Puan vermedi·118 syf.··
2026 124. kitabı
Opera, bir kültürü tanımanın etkili yollarından biridir. Operalar, ait oldukları toplumun dilini, tarihini, inançlarını, geleneklerini ve sanatsal anlayışını yansıtır. Eserlerde yer alan hikayeler, karakterler, müzikler ve sahne tasarımları sayesinde izleyiciler o kültürün yaşam biçimi ve değerleri hakkında bilgi edinir. Ayrıca opera, farklı kültürlerin ortak ve farklı yönlerini görmeye yardımcı olarak kültürel farkındalığın ve hoşgörünün gelişmesine katkı sağlar. La Traviata, İtalyan besteci Giuseppe Verdi tarafından bestelenen ve dünyanın en ünlü operaları arasında yer alan bir eserdir. Opera, Parisli bir kadın olan Violetta ile genç aristokrat Alfredo Germont arasındaki aşk hikayesini anlatmaktadır. Toplumsal önyargılar ve aile baskıları nedeniyle büyük zorluklar yaşayan çiftin ilişkisi, izleyicilere aşk, fedakarlıklar ve insan onuru üzerine etkileyici bir güzergah sunar. Eser, tanınmış bir hayat kadını ile varlıklı bir gencin arasındaki trajik aşk hikayesinin ötesinde, sosyal sınıf farklılıklarının, dönemin hastalığının ve toplumsal baskının, insan yaşamını nasıl şekillendirdiğinin de altını çizmektedir. Aşk için nelerden fedakarlık yapılabilir hiç düşündünüz mü? Dönemin toplumsal değerleri ilgili fikir vermesi ile de oldukça kıymetli bir eser aynı zamanda. Toplumsal önyargılar sanırım her dönemin önemli bir konusu. Sevdiğiniz kişinin geleceği için nelerden vazgeçerdiniz bilmiyorum ama bugünlerde böyle aşklar pek kalmadı sanırım.
La TraviataGiuseppe Verdi · Fihrist Kitap · 202413 okunma
Puan vermedi·206 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 11:49
Rėnè Quénon çok enteresan bir kafa ve kalemmiş Sonradan tarikât yoluna girip Müslüman olmuş ama belki bir Araptan belki bir Türkten çok daha iyi bir Müslümanlık sınavı vermiş zannımca Modern Dünyanın Bunalımı ve Manevi İlimlere Giriş adlarındaki 2 büyük eserini de okudum Hiç eğip bükmeden yumuşatmadan zamaneye veya siyasi konjonktüre uydurma çabasında olmadan yazıp çizmiş büyük bir alimmiş Bazı görüşleri bana çok katı ve günümüz dünyası içinde ziyadesiyle ütopik gelsede realist ve hak olduğu asla inkar edilemez Çok beğendim çok etkilendim hatta sarsıldım diyebilirim Bundan yıllar öncesine getirdiği eleştiriler sanki bugünlerde ki dejenere yozlaşma taklitçilik sekülerleşme ve modernite için atılan çığlıklar gibi... Yazar Abdülvâhid Yahya yani Quénon bir de bugünlerde yaşasa idi, Sosyal Medya Yapay Zeka gibi mefhumların insanları hatta özelde Müslüman dünyayı dahî bu denli esir aldığını görse acaba ne yorum yapardı?
Manevi İlimlere GirişRene Guenon · İnsan Yayınları · 19974 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kadının Adı Yok
8/10
·182 syf.··
2026 22. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 21:25
Ana karakterin arkasında duramayacağım kararlar aldığı, uyguladığı eserleri okumaktan pek keyif almam ama ahlaki açıdan gri ve siyah zon hattında giden bir ana karakteri takip ettiğim bu eserde biraz arada kaldım. Yazarın kadının toplumdaki yerini eleştirmek için kaleme aldığı eser bunu ev içi sömürülen emek, kadının iş hayatındaki yeri ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden güzel yansıtmış ama kör noktaları çokça olanda bir anlatıya şu şekilde sahip ezilen olmaktan, ezenlerin oyununu oynayarak kaçmaya çalışan bir ana karakter görüyoruz, ‘baba’ olursa otorite sahibi olursa mutlu olacağını düşünen ana karakterimizin gözünden kendisi gibi bir hayatı seçmeyen tüm kadınların perişanlığına şahit oluyoruz, benzer şekilde sistem eleştirisi bakımından zayıf kalıyor denebilir kadınları çok çabalamaya çalışırsanız başarırsınız şeklinde resmediyor sistemin bireyleri başarısız yapmak için tasarlandığını fark edemiyor pek çok noktasında, tabiki burda yaptığım çoğu eleştiriyi günümüz lensinden bakarak yazıyorum ve belki bu lense sahip olmamın sebeplerinden başında bu ve bunun gibi kitapların etkisinde kalmış kadınların evrilmiş, gelişmiş fikirlerinin bugünlerde bana ulaşabilmiş olması bu yönüyle Türkiye de feminist hareketin çarklarını döndüren ses getiren bir eser, umuyorum ki kitapta ki karamsar ve depresif yaşamları bugün ve yarın kimse yaşamaz ve eşit,aydınlık bir geleceğin ortakları oluruz.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
7/10
·512 syf.··
2025 10. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 23:36
‎Edebiyat bazen bize ayna tutar, bazen ise karanlık bir dehlize hapseder. Lionel Shriver’ın Kevin Hakkında Konuşmalıyız eseri, ikinci tanıma tam uyuyor. Roman, sadece bir "suç" hikâyesi değil; anneliğin kutsal kabul edilen o steril imgesinin ardındaki çatlaklardan sızan, oldukça rahatsız edici bir hakikat arayışı. ‎​Eva, oğlu Kevin’ın işlediği o dehşet verici okul saldırısından sonra, aslında kendi içindeki suçluluk duygusunu ve "anormal" gördüğü anne olma halini bir mektup dizisiyle dışa vuruyor. Shriver, okuru bir mahkeme salonuna oturtuyor; ancak yargılanan sadece Kevin değil, Eva’nın kendi varoluşu, eşiyle olan iletişimsizliği ve modern toplumun ebeveynlik üzerindeki baskısıdır. ‎ ‎​Kitapta en çok altını çizdiğim cümlelerden biri olan "Son zamanlarda politika da benim için küçük, kişisel hikâyelerden oluşan bir yığına dönüştü. Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Yalnızca insanlar ve başlarına gelenler var," itirafı, Eva’nın dünyasının nasıl paramparça olduğunu en iyi anlatan satırlardan. O, dünyayı değil, kendi küçük ve trajik evrenini çözmeye çalışıyor. ​Kitap boyunca sorduğumuz o yakıcı soru şu: Bir çocuk doğuştan mı "kötü"dür, yoksa biz mi ona o kötülüğü gıdasıyla, sevgisizliğiyle ya da fazla sevgisiyle aşılarız? Eva’nın o soğuk, mesafeli ama bir o kadar da içten dökülüşleri, okuru kendi vicdanıyla baş başa bırakıyor. "Yalnızca vicdanı olan bir insana acı çektirebilirsiniz. Yalnızca boşa çıkacak umutları ya da sevdiği insanlardan uzağa düşmekten endişelenenler cezalandırılabilir," satırları, sanırım bu kitabın tüm o karanlık atmosferini tek bir noktada özetliyor. ‎ ​Bazen bir ebeveynin en büyük itirafı da şu oluyor: "Bugünlerde benim için anlaşılmak, sevilmekten çok daha önemli." İşte Eva, bu anlaşılma arzusuyla bizleri o dehlize çekiyor. ‎ ‎​Kitabın 2011 yapımı,
Edebiyat
Kevin Hakkında KonuşmalıyızLionel Shriver · Koridor Yayıncılık · 2025244 okunma
Toplumsal Çöküş
Puan vermedi·336 syf.··
2026 3. kitabı
Bir toplumda ahlaki ve vicdani çöküş ne zaman başlar? Herkes yanlışlara karşı "kör" olursa o toplumda değerlerden söz edilebilir mi? Ahlaktan uzaklaşırsa ne denli vahşileşebilir insanlar? Bu kitap bütün bu sorulara yanıt veriyor. Bir gün bütün dünyada körlük salgını başlıyor. Bunun bir salgın olduğunu anladıklarında körlük hastalığına yakalanan birkaç kişiyi bir akıl hastanesinde karantinaya alıyorlar. Üstelik gün geçtikçe daha çok insan geliyor hastaneye. Kapıya askerler koyuluyor, insanların hastaneden çıkması yasaklanıyor. Kaçmaya çalışanlar askerler tarafından devlet eliyle öldürülüyor. Hiçbir ilk yardım malzemesi yok. Bu sebeple bir adam bacağındaki yara enfeksiyon kaptığı için ölüyor üstelik. Peki bütün bunlar olurken sadece bir kadının görebildiğini söylesem. Kör olan kocasını karantinada yalnız bırakmak istemediği için kadın görevlilere Kör olduğunu söylüyor ve kocasıyla birlikte karantinaya alınıyor. Ama bir süre sonra körlük herkese bulaşıyor ve kapıdaki askerler de gidiyor. Hastanede çıkan bir yangın sonucu karantinadaki yüzlerce insandan sadece birkaç kişi hayatta kalıyor ve şehre iniyorlar. Ama şehirde de durumlar en az hastanedeki kadar kötü. Herkes kör olduğu için elektrikler ve sular kesilmiş, insanlar evleri ve dükkanları yağmalamış üstelik herkes bunu normal karşılıyor. İşin en can alıcı noktası ise kilisedeki figürlerin gözleri beyaz boya ile boyanmış. Sanki din bile kör olmuş, yanlışları göremeyecek duruma getirilmiş insanlar tarafından. Peki herkesin bir anda gözü açılırsa ne olur? İnsanoğlu kaybettiklerini nasıl yerine koyar? Günümüzdeki insanları anlatıyor diye düşünmüştüm bu kitabı okuduğumda. Gerçekten insanlar yanlışları çok kolay görmezden gelip normalleştiriyorlar bugünlerde. İşte toplumsal çöküş tam bu noktada başlıyor. Şimdi bu yazıyı
Duygu ve Düşünce
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Puan vermedi·599 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 10:33
Bazı kitapların ilk cümleleri, bazı kitapların son cümleleri meşhurdur. Sanırım az sayıda ilk ve son cümlesi meşhur kitaplar vardır. Bu kitaplardan birisi de Nutuk’tur. Samsun’a çıkış ve Gençliğe Hitabe benim için önemli. Nutuk okumadan önce o döneme ilişkin, anı, hatırat, biyografi, roman vb. eserler okumuştum, haliyle konulara vakıftım. Bu nedenle okumamda anlatılan konulara yabancılık çekmedim. Kitapta Atatürk’ün dehası ve silah arkadaşlarının çalışkanlığı ön plana çıkıyor. Kitabın bazı kısımlarında silah arkadaşlarının siyasi amaçlar uğruna ters düşüşlerine de yer verilmiş, Kazım Karabekir, Refet, Rauf Orbay, Nurettin, Ali İhsan Sabis gibi paşalar ve Rıza Nur, Kara Vasıf vb. gibi siyasi kişilerin muhalefeti yer verilmiş, haksız oldukları yerler anlatılmış. Kazım Karabekir dışındakileri açıkçası pek tutmuyorum ama Kazım Karabekir’in anılarını da okumak lazım. Her ne olursa olsun, Atatürk’ün ulusu toplaması ve liderliği takdire şayandır. Bugünlerde dış mihraklar, içerideki bazı aldanmışlara Osmanlı hayali kurduruyor. Atatürk geçmişten onlara bu kitap vasıtasıyla cevap veriyor. Saltanat ve hilafetin niçin kaldırıldığını öğrenenler, zaten böyle temelsiz hayaller içine girmez. Osmanlı bizimdir ancak geçmişte kalmıştır. Kitabı herkese öneririm
NutukMustafa Kemal Atatürk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202334,4bin okunma