · 20132,062 okunma