Ah, ben niçin böyleyim? Ne olurdu ben de onlar ve herkes gibi bu hayattan zevk alacak his ve kabiliyette olsaydım da onlar gibi bu sefalet içinde kayıtsız ve gönül rahatlığıyla yaşayabilseydim... Onlar gibi bu dedikodularla, bu konularla, bu oyunlarla yetinebilseydim... Ve ruhum bu azap duyduğu elzem ihtiyaçlarla beni harap ve helak etmeseydi... İçinde yaşayacağım hayat için büyütülmüş olsaydım...
Halbuki ben bu hayat için büyümedim. Ah, bizi niçin böyle yetiştiriyorlar? Analarımız, babalarımız hâlâ gafletlerinin, hatalarının neticesini görüp niçin akıllarını başlarına toplamıyorlar? Peki, istedikleri şey hislerimizin incelmesi, fikirlerimizin açılmasıysa, bu ince hislerimiz açık fikirlerimizle bize tayin ettikleri hayatı nefretle kabul edeceğimizi niçin ve nasıl düşünemiyorlar? İşte mesela ben, biraz ince hisli olmasam, bugün bu beğenmediğim hanımlar gibi olacağım. Nigâr ve benzerleri gibi hayatımı kapıdan gelip geçenlerle meşgul edebilerek kendimi ve hayatımı beğenecektim! Halbuki aldığım terbiye, okuduğum eserler bana şaşaalı hayatlar vaat ettiler; şimdi nasıl olur ki bu miskin, bu donuk, bu düşkün hayatı severek kabul ederim?